Giriş
(7)

kötü dönemlerinizde ne yapıyorsunuz?

durgunfoton
yani master bitti, doktoraya başlamadım-ben istemedim-. danışman hocamla aram iyi değil, arayıp sormadım. 20 kilo aldım hiçbir giysime sığmıyorum. aslında ben doktora yapmak istiyorum ama y. lisansta, önceden başkalarından duyduğum torpillerin hepsine tanık oldum. drive da sınav sorularının belli in
yani master bitti, doktoraya başlamadım-ben istemedim-. danışman hocamla aram iyi değil, arayıp sormadım. 20 kilo aldım hiçbir giysime sığmıyorum.

aslında ben doktora yapmak istiyorum ama y. lisansta, önceden başkalarından duyduğum torpillerin hepsine tanık oldum. drive da sınav sorularının belli insanlarla paylaşılmasından tutun -bilgisayarı kapatmayı unutmuşlar ekranı açınca direkt hocanın drive klasörü çıktı orada gördüm- , sıfır katkıyla iki bin lira burs alanlara kadar.

arkadaşlarım bölüm değiştirerek devam ettiler. ben başka okula da gitsem doktorada da başıma aynı şeyler gelecekmiş gibi hissediyorum. bir de uyuz olduğum bu insanları görseniz ne kadar başarılı falan dersiniz, kendilerini çok iyi gösterirler.
0
durgunfoton
(28.09.17)
turşu yiyorum.
0
tosunpasa
(28.09.17)
Yasadigin kotu seyler. Sanirim boyle durumlarda yapmamiz gereken yasamaya devam etmek. Biz vazgecersek onlar kazanir.
0
Traveller
(28.09.17)
kilo ver.
0
secrexv2
(28.09.17)
şu anda klüpte keyfim yerinde pistin ortasında oynuyorum
SANMA ÇEKİLİRİM BİR KÖŞEYE
PİSTİN ORTASINDA OYNUYORUM :d
0
regardless of what they say
(28.09.17)
Yürüyüşe başla, hiç aksatmadan her gün işe gidermiş gibi çıkıp 1-1.5 saat yürü. Her yönden faydası olacak.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(28.09.17)
Doktoraya başlayıp 'he' deyip ileride kendiniz öğrenci yetiştirirken daha doğrusunu yaparsanız sorun yerine çözüm üretmiş olursunuz. Bunun için karakterinizin ve iradenizin sağlam olması gerekiyor, tutkulu olmanız gerekiyor. Kimseyle atışmak zorunda değilsiniz. Kayırmaların arasında varlığınızı sürdürmeyi başarmanız lazım o kadar.

Siz yapmazsanız, başkası yapmazsa kim yapacak? Böyle düşünerek motive olabilirsiniz. Bölümle ya da üniversiteyle değil de akademik sistemle ilgili bir durum bu. Einstein da çok çekmiş, Tesla da. Hocalar kendini devam ettirecek kimseleri tercih ediyor. Eleştirel öğrencileri tercih etmiyorlar.

Aman bana ne de diyebilirsiniz. Hayat sizin.
0
idexo
(28.09.17)
Seks
0
MaNOfTheYear
(28.09.17)
(9)

Hangi alanda çalışmak daha keyifli ? [Amaçsız/Gereksiz anket içerir]

mete kudur
Dışarıdan bakan bir insanın aklına hemen ''reklamcılar'' gelebiliyor sanırım, belki doğru da olabilir bilmiyorum.Ben sayılarla arası iyi olmayan ve çabuk sıkılan birisi olduğum için; tekrarı bol ve belirli ritüelleri olan işleri sevmiyorum mesela(her türlü bilgisayar operatörlüğü, evrak işleri v.s
Dışarıdan bakan bir insanın aklına hemen ''reklamcılar'' gelebiliyor sanırım, belki doğru da olabilir bilmiyorum.

Ben sayılarla arası iyi olmayan ve çabuk sıkılan birisi olduğum için; tekrarı bol ve belirli ritüelleri olan işleri sevmiyorum mesela(her türlü bilgisayar operatörlüğü, evrak işleri v.s gerektiren bütün yöneticilikler) . İngiliz olsam James Bond olabilirdim esasında. Bence James Bond'luk eğlenceli bir işken ülkemizdeki mühendislik iğrenç bir iş. James Bond iyi.

Peki sizce hangi alanda çalışmak keyifli, hangisinde çalışmak sıkıcıdır ?
0
mete kudur
(27.09.17)
bankacılık çok sıkıcıdır gibi geliyor.
0
aquarium
(27.09.17)
Dergi işi çok keyifli.Aylık çıkan dergilerde aşırı bir yoğunluk olmuyor, dekorasyon moda gibi sevdiğiniz bir alan ise özellikle, o iş gibi gelmiyor zaten.
Gelen hediyeler, açılışlar, davetler de ekstra.Her gün masanın üstü kargo doluyor:D

Banka işi sıkıcıdır gibi geliyor bana da .
Sizin örnek verdiğiniz gibi reklam, ajans vs işleri de keyifliden çok stres dolu olur diyebilirim az buçuk bildiğimden ama tabii farklı projeler üzerine çalışmak en azından işi monoton kılmıyor.
0
demoniclewinsky
(27.09.17)
Bankacılık boktandır. Bulaşmak büyük hatadır. Müfettişlik de saçmalıktır. Gezip durursunuz. İletişimle alakalı işler zevklidir. bu ister reklam olsun, ister tanıtım..
0
silah taciri
(27.09.17)
Reklamcılık benim hiç aklıma bile gelmez. Yaratıcılık gerektiren işleri para karşılığı yapmak sıkıntılı geliyor bana. Herkesin beğenisi farklı, işten/ malzemeden anlamayan müşteri olmadık taleplerde bulunur, ahkam keser.. Sanatçının ne işine karışırım ne de yaptığıma karışılsın isterim.

Öğretmenlik çok severek yapacağım iş olurdu. Çocukları çok seviyorum. Öğrenmeyi ve öğretmeyi seviyorum.

Hesap kitap işleri de keyifli gelirdi bana. Ama operatörlük gibi değil de baştan sona yapmak güzel. Rakamları seviyorum, hesap hatası bulmaya bayılırım, hele de uğraşıp sonucu gördüğümde değme keyfime.

Özel ajan büroları var artık bizde de. İstersen yerli James Bond'luk yapabilirsin.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(27.09.17)
Sanatsal şeyler bence: tiyatro, müzik, resim vb.
Sıkıcı olan da kesinlikle hesap neyin işleri, satış vb.
0
duyond
(27.09.17)
Organizatörlük çok eğlenceli bence. Menajerlik falan da baya iyi.
0
noluyo yaa
(27.09.17)
En iyi iş futbol yorumculuğu. Sadece çenesiyle oturduğu yerden binlerce lira kazanan bir dolu adam var. Tv/medya/reklam sektöründe bol gezmeli ve eğlenmeli işlerin hepsi iyi bence. En sıkıcı iş memurluk olmalı.
0
iwasbornonamountainside
(27.09.17)
En keyifli iş gezi programı sunuculuğu olabilir.
Hem geziyorlar hem öğreniyorlar. Şahane.
Bunun dışında "Sanatsal şeyler bence: tiyatro, müzik, resim vb." +1

En sıkıcı iş kesinlikle muhasebe.
Banka bile bir yerde kotarır en kötü gün içinde hareket var insanlar var vs.
Ama özellikle bir muhasebe bürosunda çalışıyorsanız eyvah eyvah.
(Her ikisi de denendi, ona göre yorum yapılıyor :))
0
mutekebbir
(27.09.17)
spor sektörü iyi gibi en sıkıntılısı sanırım belediye işçisi madenci vs olmak sıcaktan nefret eden biri olarak yazları dayanamazdım heralde
0
powerpufgirl
(27.09.17)
(2)

küvetteki leke

myblue
aniden küvette pas gorünümlü biseyler olustu fotodaki gibi...sebebi nedir nasil cözülür
aniden küvette pas gorünümlü biseyler olustu fotodaki gibi...sebebi nedir nasil cözülür
0
myblue
(26.09.17)
Yağ çözücü spreyle halledebilirsiniz. Marketlerde temizlik malzemeleri reyonunda bulunur.
0
lazarus
(26.09.17)
Tesisatta paslı eleman var, batarya paslı su damlatıyor. Aniden olduysa yıkayınca çıkması lazım. Yavaş yavaş olup beklediyse evdeki temizleme mazlemeleriyle çıkarmayı deneyin, olmazsa pas sökücüyle çıkarabilirsiniz.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(26.09.17)
(4)

anneye alınabilecek en mükemmel hediye?

lost aci soyler
nolabilir nolabilir? biraz orjinal, biraz emek verilmiş, düşünülmüş ve işlevsel? <3
nolabilir nolabilir? biraz orjinal, biraz emek verilmiş, düşünülmüş ve işlevsel? <3
0
lost aci soyler
(26.09.17)
Hayırlı evlat olmak.

Bence çok orijinal, emek de ister, kesinlikle düşünülmüş ve işlevsel.

Bir tık altı ise torun. O da emek istiyor yapması, doğurması, bakması. Oldukça da işlevsel. Seviyosun hiç sıkılmıyosun.
0
eeb
(26.09.17)
iyi 2 hafta sonraki doğum gününe yapayım hemen bi torun?
0
🌸lost aci soyler
(26.09.17)
Annenin beğenilerine hitap eden bişey emek verilmiş, düşünülmüş ve işlevsel olur.
Anne olarak düşünme, insan olarak değerlendirmeye al, gözlemle, incele... en uygun hediyeyi o şekilde bulursun.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(26.09.17)
Kullanabilecek biriyse ipad mini. Ben anneme aldım gecen senelerde anneler gününde, kadın şimdi pinterestte kuş resmi falan arayan bir insana dönüştü. Cep telefonundan daha büyük olduğu için daha rahat görüyor, çantasında taşıyabiliyor. Çok memnun.
0
sopiro
(26.09.17)
(8)

Annemle sohbetimizde 80'li Yıllarda Üniversite tercihinde;

mete kudur
Annemin iddiasını örneklendireyim; 1. öğrenci: sınavda 450 puan aldı ve 1.tercihi: galatasaray üniversitesi 2.tercihi itü 2. öğrenci sınavda 430 puan aldı ve 1.tercihi itü.3. öğrenci sınavda 300 puan aldı ve 1.tercihi itü1.öğrenci galatasaray üniversitesine giremediği takdirde; itü'ye girme önceli
Annemin iddiasını örneklendireyim;
1. öğrenci: sınavda 450 puan aldı ve 1.tercihi: galatasaray üniversitesi 2.tercihi itü
2. öğrenci sınavda 430 puan aldı ve 1.tercihi itü.
3. öğrenci sınavda 300 puan aldı ve 1.tercihi itü

1.öğrenci galatasaray üniversitesine giremediği takdirde; itü'ye girme önceliği 2 ve 3..öğrencinin olduğunu ileri sürüyor. Bense bunun mantık olarak bu şekilde olmaması kanaatindeyim, o günlere dair bu konu hakkında net bilgi alabileceğimiz bir kaynak var mı ?


edit: o zaman şöyle bir örneklendirme getireyim; velevki hacettepe tıp en yüksek bölüm ve kontenjanı 50 olsun.o sene üss'de(üniversite giriş sınavının adı buymuş) 50'den fazla tam puan alan çıktı diyelim; farzı misal 60 kişi 500 puan aldı(o zamanın tam puanı 500 imiş) hepsi hacettepe tıp yazdı 1.tercihlerine;

sizin bu anlattığınıza göre, 50 kişi haccettepe tıp'a girecek geri kalan 10 kişi HİÇBİR TERCİHİNE GİREMEYECEK.
Çünkü 24 tercih hakkı var ancak haccetepe tıp'a giremeyen arkadaşın 2. tercihine yazdığını öteki 1. tercihine yazmış olacak.

o zaman 24 tercihe ne gerek var; 2. tercihe gerek bile yok bu sistemde ?


ek olarak; bazı arkadaşlar zırvalamışlar ama site kuralları gereği soruya cevap diye tikliyorum, yanlış anlaşılmasın.


edit2: www.yok.gov.tr şöyle bir kaynak buldum tarıyorum, merak edenler ilgili linkten bakabilirler.
0
mete kudur
(26.09.17)
(bkz: )Olur mu öyle saçmalık

91de girdim öyle bir saçmalık yoktu...
0
barada0
(26.09.17)
belki biri bir kaynak paylaşır da ben de faydalanırım diye yazıyorum. net bir bilgim yok ama şahsi fikrim böyle bir şey olmayacağı yönünde. ama burası neresi hepimiz biliyoruz tabii!
0
windowsguvenlikduvari
(26.09.17)
içeriğini net bilmemekle birlikte ilk tercih avantajı diye bir şey vardı ama ne şekilde işleniyor bilmiyorum.

şehir efsanesi de olabilir ama yaşı 30 civarı olanlar böyle bir şey hatırlıyor sanırım.
0
eeb
(26.09.17)
evet annen doğru demiş. O zamanlar ölü tercih yaptım yeaaa diye ağlayanlarla doluydu etraf.
0
goodman
(26.09.17)
78 de sınava girdim. Öyle bişey yoktu. Aynı puan olursa öncelikli yazan ön sıraya geçiyordu. Okul puanı, yaşı küçük olan gibi ayrımlar da kullanılıyordu yine şimdiki gibi ama hangisi ne sıradaydı hatırlamıyorum.
Öncelik her zaman puan oldu.
"tercihten kaybettim" diyenler yüksek puanla alan okulları ikinci veya daha sonra sıralara yazıyorlardı. Puanın tutan ilk okula yerleştiğiniçin daha sonraki sıradaki yüksek puanlı okula puanın yetse bile giremiyordun.
Karışık oldu biraz ama anladınız bence:)

edit: kardeşlerim de 80 lerde girdiler o zaman da öyle bişey yoktu. öncelik hep puandaydı.
iki kişi 450 puan aldıysa ve biri ilk tercihine diğeri 2. tercihine yazdıysa ilk tercihe öncelik tanınırdı.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(26.09.17)
annenin dediği doğru. babam 1976 yılında üniversiteye girdiğinde aynı annenin dediği sistem varmış.
0
komando kani var bende
(26.09.17)
Biz sınava girmeden önce başvuru yaparken tercihlerimizi yazıyorduk. Danışmanlar filan yoktu tabii o zamanlar, deneme sınavları dershaneler de şimdiki gibi yaygın değildi. Öğretmenler "en çok okumak istediğiniz bölümü en üste yazın" diyorlardı biz de öyle yaptık. Yalnış hatırlamıyorsam klavuzda okul puanları da olmuyordu zaten.
Yani karışıklık vardı ama yüksek puanlı ortada kalır şeklinde değil, yüksek puan aldığı halde daha düşük puanlı okulu üst sıraya yazdığı için direkt o okula girme hakkı oluyor, daha iyi bir okula puanı yettiği halde kayıt hakkı kazanamıyordu, yani "ölü terch " yapmış oluyordu.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(26.09.17)
Öncelikle Galatasay Üniversitesi 1992 yılında kuruldu, yani 80 yıllarda böyle bir tercih olamazdı :)

Soruya gelirsek, mantıken böyle bir şey mümkün, sistem herkesin 1. tercihlerine bakar kontejan dolmadı ise yüksek puandan yerleştirir, sonra 2. tercihlerde bu işlemi yapar, bu şekilde 24. tercihe kadar gelir yani her yerleştirme döngüsünde sistem herkes sanki tek tercih yapmış gibi davranır. Yani 1. sıradakiler işlenir ve herkese sanki sadece 1. sıradaki tek tercihi varmış gibi davranılır, kalan yerleşemeyenlerle devam eder ve sadece 2. sıradaki tercihleri tek tercihmiş gibi yerleştirme yapılır, bu bu şekilde 24. tercihe kadar gidilir.

Bu sistemde, kaç paun aldı ya da alacak isen ona uygun yerler yaz, hayal kurma, anlayışı var sanki, çünkü puanı eczacılığa yetip tıp isteyen biri 23 tane tıp en sona da eczacılık yazarsa ve yazdığı eczacılık önceki döngülerde kontejanını bitirmişse, geçmiş olsun açıkta kalır, bugünkü sistemde ise açıkta kalma ihtimaliniz puanınız yetiyorsa imkansız. Yani neyi gerçekten istiyorsan ve bu doğrultuda puanın yetiyorsa başa yazmak zorundasın, yani şu olmassa şu olsun denilen şeyin ihtimali dikkate değer düşüyor.

Şu an bu mantığı yürüttüm herhangi bir bilgim yok ama varsa böyle bir sistem böyle olmalı.
0
gezegen olan pluton
(26.09.17)
(1)

Haşlanmış mantı

archery
Yemek üzere haşladığım mantının bir kısmı fazla olduğu için ayırıp buzdolabına koydum. Sizce kaç gün dayanır?
Yemek üzere haşladığım mantının bir kısmı fazla olduğu için ayırıp buzdolabına koydum. Sizce kaç gün dayanır?
0
archery
(25.09.17)
Ertesi güne dayanır. Sarımsak ezer koyarsan bikaç gün daha dayanır. Yalnız durdukça lezzet kaybı olur haliyle, çok bekletmeden ye bence.
Yiyemeyeceğin kadar çoksa fazlalığı dondurabilirsin.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(25.09.17)
(1)

Diyet yaparken- sebze- et - tahıl dengesi

kırmızıayakkabılıgargamel
Merhaba,Genelde öğren et veya tahıl, Aksam sebze yiyin diyorlar akşam sebzenin sindirimi daha kolay olur diye, bu teori hakkında ne biliyorsunuz?2.olarak da, mesela bi öğünde yarım porsiyon sebze yarım porsiyon et veya tahıl yesem, aksam da yarım+yarım yesem mi daha sağlıklı?Yoksa bir öğünde sadece
Merhaba,

Genelde öğren et veya tahıl,
Aksam sebze yiyin diyorlar akşam sebzenin sindirimi daha kolay olur diye, bu teori hakkında ne biliyorsunuz?

2.olarak da, mesela bi öğünde yarım porsiyon sebze yarım porsiyon et veya tahıl yesem, aksam da yarım+yarım yesem mi daha sağlıklı?
Yoksa bir öğünde sadece sebze ya da bir öğünde sadece almam gereken proteini aldığım hali mi daha sağlıklı?

Bir de bağırsaklarım yavaş çalışıyor!!!, ne olacak bu iş? Yoğurt ve salata yiyoru öğünlerin yanında ama bazen şişkinlik oluyor.
0
kırmızıayakkabılıgargamel
(25.09.17)
Normal beslenme düzeninde her öğünde tüm besin gruplarından ve çeşitlendirerek yemek lazım.
Bağırsakların yavaş çalışıyorsa lifli gıdalar al ve hareket et.

www.bdb.hacettepe.edu.tr
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(25.09.17)
(3)

Saç boyası kafamı gompile yakıyor şu an

yaren
SelamDip boyası yaptırdım, şu an boyanın saçta bekleme sürecindeyim. Güya doğal boya sürüldü ama kafam cayır cayır yanıyor hanımlar beyler ne yapayım ben? Aşırı beyazlarım var bu saç bi şekilde boyanmak zorunda, napıcam ben??
Selam

Dip boyası yaptırdım, şu an boyanın saçta bekleme sürecindeyim. Güya doğal boya sürüldü ama kafam cayır cayır yanıyor hanımlar beyler ne yapayım ben? Aşırı beyazlarım var bu saç bi şekilde boyanmak zorunda, napıcam ben??
0
yaren
(25.09.17)
kendin boyasana kuaföre neden gidiyorsun ? neler katıyorlar bilmiyoruz bitkisel falan diyorlar ama hiç inanmıyorum ben .kuaförde boyattığım zamanlarda rengi tutturamazlardı hatta bazen kafa derimde sivilce gibi kaşınan şeyler çıkardı .
palette marka ile yıllardır kendim boyuyorum yanma etme olmuyor saçlarım yumuşak ve parlak sorunsuz tavsiye ederim .
fön için bir kuaföre gidersem hemen hangi kuaföre boyattığımı soruyorlar
0
devilone
(25.09.17)
Benim saçlara hangi boya değse kafa derisi çok fena acıyor. Beyazlar kapanmadı zaten bir daha boyandı şimdi... bu gidişle kına işine bulalıcam galiba.
0
🌸yaren
(25.09.17)
Kuaföre giderken boyanı kendin götür, kuaförün boyasına güven olmaz+

Ben hiç kimyasal dediğimiz hazır boyalardan kullanmadım. Beyazlar iki üç telden 50-60 tele çıkınca hint kınası kullanmaya başladım, 15 sene kadar olmuştur.
Hint kınası iyi, saçı bozmuyor. Bakma kuförlerin "saç nefes almaz" filan demesine. 60 yaşında sayılırım, saçlarım gayet gür ve sağlıklı.
Edit:
Kınanın kötü yanı uyguladıktan sonra bir süre daha akması. Yastık kılıfı kıyafetler falan boyanabiliyor. Özellikle yazın terleyince. Kınayı iyice durulamak lazım.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(25.09.17)
(8)

Güzel yazanlar nasıl yazıyorlar

mete kudur
Ben kırtasiye ürünlerine bayılıyorum, özellikle versatil kalemler deferler ve diğer kalemler. (tükenmez hariç de)(bkz: anan hariç de)Ama asla güzel yazamıyor çizemiyorum, öyleki kendi yazdığımı okuyamıyorum bile çoğu zaman.bu güzel yazanlar hep mi güzel yazıyorlardı yoksa sonradan çalışıp da yapabi
Ben kırtasiye ürünlerine bayılıyorum, özellikle versatil kalemler deferler ve diğer kalemler. (tükenmez hariç de)(bkz: anan hariç de)

Ama asla güzel yazamıyor çizemiyorum, öyleki kendi yazdığımı okuyamıyorum bile çoğu zaman.

bu güzel yazanlar hep mi güzel yazıyorlardı yoksa sonradan çalışıp da yapabilen oldu mu ?


yetenek mi yoksa sonradan kazanılabilinen bir şey mi bu yazı şekli
0
mete kudur
(25.09.17)
Yaklaşık 120 kişiden "Yazın çok güzel." yorumu aldım. Kendim de yazımı güzel bulurum. Bunu üniversiteye hazırlık yıllarında her gün sayfalarca yazı yazarak elde ettim. Kendine bir harf karakteri geliştireceksin ve o harfi hep o şekilde yapmaya çalışacaksın. Yazı yazmak el kaslarının eğitildiği bir eylem. Uzun süre düzenli yazı yazınca yazı tipi kalıcı olmaya başlıyor. Bir de yazı yazarken acele etmeyeceksin ve kalemi hep ilerleteceksin. Yoksa harfler üst üste biner. Çirkin yazılarda aslında en önemli şey harflerin bir karakterinin olmaması. Örneğin bilgisayardaki yazılar güzel görünüyor çünkü bir harfi ne kadar yazarsan yaz hep aynı. Örneğin bu yazıdaki "y" harfinin kuyruğu hep kısa. Sen bir yazıda y'nin kuyruğunu uzatırsan, diğerinde kısa bırakırsan o yazı kötü görünür. Güzel yazı standart işi.
0
dissendium
(25.09.17)
her gören bana da güzel yazıyorsun der. ilkokuldan beri hep özenerek yazarım ben, o zamandan beri de yazım aynıdır.
0
diffarentiationation
(25.09.17)
(bkz: kaligrafı)
Kaligraf bir arkadaşım var normal yazısı benden çirkin ama kaligrafi kalemini eline alınca yazıcıdan çıkmış gibi oluyor. Bir yıldan fazla çalıştı bu kadar güzel yazabilmek için
0
Fusha
(25.09.17)
Üstteki iki cevap gibi, "Yazın şahaneymiş, amanın!" şeklinde cevaplar aldığımdan mütevellit yazımın güzel olduğuna kanaat getirip bir yanıt vereceğim. Açıkçası, özellikle bir çabam olmadı buna dair; tuhaf bir şekilde genetik yorumu yaptım hatta bu zamana dek. Hem annemin hem babamın yazıları gerçekten iyiydi ve ikisinin de kendine has bazı karakterleri vardı, ikisinden de biraz biraz bir şeyler almışım kelimenin tam anlamıyla.

Ancak, normal şartlarda yazmamı gerektiren bir metin için geçerli bu. Herhangi bir sebepten hızlanmam gerekiyorsa, kendim bile okuyamıyorum yazdıklarımı.
0
tel tokasini duzelten samuray
(25.09.17)
dissendium -1 aslında teknik dediklerine lafım yok tek bir konusuna katılmayacağım. öyle olmadığını düşünüyorum.

kendine ait bir yazı karakteri geliştirsen de o harfler estetik değilse olmuyor. göze hoş falan görünmüyor.

mesela ben. 4. sınıftan buna hep aynı şekilde yazarım. yazımı kolay kolay kimse okuyamaz. mesela bir s yazarım kimse 5 mi s mi ayırt edemez. g ve y harfleri öyle şekiller ki o şekilde kuyruğunu çizebilecek ressam yok ben yazarken hızlıca yazıp gidiyorum. hele bir f harfim var küçüğü de büyüğü de aynı. ve kesinlikle en garip harfim o. m harfini yaparken çizgileri aşağı kadar indiriyorum ama n de biri hep yarım kalıyor ve r ile karıştırılması çok kolay.

lisede bir kere hoca sınav kağıdımı okuyamamıştı. ek kağıt vermeyeceğim dediği için sıkışık yazmıştım.

yalnız geniş geniş ve büyük yazdığım için yazım okunabiliyor.

yani bir harf karakteri yaratmak o kadar güzel görünmesini sağlamıyor. ama yarattığın yazı karakterleri estetik olursa o güzel görünebilir.

bence olay tamamen harflerde, harfleri düzgün çizmeye net çizmeye başladığında ve boyutları uyumlu olduğunda güzel görünüyor.
0
zugas
(25.09.17)
Bence doğrudan kalem tutmayı öğrenmeyle ilgisi var. ilkokuldaki öğretmenimin suçu bu da. Ha millet nasıl öğrendi onu bilmiyorum. Babaminki de biraz benimki gibi. Genetik sanırım ya ahshhsdn
0
klar
(25.09.17)
Sonradan kazanılabilen bişey. Lise yıllarına kadar öğretmenlerimin tek şikayeti yazım oluyordu, şimdi "bişey yazılacaksa bana verirler" durumundayım.

Güzel yazı defteri yazı düzeltmek için biçilmiş kaftan. Kırtasiyeden bir tane alıp defter dolana kadar defterin çizgilerine riayet ederek yaz. Sonra çicgisiz kağıda çizgiler varmışçasına yazmaya çalış. Harflerin boyutları hep aynı olmaya başladı mı işlem tamamdır.
Karakter oluşturma sonra zamanla da olur. Yani olmasa da olur ama olursa daha hoş oluyor.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(25.09.17)
Üniversitedeyken yazı dersinin en gereksiz ders olduğunu düşünürdüm. Her şey geliştirilebilir. Resim de yazı da. Disendium +1 karakter çalışacaksn. Ben her türlü yazıyorum, dik, eğik, yamuk, iri, ufak vs.
0
expressive
(25.09.17)
(18)

neler dinliyorsun son zamanlarda?

Apocalypse
sb.tek bir link yolla yeter.https://www.youtube.com/watch?v=BO2l9s2C91Yen güzel benimks.
sb.

tek bir link yolla yeter.

www.youtube.com

en güzel benimks.
0
Apocalypse
(25.09.17)
secrexv2
(25.09.17)
der meister
(25.09.17)
freebird5406_2
(25.09.17)
www.youtube.com

carina round <3
0
rahip janick
(25.09.17)
tepedeki psychedelic adam
(25.09.17)
Metin Altıok Şiirlerinden Şarkılar (Ankâ) Various Artists
open.spotify.com
0
Karmaşıklık
(25.09.17)
l arrache coeur
(25.09.17)
www.youtube.com

ne anlarlar dertten halden..
0
AlsterWasser
(25.09.17)
turuncu tonlarda
(25.09.17)
lesmiserables
(25.09.17)
jazzabel
(25.09.17)
güzelmiş seninki. 1 haftadır sadece arap şarkıları dinlemekten yorulmuştum iyi geldi.

www.youtube.com
0
klar
(25.09.17)
valla ben 2 haftadır filan sırf sen olsan bari dinliyorum. cover'ını yapıcam onun.
0
otonomo
(25.09.17)
Mobilden yaziyorum link veremeyeceğim.
Manus baba...
0
tociess
(25.09.17)
Charles Bradley yeni öldü, bekleniyordu ama yine de üzücü tabi, onu dinlerim bir süre. Mighty Sam Mcclain falan, o sulara dalıyorum son zamanlarda.
0
tiny penny
(25.09.17)
Nina Zilli - 50mila
www.youtube.com
ve
Pink Floyd- Coming Back to Life (çoğunlukla 2:30 sonrasını dinliyorum)
www.youtube.com
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(25.09.17)
Birsen tezer
Yavuz cetin
Oasis
Riverside
Arctic monkeys
Katatonia
0
baldur2
(25.09.17)
çocukluğumdan beri müzikle uğraşıyorum, koloratür sopranoyum. son 2 senedir kendi bestelerimi yapıyorum ve onları tanıtmak için uğraşıyorum. şu aralar yerel radyolarda çalmaya başladı.

eğer beğenirseniz belki ekleyebilirsiniz. bu bana gerçekten çok destek olur ama daha önemlisi beğenilmiş ve benimsenmiş olmanı beni mutlu eder.

TÜR: ALTERNATİF/INDIE POP

Arin -(git: youtu.be)
Uzak - (git: youtu.be)
0
mirror of erised
(23.07.19)
(8)

Sözlük kullanıcısı deyince nasıl bir portre aklınıza geliyor?

binder dandet
Gözünüzde canlandırın ve yazın lütfen. ben yazarsam duyurudan atarlar :(
Gözünüzde canlandırın ve yazın lütfen. ben yazarsam duyurudan atarlar :(
0
binder dandet
(25.09.17)
eskiden nutella yerken kahkahalar eşliğinde sandalyeden düşülürdü de şimdi pek bir şey canlanmıyor.
0
ron dennis
(25.09.17)
boş
0
purple rain
(25.09.17)
Artık tek bir imaj gelmiyor aklıma, önlerinden geçeni aldıkları için. Böyle diyeceğimi düşünmezdim ama nizam bilen sivilceli poser ergenleri şimdiki haline tercih ederim.
0
Bruce
(25.09.17)
dissendium
(25.09.17)
gerçek İslamcı, milliyetçi, dünyadan bihaber, tarih algısı o lise tarihle sınırlı vasat sağcı geliyor.
0
doxanikee
(25.09.17)
vasat eğitimli orta sınıf.
0
sik kullanilanlar
(25.09.17)
başlığı görsellerde arattım ve bu çıktı;

lh3.googleusercontent.com
0
secrexv2
(25.09.17)
Tek bir imaj gelmiyor. Sokağa çıkınca gördüğüm kitle neyse aynısının bilgisayar kullanabileni işte. Okunacak yazarlar eskiden elini sallasan ellisiydi, şimdi mercekle bakmak lazım.

Fakat eğitimin geldiği nokta içler acısı. Öğretmen olduğunu belirten ve dil bilgisinden bihaber yazarlar görüyorum, üstelik yazısı başlığın en beğenilen yazısı yapılmış. Oturup ağlayasım geliyor.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(25.09.17)
(17)

kırmızı hap aynı bilgiyle 10 yaş, mavi hap 45 yaş 50 milyon dolar?

silver apple
elimde kırmızı ve mavi hap var. kırmızı hapı içerseniz şu anki bilginizle 10 yaşınıza dönüyorsunuz. mavi hapı içerseniz 45 yaşınıza dönüyorsunuz ve hesabınıza 50 milyon dolar yatırılıyor. Hangisini seçerdiniz?not: kurnazlığa yatmak yok. bilgi derken, şu an endüstri mühendisliği mezunusun, endüstri m
elimde kırmızı ve mavi hap var. kırmızı hapı içerseniz şu anki bilginizle 10 yaşınıza dönüyorsunuz. mavi hapı içerseniz 45 yaşınıza dönüyorsunuz ve hesabınıza 50 milyon dolar yatırılıyor. Hangisini seçerdiniz?

not: kurnazlığa yatmak yok. bilgi derken, şu an endüstri mühendisliği mezunusun, endüstri mühendisi bilginle gideceksin 10 yaşına. geri döner şu hisseye para basar zengin olurum, at yarışı oynarım olmuyor.
0
silver apple
(24.09.17)
10 yas yetersiz. 3 yas olursa kirmizi daha yukarisi kurtarmaz.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(24.09.17)
kırmızıdan yarım kır ver dokunmasın sonra
0
sanmiyorum
(24.09.17)
çok zengin olmak gibi bir hayalim yok, kendi hayatımı en iyi şekilde yaşamak ve değerlendirmek isterdim. geriye dönmeyi de istemiyorum aslında, ikisinin ortası yok mu 25 yaş 10 milyon dolar?
0
pinkpeony
(24.09.17)
şimdiki bilgimle 10 yaşıma dönersem 50 milyonu 45'e gelmeden kazanırım...
-proaktif girişimci bilkent bilgisayar mezunu silikon vadisinde bir start up kurucusu

45'ten sonra 50 milyonu napıyım, en fazla 10-15 yıl daha yaşarım. değil şimdiki, o zamanki bilgimden az olsa da 10 yaşıma dönmek isterim.
0
Bruce
(24.09.17)
10 yaş. erkek olsam 45 yaş diyebilirdim.
0
cocodancer
(24.09.17)
şu anki bilgimle 10 yaşıma dönsem memleketi kurtarırım ;)
0
ron dennis
(24.09.17)
Kırmızı hap, zaman ve tecrübe her şeyden değerli
0
pastörizesüt
(24.09.17)
zamanı satın alamazsın ben 10 yaşına dönmeyi seçerim.
0
basond
(24.09.17)
1- şu anki bilgimle 1 haftalık halime geri dönmek.
2- 45 yaş + 50 milyor dolar
0
otonomo
(24.09.17)
Dünyanın işleyişi tamamen aynı olacaksa 10 yaş. Önce spor müsabakalarına bahisle para kazanıp daha sonra borsada o parayı 45 olana kadar 50 milyondan daha yukarıya taşırım.
0
once
(24.09.17)
Ahah, tabii ki kesinlikle 10 yaş.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(24.09.17)
10 yaş tabiki, mis gibi.
0
clones
(24.09.17)
İkisi de kabus gibi.

10 yaşıma Albert Einstein'ın bilgisini verseler gitmem. O bilgi olmadan bile, şimdiki kadayla ne yapacağım o yaşta. Çok yalnız kalırım. Arkadaşlar daha agucuk gugucuk, senin kafa dengin insanlr seninle çocuk diye konuşmaz. En az bir 20 yıl yalnızlık var orada, kafayı yerim. Üstelik eğitim, öğretim, yeniden ortaokul-lise-üniversite ile uğraşmak ne kadar zor. Çalışmak açısından değil. Öğretmenin olacak, günde 7 saat okulda sıkılacaksın bol bol. Düşün, din öğretmeni yeniden dua ezberlettirecek, tırnak kontrolün olacak, 10 yaşında annensiz ve babansız gidebildiğin tek yer kapının önü olacak. Efkarlansan rakı içemezsin bir süre en wz. Kiminle sevgili olabilirsin ki mesela lisede, üniversitede. Herkesin konuştuğu ayrı gerizekalıca gelir. Düşünsene, birkaç yıl sonra millet eegen ve sana "Şu hayatta şöyle şöyle yapacaksın" ya da "Büyükler aptal, hiçbir şey bilmiyorlar ya da sistemin çarkı olmuşlar" diye "hayatı anladım ve okeye dönüyorum" muhabbeti yapıyor, ıyyy! Ya da erkeksen aynı sınıftaki erkek arkadaşın "Gözde'nin g.te bak" dyecek, sen 13-14 yaşındaki sınıf arkadaşına bakılır mı yeniden. Pedofili sayılır bence. Yabancı madde kafası ile bile yeniden çekilmez.

45'ime 11 yol var ama 11 yılı hiçbir paraya satmam. Bir anda ölüme hayayının 6'da,7'de biri kadar yaklaşmak herhangi bir parayla ölçülemez.

Kafama silah dayalarsa, büyük olasılıkla 45 yaş ama son anda fikrim değişebilir.
0
aychovsky
(24.09.17)
Kırmızıyı seçerim çünkü yaşlanma fobim var.
0
ms brownstone
(24.09.17)
Kesinlikle kırmızı.
0
tociess
(24.09.17)
daha bugün düşündüm bu konuyu. tesadüfe bak.

tabii ki 10 yaşıma dönerdim. tekrardan geçmişe dönüp daha farklı kararlar alıp hayatımı sil baştan yaşamak için neler vermezdim...
0
i m cool with that
(24.09.17)
Kırmızı'yı seçmeyenler bitcoin nedir ne değildir bilmeyenler sanırım.
Tabiki de kırmızı hap.
0
liberal
(09.01.18)
(11)

Özgüven eksikligi

helmet
Ozguven eksikligi nasil giderilir? Ama ici dolu bir eksiklik gerçekten, hiçbir seyi başaramayan biriyim. İş ilişki arkadaslik aile alanlarinin tamaminda basarisizliklar söz konusuyken ozguven nasil kazanilir? Kazanilmasi sart mıdır?
Ozguven eksikligi nasil giderilir? Ama ici dolu bir eksiklik gerçekten, hiçbir seyi başaramayan biriyim. İş ilişki arkadaslik aile alanlarinin tamaminda basarisizliklar söz konusuyken ozguven nasil kazanilir? Kazanilmasi sart mıdır?
0
helmet
(24.09.17)
içi doluysa içi doldurmak gerek önce. kişisel gelişim bana hep saçmalık olarak görünse de bu durumda yol gösterebilir. elbet vardır iyi yaptığınız bir şey.
0
ron dennis
(24.09.17)
vücut yaparak.
0
secrexv2
(24.09.17)
paxil
0
isimsiz uye
(24.09.17)
Öz güvenin dolululukla boşlukla ilgisi yok, psikolojik bir olay. Tinercinin teki olup manyak gibi öz güvene de sahip olabilirsin. Bir iki kitap oku bu konu hakkında.
0
i was made for you
(24.09.17)
Kucuk hedefler belirleyerek belki. Ya hep ya hic demeden yapabileceginiz seyler secip, kararlilik ve planli bir sekilde onlari uygulayarak ilerlerseniz, yapabildiginizi gormek sizi mutlu edecek ve daha cok gelistirmek icin motivasyon yaratacaktir. Ama baslangicta gercekten kucuk seyler olsun.
0
red g
(24.09.17)
Şimdi paxil demiş arkadaşın biri ona ithafen sana birşeyler yazmak istedim: aynı dertten müzdarip biri olarak üstüne sosyal fobi ve depresyonla combo yapmışken bu ilacı sadece 4-5ay kullanmıştım. Yaşadığım şeylerin haddi hesabı yok yani onu normal bi kafayla yapamazsın. Tabi ben iyiyim yeaaa diyip yarıda kestim attım ve dibe çöktüm. Önemli olan devamlılık ilaçla bu olacak değil uzunvadeli
0
fıytfıyt
(24.09.17)
özgüven senin içinde
0
purple rain
(24.09.17)
pinkpeony
(24.09.17)
Özgüvenin dolulukla boşlukla ilgisi yok ++

"İçi dolu eksiklik" demeyi bırakman lazım öncelikli olarak.
Hiç bir şeyi başaramıyor değilsin. Bu gerçek değil. Başardığın şeylere bak, göreceksin.
Bazen de herşey ters gider. Hepimiz yaşıyoruz zaman zaman.
Ve bir tiyo: Emek verdiğin, zaman harcadığın konuda gelişirsin, iyi olursun. Ne kadar emek o kadar ilerleme ve başarı.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(24.09.17)
Yardim al baska seylerden kis ama mutlaka yardim al sorunun kaynagina in umitsizlige asla kapilma.profesyonel birinden yardim al cozulecek goreceksin.
0
duende
(24.09.17)
bu konuda çok araştırdım. bir psikiyatristten duymuştum. özgüven eksikliğinin nedeni kişinin kendi hakkındaki olumsuz düşünceleridir demişti. bu düşüncelerin oluşmasına neden olan şeyleri ortadan kaldırınca özgüven gelir. bilişsel davranışçı terapi ve şema terapi'yi araştırmanı öneririm. ayrıca şu kitapları da mutlaka okumalısın. "hayat yeniden keşfedin" "iyi hissetmek"
0
black mamba
(24.09.17)
(8)

Salsa mi Daha fazla gezmece mi

ordinov
Ayni parayla 2-3 ay salsa kursuna baslamayi mi tercih edersiniz yoksa 1-2 ulke daha fazla gezmeyi mi?
Ayni parayla 2-3 ay salsa kursuna baslamayi mi tercih edersiniz yoksa 1-2 ulke daha fazla gezmeyi mi?
0
ordinov
(24.09.17)
gezme +1

salsa sevmiyorum, o yuzden.
0
cedex
(24.09.17)
Gezmek. Kültürüm artar ufkum genişler. Salsaya ne zaman olsa giderim.
0
yaren
(24.09.17)
yapacağın ziyaretler; "turistik" ziyaretlerden oluşacaksa, salsa. bi' dans türünü icra edebilmek çok etkili bi' silah bana göre.
0
bilinmez bir yazar
(24.09.17)
Salsa da gezmek kadar eğlenceli bence. Ama ortamdaki saçma tipleri görünce pişman olabilirsin orası ayrı :D
0
turuncu tonlarda
(24.09.17)
Gezmek. "Hiç dans etmeyeceksin ama ülke ğlke gezeceksin" dersen düşünürüm ama salsa yerine gezmeyi tercih ederim.
0
aychovsky
(24.09.17)
gezeceğim ülkelerde salsa barları ziyaret edebilirim.
0
purple rain
(24.09.17)
İkisi birden de yapılabilir.
2-3 ay dediğine göre profesyonellik düşünmüyorsundur. Bu durumda 1-2 ülke gezebileceğin kadar pahalı salsa kursuna gitmek zorunda değilsin. Belediye, Halk Eğitim Merkezleri, halk oyunları derneklerinin bile dans kursları oluyor. Daha uygun fiyatta dans kursu bulup hem gezip hem de kurs alabilirsin.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(24.09.17)
Hiçbiri.
0
secrexv2
(24.09.17)
(9)

bir beyaz yakalı son evre y kuşağının iş hayatı ile ilgili hezeyanı ve soru

lucky strike
selam,sadece son 1 haftamı anlatıp sonra iş hayatı ile ilgili bir takım sorularımı soracağım. bundan önceki hafta da yine mesaili çalıştığımı ekleyeyim şuraya;geçen hafta cumartesi günü öğlen 12'de uyandım ve pazar sabah 5'de uyudum. pazar öğlen 1'de uyandım ve gece yarısı 2'de uyudum. tüm bu süre d
selam,

sadece son 1 haftamı anlatıp sonra iş hayatı ile ilgili bir takım sorularımı soracağım.

bundan önceki hafta da yine mesaili çalıştığımı ekleyeyim şuraya;
geçen hafta cumartesi günü öğlen 12'de uyandım ve pazar sabah 5'de uyudum. pazar öğlen 1'de uyandım ve gece yarısı 2'de uyudum. tüm bu süre dışında ara ara twitter'a ve ekşiye göz atmak dışında çalıştım.
pazartesi sabah 9'da kalkıp işe gittim ve akşam 8'de çıktım. eve gelip duş aldıktan sonra sarhoş olana kadar içtim ve 3 gibi uyudum. dinlenemedim haliyle.
salı sabah 9 da kalkıp işe gittim, iğrenç geçen 4 saatlik bir toplantıdan sonra işlerim aksadı tabi ama gece 11'e kadar topladım işleri. yorgunluk, hafta sonu da dinlenemediğim ve ara vermeden çalışmadan kaynaklı, kümüle şekilde arttığı için kendimi çok kötü hissediyordum. fiziken değil de mental olarak yorgunluktan bahsediyorum. bari kendime ayıracak bir kaç saatim olsun istedim. tabi kendime değil başkalarına da zaman ayırmam gerekiyordu ama onları ihmal etmek zorunda kaldım. gece 4'e kadar durmadan müzik dinledim ve içtim. bi ara film açtım ama basit cümleleri bile anlayamıyordum sanırım, belki de alkoldendi. 4 gibi uyudum.
çarşamba günü sabah daha uyanır uyanmaz maillerimi telefondan kontrol ettiğimde yine yoğun olacağımı anladım. öyle de oldu: gece 2'de işleri toparlayıp çıkabildim. eve gelir gelmez duş aldım ve uyudum.
perşembe sabah öyle yorgun uyandım ki, "işe gitmesem mi" diye düşündüm artık. gittim. artık yorgunluğun getirdiği verimsizlik midir, alkol müdür, kafama taktığım ve kaçırdığımı düşündüğüm öbür şeyler midir bilemiyorum ama o kadar basit işleri bile halledemez duruma geldiğimden; işten kafamı kaldırdığımda sabah 6.30 olmuştu (ertesi günkü sabahtan bahsediyorum, bu sabah, cuma sabahı). eve gitmeye halim yoktu tabi. bi koltuğa kıvrılıp uyudum şirkette. hava da biraz serindi sabah, üşümüşüm.
cuma sabah uyandım 8.30. işleri halledip 4 gibi çıktım. eve gelip duş alıp uyudum. o kadar fazla süredir çalışıyorum ki rüyamda bile iş gördüm artık yemin ediyorum bak. 11'de (2 saat önce) uyanınca dedim ki "yeter bu kadar, bir çözüm bulmam gerekiyor". şimdi de bunları yazıyorum işte.

şimdi böyle agresif bi tempoda çalışınca insan haliyle kendi yakın çevresine veya ailesine anlatıp danışamıyor. çünkü çevrem ya memur kafalı insanlar ya da mühendis, esnaf falan. veya istemsizce duygusal yaklaşıyorlar. o yüzden size yazıyorum ki belki dışardan bakıp bir şeyler söyleyebilirsiniz bana. ne yapmalıyım? siz ne yapardınız?

kendi durumumdan da bahsedeyim, neden bu kadar fazla mesai yaptığımdan. bir kere baştan söyleyeyim iş planımı ben yapıyorum. kimse bana şu işleri yapıp getiriyorsun diye dikte etmiyor. bir havuz var, uygunluk ve beceri durumuna göre talep edip o projelere dahil oluyorsun. sistem böyle işliyor ve çok kriz veya acil durumlar harici kimse bana ne yapacağımı söylemiyor. kendim seçtim yani bu duruma gelmeyi. çünkü yaptığım işi hem seviyorum hem de yukarda anlattığım gibi istisnai haftalar dışında mesaili çalışmak bana koymuyor. hatta işin doğasında bulunan stresi de çok seviyorum. sadece zamanlama konusundaki stres değil, diğer süreç yönetimleri de stresli. belki özel sektör tümden böyle strestir. bilemiyorum. ama stres güzel. stresi yönetebilmek daha güzel. beni hayıflandırmayan, sırtımdan ter dökmeyen hiçbir eylemi severek yapamam. bu izlediğim bir film de olsa, müzik de, kitap da.

ilk girdiğim günden beri yükseliyorum. parmakla gösterilen adam konumundayım yani başarılarımdan dolayı (2 tane ödülüm bile var, şirket içi ödüllendirme. icra kurulu karar veriyor bunlara).
yöneticim de aynı şekilde. 15 senedir başarı grafiği 45 derecelik açı ile yükselen bir adam. ben işe ilk başladığımda tek segment yönetiyordu. salı günü bahsettiğim toplantıda bir segment daha devir aldı ve şu an elindeki segment sayısı 5'e yükseldi.
başarım tabi sadece bana ait değil. yöneticim, benim ilk yılım bittikten sonra benle bizzat ilgilenip beni parlatmaya çalıştı (niyetinin bu olduğunu kendi söyledi). yani çok özel veya kriz projelerde beni öne çıkarıp projeyi bana verdi. ben de bunların altından kalktım. boyumdan büyük işlerin altına kendi talebimle tek başıma girip çok da şık bir biçimde tamamladım o projeleri mesela. parmakla gösterilmem bu yüzden. 3 sene önce yönetici bile değilken bu kadar yükselen bir adamın parlattığı kişi konumundayım. hatta ben 1 sene önce hala eğitim alan bir konumda çömezken; şu an 3 tane yeni alınan junior'a eğitim verecek aşamaya geldim.
ezcümle: gelecek planması yaptığım zaman kendimi gördüğüm yer bu şirkette/bu sektörde çok iyi bir yer.

tüm bunların yanında yine yukarıda bahsettiğim tempo beni artık zihnen yormuş durumda. yani robot olmadığımı farkettim artık, sınırlarımı zorladım çünkü; robot olmadığımı gördüm. bu tempoda çalışıyor olmak insana başka bir şey yaptırmıyor. başka insanlara vakit ayıramıyorsun. vakit ayıracak zamanını da kendine ayırabiliyorsun bir tek çünkü yorgunsun yani dinlenmen gerek. yukarıda anlattığım mesai haftası bölümünde alkole vurgu yapmam bu yüzden. alkol olmadan dayanabileceğimi düşünmüyorum. bunun maddi götürüsü devasa boyutta oluyor. başka boyut. bundan bahsetmeyeceğim.

bir yandan da kasım ayında 24 yaşıma gireceğim. yüksek lisansım devam ediyor. ben küçükken, hayat hayli ilginç bir şey olacakmış gibi gelmişti bana ama kimseye muhtaç olmadan yaşamak için, bir plazada sürekli masa başında, sevdiğin insanlardan gelen çağrılara veya mesajlara bile dönemeyecek kadar çok çalışmak daha ne kadar devam etmeli sizce?
kendinden bu kadar vermeden bu hayatı idame ettirmenin başka yolları da var. insanların mesajlarına cevap vermeyip onlarla görüşmeyince başka adamlara gidiyorlar doğal olarak. yol da beni çekiyor hem. tutan hiç bir şey kalmadı haliyle. çekip gitmeli mi artık? yoksa başlıkta da vurgu yaptığım "y kuşağı hezeyanı" mıdır bu? hayat bu kadar mıdır? bu mudur?

kötü bitirdim. yarım saattir bunu yazıyorum.
0
lucky strike
(23.09.17)
kendini kariyerin üzerinden gerçekleştiremezsin sevgili lucky strike, sen bir yarış atı değilsin. lütfen bir an önce bunu kanıksa.
0
evde liyakat kalmamis
(23.09.17)
lucky, tatmin olduğun ve keyif aldığın bir işin var, bu harika. ama ne için çalışıyosun, hayatta yapmak istediğin şey yalnızca çalışmak mı, varlık gösterebileceğin tek alan iş mi?
0
denef
(23.09.17)
herhangi bir özel sektör işi, herhangi birinin hiyerarşik olarak altında yapılan iş bu yaşama değmez.

www.youtube.com

y kuşağı hezeyanı değil bu bence, kendini çok kaptırmışsın. kendini bu kadar kaptırdıktan sonra bu kadar özveriyle devam etmezsen mutlaka birileri huzursuz olup senin de huzurunu kaçıracaktır.

dayanmanın en büyük nedeni belki maaş çok fazladır ama, harcayamadığın parayı ne yapacaksın? alkole gidiyormuş zaten çok fazla.

ben olsam çekip giderim, en azından daha rahat edeceğim bir yere. ideal koşul özel sektörden tamamen çıkmak olurdu benim için de, kişiye göre değişir ideal koşul nedir.

yine de bu duyuruda anlatılan patronlar ve 4 kuşak sonraki torunları haricinde kimse için ideal durum değil.
0
ron dennis
(23.09.17)
işini seviyosun bro.
ve gerçekten şanslı bir tipsin.
tek yapman gereken ne biliyo musun?
o lanet kıçını kaldırıp biraz çevrene bakmak.
ne kadar çok insanın acı içinde olduğunu göreceksin. açlık, sefalet, yalancılık, düzenbazlık, hırsızlık, namussuzluk, ahlaksızlık, fuhuş vs vs vs.
hep ne için biliyo musun corç? daha iyisini elde etmek için. şimdi sen elindekinin tam olarak ne olduğunu bile bilmiyorsun!
lanet olsun ama bilmiyorsun bro!
onun içün çok iyi düşün: ya aç kalıp, dokak köpekjleri gibi gelenden geçenden korkarak ve dilenen gözlerle çevrene bakavaksın ya da elindekini düşürmeden başkalarıyla birleştirecek ve daha iyisini doğruca elde edeceksin!
şimdi seçim senin!
0
fempusay
(23.09.17)
@evde liyakat kalmamis, sen ve biri daha yazdı bunu. yarış atı önermesini önemsiyor ancak katılmıyorum. "ya ne olacağdı" sorusuna bir cevap içermiyor. evrim gereği hepimiz o kastettiğin yarış atıyız zaten her alanda. sosyal, ekomomik, bireysel yarış atları. bazıları borsa da yarış atı bazıları öss sınavında yarış atı bazıları ığdır'da bir köyde öğretmenlik yaparken yarış atı. hayatta kalmak zorundayız. bazılarımız aileye veya eşlerimizin maddi durumlarınarına güvenip ve yaslayıp kendimizibunlardan addediyor olmasak dahi aslında bu da bir çeşit yarış atı olmaktır hayatta kalabilmek adına. parazitler de hayatta kalabiliyor velhasıl.
ayrıca kendimi ne üzerinden gerçekleştirebileceğim? bunu da belirt lütfen. kariyer değil ise ne. eş mi? çocuk mu yapayım mesela? "insan kendini nasıl gerçekeştirir" sorusunun cevabı var ise bir yanıtla. yol çizeyim kendime. bunca duyuru bu yüzden çünkü.

@denef, yoo değil. hayatta başka ne yapılır onu bilmiyorum çalışmak dışında. çehov okumaktan mıdır nedir. bilmiyorum yani, çalışmaz isek canımız sıkılır gibime geliyor ve canımız sıkılırsa tehlikeli işlere yönelebiliriz, mesela solcu olabiliriz? hükümeti devirebiliriz? veya çok çalışırız ve sevdiğimiz insanlar başka insanlara gitmeye başlarlar ve bunu instagramden görürüz falan. ama öncesinde başka medyalardan falan. neyse.
ben iş bitiriciyim. bitirilmesi gereken ve yapmam gereken her işi (pirus zaferi bile olsa) bitiririm. bir iş önerin var mı bana? sektör önerin? bu yüzden mi sordun?

@ron dennis, maaş değil aslında dayanma sebebim. işi ben gerçekten seviyorum. "bundan başka iş yapamam" yüzünden değil bu. gerçekten seviyorum. ama dediğin ve belirttiğim gibi çok çok devasa kısmı zaten beynimi uyuşturma maksatlı olarak ve kasten alkole gidiyor. bir anlamı yok maaşın. gitmek için çeşitli alternatifleri değerlendireceğim. teşekkürler cevabın için.

@fempusay, seni tanıyor olabilir miyim acaba? bize tevekkül teklif eden islam alimlerinden farkınız nedir siz hippilerin? baba evine döneyim bu mantıkla bakarsam?
0
🌸lucky strike
(23.09.17)
henüz 24 yaşındasın, ve çalışmak öyle kötü birşey değil. yol safsataları belki beni hiç çekmediğinden bu kadar rahat konuşuyor da olabilirim ama, bilmiyorum bence fena bir yolda değilsin.

burada aslolan 3 şey var tabi yine bence; 1.si kendini kullandırmadığından emin olabilmek. 2.si mesleğinin ne olduğu, operatörlük mesleklerinde işin sonu belli olduğu için çok çalışmak uzun vadede insana birşey katmaz. 3.sü de hayattaki tavizlerin karşılığını sosyal ve ekonomik açıdan alabilmek, yani işinin senin yaşantındaki etkilerinin seni tatmin edip etmemesi.

normalde yukarıda saydığım 3 şeyi açmam gerekiyor ama ben anlayabileceğin kanaatindeyim. biraz wall-street hezeyanları gibi bir yaklaşımda olmuş anlattıkların ancak bir noktadan sonra mesai saatlerinden kurtulabileceğin bir konuma geleceksen bunda bi' beis görmüyorum. başlarken söylediğim gibi, henüz 24 yaşındasın ve bir kariyer inşaa etmeye çalışıyorsun, genetik mirasa sahip olanlar dışında bu şey öyle kolayca elde edilemiyor malesef, hatta bir çoğunun sonu; büyük ölçüde yukarıda saydığım 3 nedenden dolayı fiyaskoyla kapanıyor. Dikkat edersen başarısızlıktan henüz hiç bahsetmedik bile. Yani belli ki henüz işyerinde ''kapışma'' yaşamamışsın daha, 2-3 eski kurtla birkaç çakal kancayı takmamışlar sana, iteklememişler seni biryerlere. Yani demem o ki; ben genel yaklaşım gibi düşünmüyorum; hayat o kadar romantik bir yer değil keşke olsaydı. Eğer yukarıda saydığım 3 etkenden eminsen ve mesai saati olayını bypass edebilecek bir seviye senin için uzak değilse ''show must go on''


alternatif çözüm olarak, iş yükünün tamamını tek başına üstlenme, sözlükte çalışma prensiplerine dair çokcana anlatı var onlara göz attığında daha iyi kavrayacaksındır bu söylediğimi ama; misalen işleri küçük parçalara ayırıp sadece operatörlük gerektiren şeyleri dağıtabiliyorsan dağıt. illa işyerinden olmasına gerek yok, alternatif kişilerle de paylaşabilirsin bu iş yükünü.

hammaliyetlik(böyle bir kelime var mı emin değilim) gerektiren(yani sadece tekrardan ibaret işler) konusunda agresif isyanlarda bulunabilirsin. bu yöneticinin gözünde seni eskitmeyecektir, uzun mesai saatlerini de kesecektir. Bir noktadan sonra operatör değil de bakış açısıyla yönlendiren konumuna geç. geçemiyorsan zaten 3 maddenin 2.sinde patladın demektir. çık oradan.
0
mete kudur
(23.09.17)
Biz yarış atı değiliz, insanız. Kaldı ki yarış atlarının koşu pisti dışında da bir yaşamları var. Sen hiç dinlenmeden koşmaya çalışıyorsun tabii tıkanırsın. Üstelik yolun başındasın, yolun düz, destek olanın var. Bu durumdayken bütün enerjini harcarsan engelleri aşacak mecalin kalmaz.
Dinlenmen şart. Biraz daha yavaş ilerle. Tadını çıkara çıkara yürü.

Ayrıca biz çok yönlü varlıklarız. Kendini tek alanda gerçekleştirmen gerekmiyor. Bu hem kolaycılık olur hem de risklidir. Yumurtaların hepsini tek sepette taşımak gibi. Marifet büyüklü küçüklü sepetlere koyup hepsini birden taşıyabilmekte. Bunu başarabildiğinde hayatının daha verimli, daha doyumlu, daha güzel olduğunu göreceksin.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(23.09.17)
işin seni olduğundan daha mutlu hale getiriyor mu? bir takıntının tatmin edilmesinden bahsetmiyorum. sonunda elde ettiğin şey mutluluk değil de ruh sağlığının bozulması ise (gidişatın onu gösteriyor, böyle devam edemezsin) bunca çaba neden?

vites düşür.
0
zgrydn
(23.09.17)
istisna durumlar olmadıkça günde 8 saat çalışıyoruz, kalan 8 saatte sosyalleşiyoruz ve 8 saatte de uyuyoruz.

senin yaptığın ise vücuduna koca bir hakaret. sapasağlam dünyay gelmişsin ve bu yüzden çok şanslısın ama böyle giderse çok kısa bir sürede bu sağlığını yitirirsin. hadi sosyal hayatı sıfıra indirmek gene neyse, o senin seçimin. (bence o da yanlış ama sen işi eşe tercih etmeyi seçtiysen, öyle daha çok mutlu ve tatmin oluyorum diyorsan..) ama uyku düzenini acilen toparlaman lazım.

melatonin diye bir hormon var. bu hormon ışıkta salgılanmıyor, illa gece zifiri karanlık olacak. bir de kişi uykuda olacak. en yoğun salgılandığı zaman ise gece 11'den sabah güneş doğana kadar olan süre. yani insanın bu hormonu yeterli olabilmesi için akşam 11de yatması gerekiyor. melatoninin eksikliğinde ise yaygın olarak kişinin bağışıklık sistemi düşüyor, bir sürü hastalıklar ortaya çıkıyor, kişi kilo veremiyor, psikolojik sağlığı etkileniyor, çabuk yaşlanıyor ve çöküyor, kansere yakalanma riski çok büyük oranda artıyor. bunca şeyden sorumlu bir hormon yani bu.

şimdi bunları her besinin eksikliğinde söylüyorlar dimi. ama melatonin çok başka. istersen sen de araştır. vücudunun hem psikolojik hem fiziksel olarak bitmesini ve 30 yaşında 45 yaşındaki bir adam gibi görünmeyi istemiyorsan uykunu düzene sokman gerekiyor. ayrıca kanser dedim ya, hiç de basite alınacak gibi değil melatoninin kanserle ilişkisi.

öncelikle sağlığın için böyle yapma.

sonralıkla, ben bu iş tatmini olayını gerçekten anlamıyorum. hepimiz işimizi yapıyoruz; bir kısmımız severek, büyük bir kısmımız sevmeyerek de olsa. ama o işi, yaşamamıza yetecek kadar para kazanmak için yapıyoruz. iş sadece bir araç. tabiki her zaman daha iyiye gitmek güzel ama daha iyiye gitmenin de bir sınırı olmalı. yoksa bunun sonu yok. ya da sonu sensin işte.

işine bu derece tutkuyla bağlı olman, böyle hırsla çalışıyor olman yüksek egolu bir insan olduğunu düşündürttü bana. oysa ego hiç iyi bir şey değildir. sinir hastası bir insan yapar seni. biraz bunu törpülemen lazım. kendine boş zaman ayır, işkolik bir adam olma.

ben mühendisim. bizim şirkette de bazı mühendisler var mesela, gerçekten çok iyi mühendisler. tek bakışta çözüyorlar sorunları. zaten çok iyi pozisyonlara gelmişler, eminim çok iyi paralar kazanıyorlar. ama adamlarda duygusal zeka öylesine körelmiş ki. bunu yanlış anlama, asla kimseye kötü davranmıyorlar durduk yere azarlamıyorlar falan iyi adamlar ama nasıl desem, empati yetenekleri, iletişim becerileri sıfır. bir de hayatımda gördüğüm en ukala tipler. otursan 10 dakika muhabbet kuramazsın.
böyle biri olma.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(23.09.17)
(11)

Şehir hayatını bırakıp gidenler / örnek hikayeler

orient blue
Arkadaşlar şehir hayatını, masa başı işini, kariyerini terk eden insanların hikayelerini arıyorum. Kendi işini kuran olur, gezgin olan, sponsorlarla yaşayan olur, kitap yazan olur, tarhana yapıp satan olur, aklınıza ne gelirse.Hikayesini oku diyebileceğiniz kişi(ler) var mı? Yabancılara ait örnekler
Arkadaşlar şehir hayatını, masa başı işini, kariyerini terk eden insanların hikayelerini arıyorum. Kendi işini kuran olur, gezgin olan, sponsorlarla yaşayan olur, kitap yazan olur, tarhana yapıp satan olur, aklınıza ne gelirse.

Hikayesini oku diyebileceğiniz kişi(ler) var mı? Yabancılara ait örnekler de olur elbette ama önceliğim yerli olması.

Tikler sabaha.
0
orient blue
(19.09.17)
şu kız var; youtu.be

bir de sayılır mı bilmiyorum ama şu var youtu.be
0
mete kudur
(19.09.17)
Emre ertegün'ün sürecin başından beri deneyimlerini paylaştığı bir blogu var icimdensohbetler.blogspot.com.tr ve "yeniye doğru" kitabı var www.yeryuzudernegi.org

Geçenlerde (bkz: Can Kazaz) da böyle birşey yaptığını anlatmıştı şurada twitter.com

Belki ileride daha çok paylaşır deneyimlerini
0
freebird5406_2
(19.09.17)
Bunlar da geldi aklıma

youtu.be
youtu.be
0
freebird5406_2
(19.09.17)
duymayan kaldı mı bilmiyorum ama sözlükten immanuel tolstoyevski elbette. amarigalardan istifa etti de nepal'de tezek kardı adam.

nick'inden veya fularsizentellik.com dan ulaşabilirsin.
hatta seni direkt ilgilendiren yazı dizisini vereyim: fularsizentellik.com
0
kisa bisey olsun istemistim
(19.09.17)
Köy bağ bahçe ayağından bi örnek olarak Meyvelitepe blog adresine bakabilirsin. Verdiği bağlantılarla diğer örneklere ulaşmak mümkün.
Permakültür araması epeyce örneğe ulaştırır.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(19.09.17)
Süpersiniz teşekkürler :)
0
🌸orient blue
(19.09.17)
ozan önen var.
0
kayranin kedisi
(19.09.17)
trt belgeselde bu konuyla ilgili bir program vardi ismini hatirlayamadim. youtube'u biraz kurcalayin belki yuklemislerdir.
0
tabudeviren
(19.09.17)
ben instagram'dan bu tarzda birçok insan takip ediyorum. çok beğendiklerimin bloglarını da takip ediyorum.

kutupayısı mağazası'nın "ayı gibi gez" takımı var. bu takımda kutupayısı sponsorluğunda dünyayı/ülkeyi gezen insanlar bulunuyor. benim favorilerim;

biz evde yokuz: www.bizevdeyokuz.com
melcan on the road: melcanontheroad.com
tek basina da olur: www.tekbasinadaolur.com

özellikle biz evde yokuz'un yola çıkma hikayesini okumuştum, tam aradığın şey. diğerlerinin hikayelerini tam bilmiyorum ama onlar da muhtemelen böyle başlamışlardır.

@kisa bisey olsun istemistim, sana da çok teşekkür ederim buradan. paylaştığın blog'tan haberim yoktu ve bayıldım.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(19.09.17)
Elinize sağlık harika oldu bunlar. Okuyacak bir sürü hikaye birikti :) daha varsa memnuniyetle alırım tavsiyeleri.
0
🌸orient blue
(19.09.17)
irem çağıl var. instagram'dan paylaşıyor köy yaşamını. reportare.com

yakın zamanda güney'e yerleşen müzisyenlerle de bir yazı disizi yapılmıştı. www.redbull.com

Facebook'tan Alakır Nehri Kardeşliği'ni de takip edebilirsin.
0
kaset
(19.09.17)
(3)

Fındık alım fiyatı enflasyon gerekçesiyle mi

yatagants
Düşük tutuluyor? TMO'nun açıkladığı alış fiyatı 8 tl. Ancak sonuçta Türkiye fındık açısından dünyada tekel durumunda değil mi?Alış taban fiyatı 15 liradan belirlense ne olur? Sonuçta arz az talep fazla yine satılır. Birden bire fındığın alış fiyatının bu kadar yukarı çıkması enflasyonu büyük oranda
Düşük tutuluyor? TMO'nun açıkladığı alış fiyatı 8 tl. Ancak sonuçta Türkiye fındık açısından dünyada tekel durumunda değil mi?

Alış taban fiyatı 15 liradan belirlense ne olur? Sonuçta arz az talep fazla yine satılır.

Birden bire fındığın alış fiyatının bu kadar yukarı çıkması enflasyonu büyük oranda etkileyecek bir şey midir? Bu yüzden bu politikalar uygulanıyor.
0
yatagants
(18.09.17)
ucuzdan toplamak varken neden taban fiyatını arttırsınlar ki?
0
altinci nesil caylak
(18.09.17)
Fındık dış ( en son italyanlar vardı zaman içindei başka firmalar da olabilir devreye giren) şirketlere peşkeş çekiliyordu. tmo yu o nedenle devreden çıkarmışllardı. sonuçlarını da yaşayarak gördük hepimiz. fındık ve fındık yağı fiyatı kaç kat arttı.

şimdi tmo tekrar devreye sokuldu. tmo alırken düşük tutup yüksek de satabilir ama hiç sanmıyorum ki hepsini göstersinler. bir kısmı tmo kasasına büyük bölümü ayakkabı kutusuna girecek. net hata noksan faslı çalışmayacak gibi görünüyor zira para muslukları kısıldı. o kutuların bi şekilde dolması lazım.

üretici tmo ya satamadığını özele düşük fiyattan satmak zorunda kalacak, tmo hepsini almıyormuş çünkü. firmalar da küstürülmeyecek bu şekilde.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(18.09.17)
Şimdi olayın aslı şöyle, normalde önceden tüccarın yanı sıra fındığı fiskobirlik(fındık kooperatifi)alırdı ve tüccardan farklı şekilde fındığı işleyebileceği entegre tesisleri vardı. Şimdi TMO alıyor ama onun fındığı ne depolayabilecek ne de işleyebilecek doğru dürüst tesisi yok.

Eskiden en büyük tüccar Oltan gıdaydı, Oltan Gıda üreticiden toplar yurtdışına ihraç ederdi.
Geçen senelerde Oltan Gıdayı Ferrero satın alınca istediği fiyattan topladı, istediği fiyattan fındığı almaya başladı ve TMO'da fındığı işleyemediğinden ve depolayamadığından sonuçta yine Ferrero'ya sattı. Yani kısacası Ferraro er ya da geç istediği fiyattan almış oldu.
Fındığın kurtuluşu için Fiskobirliğin tekrar devreye girmesi şart gibi görünüyor, benim Ordu'da duyduğum dedikodular böyle.
0
uzaydan kumanda
(18.09.17)
(11)

insanların kapitalizmi içselleştirilmesi

black mamba
bu çok korkunç değil mi? twitter'da falan iş dünyasından insanları takip ediyorum. bir şirket kutlama yapmış. geçenlerde de bir paylaşım yapmıştı. yıl sonu kârı açıklamış ve kârımız şu kadar bu başarı hepimizin tarzında bir şeydi. insanların çalıştıkları şirketleri bu kadar sahiplenmesi, başarıyı pa
bu çok korkunç değil mi? twitter'da falan iş dünyasından insanları takip ediyorum. bir şirket kutlama yapmış. geçenlerde de bir paylaşım yapmıştı. yıl sonu kârı açıklamış ve kârımız şu kadar bu başarı hepimizin tarzında bir şeydi. insanların çalıştıkları şirketleri bu kadar sahiplenmesi, başarıyı patronlarına daha çok para kazandırmak olarak algılaması çok aptalca ve korkunç değil mi?

şu açıdan bana salakça geliyor. mesela hepimiz maho ağa'nın tarlasında çalışan marabalar olsak ve maho ağa yıl sonunda hasat kârını açıklasa ve bu başarı hepimizin arkadaşlar dese hassiktir ordan der insan. ama kurumsal bir çatı altında bu yapılınca güzel bir şeymiş gibi geliyor. insanlar "evet patron biz başardık ;)" "şirketimizi daha da ileri taşıcaz :))" falan diyor. özellikle kurumsal hayatta tüm algı böyle. "sevgi, başarı, biz bir aileyiz :))" başarı dedikleri de kansere çare bulmak falan değil. baya yıl sonunda patrona daha fazla kar ettirmek. bunu öyle allayıp pulluyorlar ki sanki insanlık adına çalışıyorlar.

geçenlerde de büyük bir şirkette çalışan birinin paylaştığı bir fotoğrafa denk geldim. müdür mü ne değişmiş. adam hem eski müdürünü hem yeni yeni müdürünü yağlıyor. "eski müdürün gitmesinden dolayı çok üzgünüm ama x kişisinin de yeni müdür olmasından dolayı çok mutluyum. hem hüzün hem mutluluk yaşıyorum." tarzı bir şeydi. yuh aq. adam anasına babasına bu kadar sevgi göstermemiştir.

işte youtube'da mühendislerin videoları falan var. mesleki tavsiyelerde bulunuyorlar. iyi güzel ama adam öyle iştahla anlatıyor ki yani şöyle çalıştım böyle çalıştım öyle geldim bu noktaya. geceleri 10'a kadar çalıştım çok şey öğrendim. iyi de ne için çalıştın? gün sonunda patron daha da fazla kazanırken sen gençliğini çürüttün eline de 3 kuruş para geçti.

sosyalist/komünist değilim. ancak kapitalizmin bu kadar içselleştirilmesi de çok rahatsız ediyor. orta sınıfta çok var bu. doktor/polis/mühendis her ne ise insan sahip olduğu konumdan neden rahatsız olmuyor? yani sonuçta belli bir zümreden değilsen kölesin ve hayatın boyunca böyle kalacaksın. halbuki orta sınıfın alt sınıftan tek farkı az biraz daha rahat bir hayat yaşaması. yoksa o da yıllarca ev kredisi ödüyor. biraz ev zencisi/tarla zencisi durumu var bence. bir ben mi rahatsızım bunlardan? ben de bu sistemin içindeyim. yapabileceğim bir şey yok ama bu kadar da kabullenmek doğru gelmiyor. yani çalışmayalım falan demiyorum tabii ki ama köleliği böyle övmek de çok saçma. hadi zengin över de alt ve orta sınıfa ne oluyor?

aynı şekilde polisin devleti aşırı sahiplenmesi, doktorun kendini üst sınıf sanması da benzer bir durum. sonuçta sistemin en altındayız. patronları, zenginleri, bankaları zengin ediyoruz. bir polis mesela. sistemdeki yeri baya piyon olmak ama rahatsız değil bu durumdan. ya da eski filmlerde olur ya. gemide çalışan köleler vardır ve sürekli kırbaçlanırlar. şimdiki karşılığı birebir gemi kaptanı/pilot falan. armatörü daha da zengin etmek için hayatını harcıyorsun. ama sorsan kimse köle olduğunu kabul etmez. hatta sistemin devamını daha da savunur.

açıkcası son zamanlarda böyle kariyer manyaklarındansa paraya değer vermeyen ya da kolay yoldan zengin olma yollarını arayan insanlara hak vermiyor değilim. mesela bir futbolcu doktora yapmış beyaz yakalı mühendisten daha doğru adımlar atmış gibi geliyor. pazartesi pazartesi iş günü tartışalım hadi :D
0
black mamba
(18.09.17)
güneyli çocuk
(18.09.17)
Evet çok korkunç. Zaten korkunç bir sistem içerisinde yaşıyoruz bence. İnsanların bu soğukkanlılığını gördükçe ben de inanılmaz şaşırıyorum. Sorguladıkca dibe batıyor insan. Ben öyleyim sorgulamaktan vazgeçiyorum ama ne de bunu değiştirebilecek en azından kendi hayatım için güce bile sahip değilim.
0
tuborg yesili
(18.09.17)
Dediklerinin %90'ınana katılıyorum. Katilmadigim tek kisim devletle alakalı olan .Tamam devletten maaş alıyoruz ama sahsen ben devleti bir patron olarak degil korunmasi gereken kutsal bisey olarak gördüğüm icin sadece polis degil her turlu memurun, devlete hizmet eden insanin yapacagi fedakarliklarin kutsal olduğunu düşünüyorum. Zaten devleti bu hale sokan da insanlarda bu alginin olusmasina neden olanlar da devleti bir patron gibi gosteren kapitalist sistemin kendisi. Eskiden devlet baba denmesinin altinda yatan bir gercek vardi o da devletin bir "baba" gibi karsiliksiz vatandaşlarını korumasi kollammasiydi. Ama bu duzen yani kapitalizm -liboş anlayış- bunu yavas yavaş ortadan kaldiriyor ve bizi kar etmekten baska amaci olmayan ve toplumsal faydayi umursamayan ozelin eline bırakıyor.
0
tociess
(18.09.17)
içselleştirmek durumunda kalınıyor. başka çare yok senin de dediğin gibi. bazıları da abartıyor işte. kraldan çok kralcı oluyor. bütüne bakamıyor, baktığı yer hedefi özendikleri vs.

snowpiercer filmini öneririm. konuyla tam anlamıyla ilgili bir film. biraz rahatlatır, biraz huzursuz eder biraz boşvermişliğe itebilir. ben kutupayısını görme umudumun artık hayal olduğu bir yaştayım o nedenle koyverdim rahvan gidiyor. yapabildiğimce tabii :)
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(18.09.17)
hikayeyi iyi yedirince kapılıyor insanlar. kendi içinde ne kadar açığı varsa o kadar çok yiyor insan yaratığı. yapcak bişey yok, zaaflar görülmüş, sistem ona göre düzenlenmiş. rahatsız olan uyanıyor, diğerleri mutlu mutlu uyuyor.
0
neynep
(18.09.17)
Soylediklerinde cok haklisin. Kendisini patronla, sirketle ozdeslestirerek narsisizmini besliyor insanlar. Yoksa surekli mutsuz ve maglup hissedecekler. Ancak bu algiyi da gelistirebilmek icin yillarca arastirmalar yapip, teoriler gelistirdi insanlar. Mesleki doyum, kuruma aidiyet su bu diye. Cunku uretim hep kutsandi ve artmasi icin bu arastirmalar desteklendi. Kapitalizm her seyini reklama borclu belki de. Biraz endustri psikolojisi okumanizi tavsiye ederim bu insanlari anlamak konusunda.
0
red g
(18.09.17)
insan doğasına en uygun ekonomik sistem kapitalizm. bunu savunduğum için söylemiyorum. taa en başlarda, insanlar komünen halde yaşarken bile avladıkları hayvanın en değerli, en lezzetli eti için anlaşamıyordu. Bütün canlılar için güç önemlidir. İnsanlar için de öyle. Hanginiz daha büyük, daha güçlü bir şirkette çalışmak istemez ki? Ya da para kazanmak istemez? Olay sadece para kazanmak da değil. İş hayatınızı yine mensubu olduğunuz bir sürü olarak düşünün. Hayvanlar dahil siz de güçlü bir şirkete/sürüye dahil olmak istersiniz. Çünkü yine ekonomik sistemde siz şirketiniz sayesinde birilerinin önünde, birilerine göre daha iyi yerde oluyorsunuz. Diyeceğim şu ki, kapitalizm gitse bile insan insandır..
0
silah taciri
(18.09.17)
dediklerine katılıyorum. söylenecek söz bırakmamışsın.
bu söylediklerin daha çok yeni mezun tiplerde oluyor, kendisini ve yaptıgı işi çok önemsiyorlar
veya özel hayatında başarısı olmayan kendisini işe güce adamış kişilerde oluyor bu.
0
dafuq
(18.09.17)
sistemin dışına çıkma şansı olmadığı için mecburen katlanıyoruz. bahsettiğin beyaz yakalı yalakaların kimisinde az ve çok karakter yetmezliği var. çıkarı için ruhunu satmak diyoruz ya da.
0
yons
(18.09.17)
Ben yazılanlara katılmıyorum.İstediğiniz kadar mikro düzeyde işinizi iyi yapın sonuçta şirketin ve organizasyonun başarı ölçütü kar etmesidir.Mantıklı düşünen her insan çalıştığı şirketin daha çok kar etmesini, başarılı olmasını ister.AKsi durumda şirket kapanır,küçülür.Kutlamayı yapanlar patronun cebine daha çok para koyduk diye değil çalışmalarımız sonuca ulaştı,emeklerimize değdi diye kutlama yapıyorlardır.Bu gibi kutlamalar aidiyeti arttırır,geri bildirim kültürü,takdir etme kültürü açısından faydalıdır. Bu arada her yerde şartlar aynı değil ama benim çalıştığım yerde şirketin yıllık performansıyla orantılı prim alıyoruz.
0
turkuaz
(18.09.17)
İnsan doğasına en uygun sistem kapitalizm denmiş, bu hatalı bilgi. Evrimi unutmayalım.
Geldiğimiz evrim düzeyinde bile hatalı bilgi. Bebeklerle yapılan çalışmalar var, sonuçlar doğamızı (bu günkü evrim düzeyinde) anlatıyor.

Şirket kazanınca tabii ki sevinilmeli, çalışanın işinde kalması şirketin bekasına bağlı. prim almayan da bu durumdan mutlu olur, alan fazlasıyla mutlu olur. Bi yerde senin çalışmanın karşılığıdır kazanıyor olmak, mesleki doyum da sağlar.

Mesele bütünü görüp neyin ne olduğunu bilebilmekte. Sen 15 günlük tatilini nasıl geçitryorsun tatil yapabiliyor musun, her istediğini alabilecek durumda mısın, sağlık hizmetlerinden sınırsız ve en iyi düzeyde yararlanabiliyor musun, ne yiyip ne içiyorsun... ve o nasıl yaşıyor? farkı görmek lazım.
mesela:
uk.businessinsider.com

haber.sol.org.tr
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(18.09.17)
(10)

Kadınlara ökkkküz gibi bakan adamlar

ya ben lan neyse
ben 30 yaşındayım ama yeni fark ettim desem yalan olmaz. bana bakan kadınların dahi yüzüne bakamayan bir mal olduğum için olabilir.arkadaş gerçekten hepimiz işi gücü bırakıp şu durumun yok edilmesi için uğrraşsak yeridir. hatta 1 ay resmi tatil olsun, fabrikalar kapatılsın, seferberlik ilan edilsin
ben 30 yaşındayım ama yeni fark ettim desem yalan olmaz. bana bakan kadınların dahi yüzüne bakamayan bir mal olduğum için olabilir.

arkadaş gerçekten hepimiz işi gücü bırakıp şu durumun yok edilmesi için uğrraşsak yeridir. hatta 1 ay resmi tatil olsun, fabrikalar kapatılsın, seferberlik ilan edilsin de kadınlara sanki duyguları yokmuş da mala bakıyormuş gibi bakan zembereği s...ikleri gece-gündüz avlayıp soylarını kurutalım...

geçen gün epey uzunca bir kadının paralelinde yürümek zorunda kaldığımda fark ettim. çekici bir kadındı. kadına sanki ucubeymiş gibi bakıyorlar. görüş açısı kaybolana kadar yüzüne mal gibi bakıyor erkekler. bu ne kadar aşağılayıcı, ne kadar rahatsız edici bir şeydir. yemin ediyorum yıllardır kadınlara kezban kezban diyenlere hak verirken aniden kadınların tarafına geçiverdim. kadınlar böyle o..spu çocuğu gibi bakan adamlar yüzünden efendi erkeklere de sözümona kezbanlık yapmakta haklı lan.

en zoruma giden de böyle adamların karısı-kızı bu bakışlara maruz kalsa cinayet işleyecek olması. o kadar kanıksamışız ki bu durumu bu anormalliği fark edemiyoruz bile. farz edin ki uzaydan, duruma yeni uyanan biri geldi ve durumun ne kadar tuhaf ve iğrenç olduğunu size hatırlatıyor. böyle bir şey olamaz.

edit: yahu bu ilişki sorusu değil ki.
0
ya ben lan neyse
(17.09.17)
Dünyamıza hoş geldin.
0
rusyalı kozmonot
(17.09.17)
Haklisin.

Ilkel, yabani, bagnaz, cahil ama sozumona muhafazakar bir toplumda yasiyoruz.

Bu duyurudaki gercegi de icine alan bir duyuru acacagim musait olunca.
0
runagain
(17.09.17)
Yaşına göre çok iyi uyanmışsın. Sevindim. Kızın olursa harika bir baba olacan sen.
0
yaren
(17.09.17)
Soru neydi?
0
catch the arrow
(17.09.17)
yok soru. yorum yaparsan okurum.
0
🌸ya ben lan neyse
(17.09.17)
Apocalypse
(17.09.17)
Cinsel olarak bastırılmış toplumlarda daha yüce ahlak değerleri değil tam tersine cinsel sapıklık ve değersizleltirilme görülür.

Afganistan'da Taliban bile bir yerleri yönetmeye başlayınca bir yandan okullardan kızları kovup, bir yandan da kimsesiz erkek çocuklarını dansöz olarak oynatmaya devam etti.

İtiraz edecekler olabilir. İtiraz etmeden öncelikle o sol elinizdekini bi bırakın, sonra da en son ne zaman tanımadığınız karşı cins birine (sevişmek istemeyeceğiniz halde) 10 sn ve daha uzun süre gözünüzü dikip baktınız, bir düşünün.
0
otonomo
(17.09.17)
bütün erkeklerin adına konuşamam da, kendimi biliyorum; dışarıdan bakan birine ya da baktığım kadının öküz gibi baktığımı düşünmesinde sadece bakışımdan rahatsız oluyo olması da olabilir. yoksa benim içimden gayet şiirsel naif şeyler geçiyor hep. valla bak.

günah çıkarmam bitti hehe bir de şu var; bu bakış bakma olayının temel suçlusu şehir dediğimiz yapılanmanın kendisi. ve ne alaka denilebilir ama ben de bazen bana bakılmasından rahatsız oluyorum kadın erkek farketmeksizin. ama metroya bindin mi bir çarşı caddesinde yürüdün mü tanımadığın birinin bakışına maruz kalmak kaçınılmaz.

bu bakma olayında kılık kıyafetin "o da öyle giyinmesin o zaman" denilen şeyin etkisinin bir mikdar olduğunu düşünüyorum. asıl etken şehrin iğrenç kalabalığı ve sıkış tepişliği.

ayrıca kimse bakma bakılma konusu üzerine şahsi düzeyde bile (felsefe yapalım dicem de malzeme belli milletçene ondan demiyorum) kafa yormuyor. hani birisi kendine ben buna niye bakıyorum acaba bu kalabalık ne niye sıkış tepişiz sorusunu sormuyor. soran da zaten nihai nokta oymuş gibi verilmiş kabataslak cevaplar üzerinden argüman üretip düşündüğünü ve bir konuda fikir! edindiğini falan zannediyor.

cevap "erkekler bakmasın o zaman" demekle de "kadınlar öyle giyinmesin tek başına çıkmasın o zaman" demekle de değişcek şey değil.
ek: konu toplumumuz "cinsel olarak bastırılmış" demekle de çözüme ulaşmıyor.

daha temel, esas şeylerde problem var. kabaca söylemeye çalışayım, kimse gündelik rutin eylemlerinin ne?si niye?si üzerinde düşünmüyor ya da genelleyici argümanlarla konuyu çözdüğünü düşünüyor, mesela bahsettiğin mevzu da salt bu olmasa da bununla alakalı.
0
dafaisss
(17.09.17)
ben kendimce bi yöntem buldum geçenlerde. onlara aynı onların baktığı gibi bakmak.
kızıma ökkkküzzz gibi bakan bi sersemde denedim. denenmiş bi yöntem yani ve güzel çalışıyor. ne yapacağını şaşırdı kulaklarına kadar kızardı gözlerini koyacak yer bulamadı sıpa.

biliyorsunuz ben yaşlı sayılırım artık, öyle öküzlüklerle muhatap olmuyorum pek fazla ama kızlarla beraber bi yere giderken yaşıyoruz ister istemez. hani beğeniyle bakar bi nebze anlarım gençler sonuçta ama gözlerini dikip biz uzaklaşana kadar bakmak nedir arkadaş yaa.
şuursuz dangalak!
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.09.17)
Yalnız bunun kezbanlık kavramıyla alakası yok, kezbanlık farklı bişe. Kalabalıkla da alakalı değil. Zihniyet, yakın çevre etkisi, erkekler arası sohpetler gibi şeyler ve tabii ki cinselliği aşırı bastırılmış toplum olmayla yüksek oranda alakalı bi durum bu.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.09.17)
(20)

son 1 senede kaç kez ve neden antibiyotik tedavisi aldınız? (tik garantili)

zunkatsar
son 1 senede kaç kez ve neden antibiyotik tedavisi aldınız? her tableti ayrı ayrı değil her tedaviyi ayrı ayrı sayacaksınız.krem tablet serum iğne göz damlası kulak damlası vs her türlü sayın.
son 1 senede kaç kez ve neden antibiyotik tedavisi aldınız? her tableti ayrı ayrı değil her tedaviyi ayrı ayrı sayacaksınız.

krem tablet serum iğne göz damlası kulak damlası vs her türlü sayın.
0
zunkatsar
(17.09.17)
0

En son 2,5 sene önce kullanmıştım. Askerdeki doktor yazmıştı. Ondan önce hiç kullandığımı hatırlamıyorum. Annem de çocukken falan özellikle hiç vermezmiş.
0
catch the arrow
(17.09.17)
İki kere, ikisinde de grip ilerlemişti ve kulaklarım iltihaplanmıştı.
0
pike
(17.09.17)
7 kez.
3ü üst üste olmak üzere 10 günlük totalde 30 günlük aralıksız bi antibiyotik tedavim oldu kronik sinüzit için.
Ondan önce de ciğerlerim Cortladığı için üst üste 3 kez antibiyotik tedavisi gördüm, sonuncusu 10 iğne <3
Bi kere de arada grip için, mezuniyetimden hemen önceydi bi an önce iyileşmek için kullandım.
0
bir nick var benden iceri
(17.09.17)
1 kere. ameliyat oldum safra kesesinden.
0
sutlu nescafe
(17.09.17)
0
geçen sene bu soruyu sorsaydın sanırım 2 derdim.
0
ya ben lan neyse
(17.09.17)
2 kere. ilki idrar yolu enfeksiyonundan dolayı. sürekli tekrar ediyordu ve ağrım vardı. ikincisinde de bronşitten. dayanılmayacak ağrılarım sızılarım olmadığı takdirde antibiyotik kullanmayı tercih etmiyorum ama.
0
moratoryumkisilik
(17.09.17)
üç kez. birinde otit oldum kbb doktoru yazmıştı, ikincisinde tonsillit oldum o sebeple aldım. bi kez de atipik pnomoni olmuştum onu da sayarsam üç oldu evet.
0
pushing up the daisies
(17.09.17)
0.
Kolay kolay ilac kullanmam. Hastalandigim zaman kendime dikkat edip kendime kendime iyilesmeye calisirim.
0
stavro
(17.09.17)
0
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.09.17)
Geçen kış öksürük için doktor vermişti istemememe rağmen, büyük ihtimalle de bakteri falan değil reflü yüzünden öksürüyordum, boşa içtim yani.
0
i was made for you
(17.09.17)
Saymadım. Çok fazla.
0
i m cool with that
(17.09.17)
1 kere. Askerde enfeksiyon sonrası doktor yazdı.
0
nawar
(17.09.17)
1 kere, enfeksiyon.
0
reavelyn
(17.09.17)
0

immün sistemimi düzenleyen devamlı kullanmak zorunda olduğum bir ilaç var. Onun faydası... ( şeytan kulağına kurşun :)
Hasta olursam da virüs kaynaklı olduğu için gerek kalmıyor.
0
fallopian
(17.09.17)
0

at gibi olduğum için hayatımda antibiyotik almışlığım sanırım bir defa. 10 sene falan önce diş çektirmiştim, o zaman aldım.
0
cay koy geliyorum
(17.09.17)
2. dişim iki kere apse oldu. hem tablet hem iğne olarak aldım.
0
kedi kovalayan astronot
(17.09.17)
3 kere,

1. dişim iltihaplıydı, ne yapsak ağrıya dayanamadığımdan almak zorunda kaldım

2. boğazımda iltihap çıktı, doktor aldırdı.

3. suratımda çıban çıktı, antibiyotikli krem fayda etmeyince normal antibiyotiğe girdik
0
noluyo yaa
(17.09.17)
0.
günümüzdeki antibiyotik kullanımına karşıyım. dişim için bile kullanmadım, ben inat edince dişçi kullanmasan da olur dedi.
cevaplara üzüldüm. ne çok kullanan var. belki çoğu insan doktor yazdı diye kullanıyor ama doktor doktor değil ki. mesela birkaç yıl önce çok uykusuz olduğum bir gün işe gidemedim. rapor almaya gittiğimde doktor beni bademciklerimin iltahaplanmaya başladığına inandırıp antibiyotik yazdı. 2 gün de rapor, dinlenmem lazımmış. ilaç falan almadım tabi. şikayet etmek mi lazım böyle insanları bilemiyorum ki..
0
istanbul kanatlarimin altinda
(17.09.17)
@troll antibiyotik olmasın demiyorum. zaten "günümüzdeki" kullanımına karşıyım dedim yukarıda. grip olan antibiyotik alıyor.

genelde gerekli bir şey de değil hem. ha sen genelde ameliyat oluyorsundur ya da genelde çürüğünün üstüne dolgu yapıyorlardır o zaman bilemem.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(17.09.17)
0. geçen antibiyotik krem verdi doktor. "haddi lan ordan" -içimden, sansürsüz- deyip almadım. soğan sarımsak yiyorum antibiyotik yerine.
0
olutaklidi
(17.09.17)
(5)

Peluş oyuncak

neynep
Bikaç peluş oyuncak var. Büyükler de var, 70 cm-1 m filan. Bunları nasıl degerlendirsem napsam acaba?
Bikaç peluş oyuncak var. Büyükler de var, 70 cm-1 m filan. Bunları nasıl degerlendirsem napsam acaba?
0
neynep
(17.09.17)
cocukhizmetleri.aile.gov.tr Buranın yetkilileriyle iletişime geçip onlara verebilirsiniz.
0
gonion
(17.09.17)
yenilerse @gonion, eskilerse @ardacan +1
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.09.17)
Gönder Suriyeli çocuklara vereyim. Fotoğraf garantili. :)
0
1adam
(17.09.17)
satsan da olur, alıcı bulunur mutlaka.

karikaturistan.files.wordpress.com
0
ron dennis
(17.09.17)
:))
satmak için ilan koymuştum, biri yazmış, tavuk oyuncak gerçek tavuğa benziyor mu, markette yumurtaların yanına koyucam diye kldaslkdal

çocuk hizmetlerinde 5 tane peluş oyuncak uygun olur mu ne bileyim.
çocuklar da peluş oyuncak seviyor mu hala belli değil, telefon filan isterler :(
0
🌸neynep
(17.09.17)
(4)

Ev Dekorasyonu

l arrache coeur
Merhaba duyurunun zevk sahibi iç mimarları, Bu eve n'abalım? Biraz dekorasyon değişikliği iyi gelir diye düşündük. Mesela köşedeki yemek masasını kaldırmak istiyoruz ama yerine ne konabilir sizce? Her türlü öneriye açığız. Danke.https://i.hizliresim.com/7yVpzP.jpghttps://i.hizliresim.com/3p13br.jpg
Merhaba duyurunun zevk sahibi iç mimarları,

Bu eve n'abalım? Biraz dekorasyon değişikliği iyi gelir diye düşündük. Mesela köşedeki yemek masasını kaldırmak istiyoruz ama yerine ne konabilir sizce?

Her türlü öneriye açığız. Danke.


i.hizliresim.com


i.hizliresim.com
0
l arrache coeur
(17.09.17)
@lamaga +
masanın yerine bi ünite koyabilirsiniz. hem petek kapanmaz, hem alan açılır hem müzik setine yer bulmuş olursunuz. kapaklı bölümleri olursa güzel olur giriş olduğunu tahmin ettiğim yerdeki sepet gibi şeyleri de kaldırabilirsiniz.

anne gözüynen:
yerleri çok islak paspasla silmeyin parkeler kabarmaya başlamış.
ayakkabuları çıkarınca yerine kaldırın.
tişört kısa süreli kalabilir :)
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.09.17)
eviniz tam dekore edilmelik keşke mimarlık okusaydım der dururum hep :D

* yerdeki parkeleri değiştirme imkanınız var mı bilmiyorum ama bej rengi parkelerle değiştirebilirsiniz.

* duvarlarınız tam rengarenk ev boyasını hakediyor. fıstık yeşili yada canlı mavi renklere boyayabilirsiniz. her iki duvar farklı renkte de olabilir. kapıların aralarındaki kartonpiyerleri beyaza boyayın.

* kahverenhi koltuk çok iç karartıcı duruyor. renkli çiçekli desenli bir kaplama yaptırıp ayaklarını beyaza boyatabilrisiniz.

* Duvarlarınızda tablo yok. uzun tablolar (mesela kaplumbağa terbiyecisi) asılabilir.

* daha modern bir stor perde gerekiyor, mümkünse yatay kalın çizgileri olan cinsten

* masanın karşısında bulunan desenli kanepemsi şey orda olmamış. koltukların karşısında olmalı.

* masayı başka yere alabiliyorsanız çok iyi olur, oraya şu tarz bir lamba hoş olur.
encrypted-tbn0.gstatic.com

* masayı taşıyamıyorsanız 3 lü sarkıtlardan alabilrisiniz tam masaya denk gelecek şekilde.
st2.myideasoft.com

* saati değiştirip daha modern bir saat alabilirsiniz. bir de başka bir yere asın o astığınız yer çok klişe bir yer.

* çamaşır sepeti, ayakkbılar vs ortadan kalkarda güzel oalcaktır :D
0
peace.on
(17.09.17)
Evin diğer kısmını göremedim ama masa oraya olmasa da yemek için başka alanınız var mı?
Kullanımı olan bir bölümse, oraya daha uygun bir yemek alanı gelmeli.
Ha başka yemek alanı varsa ve o köşe yeniden tasarlanacaksa, kenardaki berjer o köşeye alınıp şu şekilde bir düzenleme yapılabilir.
i.pinimg.com

peteği kapatmadan üst kısma bir raf alanı düşünebilirsiniz.
i.pinimg.com

alan yine yemek alanı olarak kullanılacaksa oraya özel olarak tasarlanmış bir köşe mobilya ya da yuvarlak masa kullanımı kolaylaştırır.
i.pinimg.com
i.pinimg.com

Evin geneliyle de ilgili o geçişler kemer yerine düz olarak yeniden yapılsa daha modern durur.
Orta sehpa daha şık bir model olabilir.
0
demoniclewinsky
(17.09.17)
bir de benim naçizane önerim aydınlatma olarak sarı ışık kullanın :)
0
elma
(17.09.17)
(5)

Tasinirken kolaylik saglayan yontemler

loveisallaround
Onereceginiz yontemler var mi? Kitaplari soyle koy, ivir zivirlari boyle koy falan. Cok fazla kitap var koli bulmak cok zor oluyor. Ayricakocaman kocaman koliler bulamiyorum. Market kolileri hep kucucuk. Biktim vallahi ev toparlamaktan:/
Onereceginiz yontemler var mi? Kitaplari soyle koy, ivir zivirlari boyle koy falan. Cok fazla kitap var koli bulmak cok zor oluyor. Ayricakocaman kocaman koliler bulamiyorum. Market kolileri hep kucucuk. Biktim vallahi ev toparlamaktan:/
0
loveisallaround
(17.09.17)
Kolileri internetteki koli satan web sitelerinden istediğiniz boyda sipariş edin. Marketten iste, esnafla konuş falan diyenlere bakmayın bence, bütçeniz varsa cebinizden 100 lira fazla cıksın, ama başınız ağrımasın diye bakıyorum ben.
0
sopiro
(17.09.17)
ben bütün kitaplarımı valizlere yerleştiriyorum her seferinde, gerekirse arkadaşlarınızdan ödünç valiz de isteyin bence, çünkü kitaplar çok ağır oldukları için kolilerle taşıması hatta evde odadan odaya götürmesi bile çok zor oluyor. tekerlekli valizler en kolayı. kıyafetleri ise hurçlara ya da jumbo boy çöp poşetlerine koyuyorum. kırılacak mutfak malzemelerini tek tek gazete kağıdına sarıp koliye yerleştiriyorum.
0
hypathia
(17.09.17)
hypathia+1

ben valiz kullanmıyordum ama valiz de iyi fikirmiş.

koliler çok ufak olmasın, taşıyanlara bezginlik geliyor git gel git gel.

büyük kolilere çok ağır şeyler koyma, taşırken koli dağılıyor. büyük kolilere kitap gibi ağır malzemeyle yastık gibi havaleli ama hafif malzemelei karışık koy. valize sığmayan kitapları da o şekilde eritirsin.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.09.17)
kolay gelsin.

taşınmak büyük bir fırsat bence. aylardır hiç kullanmadığını fark ettiğin bir sürü şey çıkacak. hatıra, süs, hediye vs diye düşünmeden hepsini at, sat ya da ver. bir de onları taşımakla uğraşma. üstelik yeni evin daha ferah olur.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(17.09.17)
Çok büyük çuvallar al ambalaj malzemeleri satan yerlerde var. Kıyafetler yorgan nevresim kirimayacak ne kadar eşya varsa doldur. Adamlar tek seferde dünya kadar eşya götürdü bende 3 çuval çıktı gerisi kırılacak eşya ve mobilya oluyor.
0
Fritz-X
(17.09.17)
(13)

parasını alamayan çalışan hesapları alıp çıksa?

runagain
imdi bu çalışan, sözde sosyalist ve bir kısmısı da ateist ve dahi emek partili de olan ortakların işlettiği bir türkü bara düşmüş, garson olarak. 15. gününü doldurmuş iş yerinde, günlük 50 tl alması gerekirken (50 tl'ye garson mu var!) bugün iş yok vs vs deyip, an itibariyle 310 tl'si içeride. kasad
imdi bu çalışan, sözde sosyalist ve bir kısmısı da ateist ve dahi emek partili de olan ortakların işlettiği bir türkü bara düşmüş, garson olarak.

15. gününü doldurmuş iş yerinde, günlük 50 tl alması gerekirken (50 tl'ye garson mu var!) bugün iş yok vs vs deyip, an itibariyle 310 tl'si içeride.

kasadan ve tipten çalan, kendisinden daha kıdemli garsonun foyasını meydana çıkartmış, o da bugün işe gelmemiş. adisyonlar ve hesaplar, iş sonunda patronlar kuruluna devredilene kadar bu arkadaşta.

aldığı hesaplardan, alacağı olan miktarı alıp, kalan parayı adisyonlarla beraber müsait bir yere bıraksa ve çıkıp gitse...

suç mudur?

ayıp mıdır, günah mıdır, yanlış mıdır? nedir?
0
runagain
(17.09.17)
suç mudur?
-evet

ayıp mıdır, günah mıdır, yanlış mıdır?
-evet

nedir?
-tukkan sahiplerinin yaptigi da yanlis ancak yanlis yanlisla kapatilmaz.
0
fakyoras
(17.09.17)
kamera falan yoksa al çık git
0
purple rain
(17.09.17)
Hiç türkü bara gitmediğim halde kazıkçı olduklarını biliyorum. İçeriye kafanı uzatsan 30 tl çerez yazarlar. Dünyanın en terli ve samimiyetsiz ortamıdır. Etnik kökeninden dolayı sosyalist derler ama kafası aslında teröristtir. Çalıştığını belgele sigortan yatmadığını şikayet et. Sağlam ceza öder. Para alma suç
0
hasmetizm 2046
(17.09.17)
para vermeye gelince dansöz gibi kıvırtan patronun dotune koy geç.
0
purple rain
(17.09.17)
Evet suçtur.
İşveren ödemesi gerekmediği kadar miktarı zaten ödemiş, bu acele niye?

Ücret ödemesi günlük mü anlaşılmış? Sanmıyorum ama sorayım dedim. Kafe gibi işletmelerde genellikle ücret ödemeleri kanuna uygun olarak aylık yapılıyor, arada avans veriliyor.

İş kanununda ücret ödemeleri açık şekilde belirtilmiştir. Çalışılan ay biter diğer ayın ilk haftası gibi ödeme yapılır. Avans da kanunen 15 gün çalışma sonrası verilir ve verilen miktar 15 günlük ücret değildir.

(Ona bakarsan devlet emekli ödemelerini 20-28 gün sonra yapıyor, biz de hazineye gidip maaşımızı erken tahsil edelim o zaman!)

Çalışılan yerde kasadan işverenin haberi olmadan kendine vaya başkaına ödeme yapılmaz, o para işverene aittir, onun tasarrufundadır, yaparsan suç işlemiş olursun.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.09.17)
benim anlamadığım ise şöyle adamın dini inancı veya siyasi ideolojisi seni ne ilgilendirir çok saçma, sen paranı anlaştığın tarihte alamadıysan kasadan çalman doğru değil ama ülkede adalet yok, o yüzden yapılabilir ama türkü bar işletiyorsa adamlar tekin değildir, gömmesinler sonra
0
purple rain
(17.09.17)
Haklıyken haksız duruma düşer bunu yapan kişi.
0
clones
(17.09.17)
@purple rain, kamera var kayıt yok.

@hasmetizm, kayıtsız bir yer zaten. ne ruhsat ne vergi levhası...

@hayat aklını... ödeme günlük ve 50 tl anlaşıldı. ödemesi gerekenden fazlasını ödemiş gibi bir şey söz konusu değil dolayısıyla.

@purple, ideoloji ya da inançsızlıklarına vurgu yapmamın sebebi, son yıllarda muslimlerin bu konuda şampiyon olmalarından mütevellit, diğer cenahtan da bir pencere açmak amaçlı.

sözlükte piraye kafe (nazım hikmet kültür merkezi) ile ilgili bir başlık da açılmıştı. hatırlarsınız belki. paranın dini imanı, ideolojisi, milliyeti yok evet.

emekten, isyandan, direnişten, devrimden bahseden tipler bunlar. bu sebeple yazdım detayı.

ateş olsa, cürümleri kadar yer yakarlar. bir şey yapma potansiyelleri yok.

@trollziya, parasını alsın da çıkıp gitsin mi bu arkadaş?
0
🌸runagain
(17.09.17)
o zaman, hesabı iş sonunda patrona devrederken içerdeki parasını emrivaki tarzda istesin.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.09.17)
@hayat aklini... gecen hafta cumartesi, alacağım 195 tl idi. bu hafta cumartesi 310 tl kalan. geçen hafta da konuştum, dün de. adamların işine para yatırmış oluyorum, finanse ediyorum üç kuruşla. tekelci ürün vermiyor bunlara, onun parasını çıkarıyorlar öncelikle. ürünler günlük alınıyor zaten, gece yarısına kadar da parasını istiyor adam. onun parasını verince pek de bir şey kalmıyor ama her gece de bir 35'lik götürüyor arkadaşlar.
0
🌸runagain
(17.09.17)
mekanda hesapsız durumar ve çok fazla kaçak var demek ki.
her akşam tekelciye ödeme yapılıyorsa içki günlük tüketiliyor demektir.
1 şişe içki alsa akşama satılmış olsa daha fazla para kalması lazım. ya stok çoğaltıyor, ya kira ve diğer ödemeler çok fazla ya kasadan çalan garson birden fazla var, ya da senin foyasını çıkardığın garson iyi çalmış.
gerçi sezon da yeni geliyor, çoğu işletme birikimden yiyor ama anlattıklarından anladığım kadarıyla sizin işverenlerin işletmecilikten haberleri yok ya da artık bezmişler, zira sektör çalışanları ne yazık ki çok bilinçli olmayan, çalan eden insanların fazla olduğu bi sektör.
neyse ne. sen başka iş bakmaya başla şimdiden bence. paran kalmaz gibi görünüyor, geç de olsa alırsın. ödeme durumundan ya da başka durumlardan rahatsız olduğun yerde kalma, yanlışlar sana da yanlış şeyler düşündürmeye başlıyor bu sefer biz de onlara benzemeye başlıyoruz.

sen patronlara solcular ama hak hukuk bilmiyorlar diye kızıyorsun ama esas kızman gereken kasadan ve tipten çalan garson(lar) olmalı. işletme sana vereceği parayı kazanamadım diye veremiyor, kazanç garsonun cebine giriyor. kıdemli diyorsun epeyce götürmüş olmalı. tek de değildir o, başkaları da vardır muhtemelen.
her akşam 35 lik götürmekle dükkanın ödeme dengesi bozulmaz, cafe sahipleri çoğunlukla sattıklarını tüketirler. müşteri ilişkileri, çıkan ürünün kontrolü vs. birtakım nedenleri var.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(17.09.17)
Gunluk, sayiyla ve gece 2'ye kadar odeme yapmak kosuluyla tekelden urun alınabiliyor.

Kirayi bilmiyorum ne kadar ama dukkan sahibine birkac aylik borclari oldugunu biliyorum.

3 gundur calisan kominin de dun isi birakmasiyla tek garson ben kaldim.

Is yok zaten. Ciroyu ben biliyorum ama bir 35lik de 43 tl. Her gun arti 43 ile alacagimi verebilirler.

Simdi ciksam, o parayi almam bir hafta on gun surer en az. Hic alamama ihtimalim de var. Ve ihtiyacim var o paraya. Birakip gitme luksum yok.

Kactir konusuyorum ama anlamiyorlar. Ne yapalim is yok sabret falan...

Alacagimi kendim alip cikmak da cok hosuma gitmiyor. Ama ne yapacagimi da bilmiyorum.
0
🌸runagain
(17.09.17)
dediğiniz şeyi yapan bir tanıdığımı mahkemeye verdiler, üç dört sene boyunca mahkeme sürdü. Ceza aldı, ama bir şey oldu detayı bilemiyorum, hapse girmedi de bir süre sicilinde kaldı o. Daha geçen sene silindi yanılmıyorsam. Kısaca, uğraştığınıza değmez bence.
0
sopiro
(17.09.17)
(19)

Dün yarın olsaydı bugün cumartesi olurdu

birşeylersoracağım
...sözünü söyleyen biri bunu hangi gün söylemiştir?
...sözünü söyleyen biri bunu hangi gün söylemiştir?
0
birşeylersoracağım
(15.09.17)
pazartesi
0
captainobvious
(15.09.17)
pazartesi
0
headon emil lion
(15.09.17)
pazartesi
0
Tears of Devil
(15.09.17)
perşembe
0
black mamba
(15.09.17)
pazartesi
0
metinfk
(15.09.17)
Persembe +1
0
kassiopeia
(15.09.17)
cumartesi
0
veys zimmer
(15.09.17)
Cuma
0
arockm
(15.09.17)
perşembe
edit: pzt doğru
0
orijinal nick bulamadim
(15.09.17)
bugün söylemiştir.
0
hasmetizm 2046
(15.09.17)
Yarin soylemistir
0
asocial anchorman
(15.09.17)
evvelsi günün cumartesi olduğu gün söylenmiştir.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(15.09.17)
perşembe.
0
seyduna6687
(15.09.17)
bugün pazartesi diyelim

dün(pazar) yarın olsaydı(bir gün öncesi cumartesi) bugün cumartesi olurdu.

bence pazartesi uyuyor kalıba.
0
basond
(15.09.17)
perşembe.
0
yatagants
(15.09.17)
Perşembe diyenler neye göre diyor anlamadım.
0
mr.goodcat
(15.09.17)
Salı
0
clones
(15.09.17)
dün yarın olsaydı +2 gün eklenmiş olurdu. 2 gün eklenmiş gün cumartesi ise eklenmemiş halde 2 gün öncesi olur yani perşembe.
0
saseskir
(15.09.17)
@saseskir aynı mantığı ilk başta ben de kurup perşembe buldum ama bugün cumartesi demiyor bugün cumartesi olurdu diyor. yani doğrusu pzt.
0
orijinal nick bulamadim
(15.09.17)
(4)

bu aralar duyuru sanki biraz durgun gibi

captainobvious
sizce de öyle değil mi?
sizce de öyle değil mi?
0
captainobvious
(15.09.17)
bence de öyle. hadi oturup bunun sebeplerini tartışalım. müthiş faydalı bir beyin fırtınası olacağına eminim.
0
diffarentiationation
(15.09.17)
Bence troll'lerin sorusu olmayinca daha iyi. O kisileri zaten taniyorsunuz. Bir de bu kiza 10 uzerinden kac verirsiniz troll'leri de yok. Tum kadinlar sekste sundan hoslanir, tum erkekler kadindan sunu sever genellemesi de gelmiyor. Ben sevdim bu durumu. Gecen de 'duyuruda kalite yerlerde cunku kufur edemiyoruz' diyen biri vardi, o da agzinin payini aldi. Bence burayi inci sozluge ya da mahalle kahvehanesine/nargile kafeye donusturmeyelim. Iyi insanlar gitmesin.
0
Traveller
(15.09.17)
Bence değil. Akış çok ve güzel sorular geliyor.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(15.09.17)
beyler duyuru ölüyor :(
0
regardless of what they say
(15.09.17)
(7)

rahatsızlığım ne?

contavolta
öncelikle 8 saat uyuyorum ama yine de dinlenemiyorum. gece uykum bölünüyor galiba sık sık. vücudumda bi uyuşukluk hissi oluyor sabah kalktığımda, kendime gelmem uzun sürüyor. devamlı halsizim sanki.mesaideyken nerdeyse her gün baş ağrısı oluyo son bi iki haftadır.bazen az bazen çok.geceleri yatarken
öncelikle 8 saat uyuyorum ama yine de dinlenemiyorum. gece uykum bölünüyor galiba sık sık. vücudumda bi uyuşukluk hissi oluyor sabah kalktığımda, kendime gelmem uzun sürüyor. devamlı halsizim sanki.

mesaideyken nerdeyse her gün baş ağrısı oluyo son bi iki haftadır.bazen az bazen çok.

geceleri yatarken elim ayağım yanıyor resmen. soğuk yer arıyorum onlara.

kilo sorunum yok. daha önce bu şikayetlerden bi kaç defa doktora gittim tahlil yaptılar. şekerim normal, b12 ve folik asit az bişey eksik çıkmıştı. onlar için ilaç kullanmıştım.

başka bi rahatsızlık olabilir mi acaba bu belirtiler? doktorlar çok sallamıyor gibi geliyor, o yüzdn soruyorum.

yaş:29 cinsiyet: erkek
0
contavolta
(14.09.17)
Haftada kaç tane ağrı kesici kullanıyorsunuz? Sadece baş ağrısı mı yoksa sırt boyun kaslarında ağrı var mı? Fibromiyaljiyi bir araştırın, belirtiler varsa fizik tedavi hekimine gidin.
0
curukturpkokusu
(14.09.17)
Kansızlık da yorgunluk ve ateş yapar.
0
funl
(14.09.17)
Bu belirtiler bir çok nedenden olabilir. Doktor tahlil sonucuna göre bi tedavi uygulamış. Tekrar gidip "şunlar yapıldı ama şikayetlerim geçmedi" demen lazım. Şikayetlerin geçene kadar git.
El ayak yanması için bir de cildiyeye git.
Yorgunluk hali çok çok nedene bağlı olabiliyor. Kardiyolojiye bi git, kalp damar bakılır onu bi elemiş olursun.

Beslenme düzenin nasıl, dengeli besleniyor musun, hareket ediyor musun. Değilse düzenle.
Stres var mı, varsa stres de yapar.

Doktorları önceden araştırıp öyle git.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(14.09.17)
genel muayene yaptırın kendinize. tiroitleriniz normal mi vitamin eksikleriniz var mı. kolestrol de başağrısı yapıyor. birde hepatite baktırın.
0
for day to break
(14.09.17)
D vitamini eksikliği de olabilir ona da baktırın
0
blueprints and cigarettes
(14.09.17)
doktorlar sallamiyorsa ciddi bir sey degildir.
0
fayfim
(14.09.17)
aynılarını ben de yaşıyorum ve depresyonda olduğumu düşünmeye başladım. ay hev rizıns.
0
poison pill
(14.09.17)
(12)

tum vucudu eritecek sihirli bi egzersiz ariyorum

mayeskuel
ben sikilgan biriyim arkadaslar. istiyorum ki. cikayim yuruyus bandina. 1 saat tintin yuruyup kilo veriyim.var mi boyle bisi? oyle banttan in, bisiklete bin, orda haltere gir, bolu tunelinde mola verip metroya aktarma yap falan bana gore degil.
ben sikilgan biriyim arkadaslar. istiyorum ki. cikayim yuruyus bandina. 1 saat tintin yuruyup kilo veriyim.

var mi boyle bisi? oyle banttan in, bisiklete bin, orda haltere gir, bolu tunelinde mola verip metroya aktarma yap falan bana gore degil.
0
mayeskuel
(13.09.17)
heheh. e zaten her gün 1 saat koşu bandına çıksan ve elbette boğazını biraz tutsan baya kilo verirsin niye vermeyesin ki?
0
istanbul kanatlarimin altinda
(13.09.17)
Plank yap. Her gun. Kadlar calisir.
0
mor oje
(13.09.17)
ben de sıkılgan biriyim o yüzden bant işine falan gelemiyorum asla. seninki biraz kendinle çelişmek olmamış mı? üşengeç mi demeye çalıştın yoksa?
0
alperz
(13.09.17)
yürüyüş, bisiklet de olur.
0
gezegen olan pluton
(13.09.17)
yüzme, tenis, masa tenisi, dans birden çok kası aynı anda çalıştırıyor.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(13.09.17)
Planking
0
innerbliss
(13.09.17)
Kilo sporla verilmez. Yani verilir ama o kadar spor yapma potansiyeli olan adam zaten hic kilo almaz. Yarim saat kossan (5km) 250kalori yakiyor. 1 kasarli dürüm döner 1000 kalori. Sporla kilo verilmez ama kilo vermek icin spor lazim. Cünkü stresi azaltiyor, metabolizmayi düzenliyor, hormonlar falan filan icin...

Kilo vermek icin marjinal faydasina göre siralanmis liste.
1 - Islenmis sekeri kes. Günde 2 meyveden fazla asla yeme. Eger bunu yapamiyorsan öteki yapacagin herseyi birak buna odaklan. Bunu hakkiyla yapana kadar baska hicbir sey yapma, bunu tam yap. No cola, no abur cubur, no baklava, zor is ama hayvan gibi etkiliyor.
2 - Birinci maddeyi yaptiysan aksam yatmadan 3 saat önce agzina bir sey sürme. Efsane sonuc veriyor.
3 - Ilk iki maddeyi hakkiyla yaptiysan undan yapilmis hicbir sey yeme. Ekmek arasi döner yiyecegine pilav üstü ye. Tavuk corbasinin yaninda ekmek yeme. Kuru fasülye pilav göm. Bakliya, tahil ye ama kesinlikle undan yapilmis bir sey yeme. Az yemeye calisma, normal ye. Önemli olan az yemek degil, sonradan karnini aciktirmayacak, kan sekerini yükseltmeyecek seyler yemek.

Bunlari yapip kilo verememen imkansiz. Yavas yavas verirsin.
0
2001 kral filmdir
(13.09.17)
yok öyle bir şey. ne kadar çok kas grubu çalıştırırsan o kadar çabuk kilo verirsin. kilo spor yaparken değil spor sonrasında veriliyor zaten vücut kendini tamir ediyor.

biz doğa yürüyüşü yaparken (sırtta 10kg 15-20km inişli çıkışlı yürüyüş) günde 4000 kalori falan yakıyoruz nabız bandıyla hesaplayınca. ama zaten ondan sonraki 3 gün pert oluyorsun.
0
argent dawn
(13.09.17)
oturduğun yerden kilo verebilirsin. çözüm sağlıklı beslenme.
0
sta
(13.09.17)
spor değil diyet önemli. günde 8000 adım yürüyüş yeterli. cep telefonuna yükle yürüyüş programını ona göre, çık dışarı.
0
silver apple
(14.09.17)
Yürüyüş , esnetmek gerdirme hareketleri , plank, çok işe yarıyor
0
dunyatuhaf
(14.09.17)
Plank öyle sihirli bir şey değil maalesef. Kaldı ki cidden etki etmesini istiyorsan limitlerini zorlaman gerekir, spor geçmişin yoksa da bu zor. Yani yapacağın 30snlik plankların tek başına öyle ahım şahım bir yararı olmaz, hatta kiloluysan ve düzgün de duramazsan yarardan çok zararı olur.

Sporla birlikte diyet şart, yoksa sporun hiçbir anlamı yok. Tempolu yürüyüş kalori yaktırır ama bir yere kadar, bantta ara ara incline çalış derim.
0
peggy
(14.09.17)
(10)

minimalist olmaya karar verdim yardim lazim

buenosdias
esyalari atma veya tutma kriterleri konusunda yardim lazim.
esyalari atma veya tutma kriterleri konusunda yardim lazim.
0
buenosdias
(13.09.17)
Gerekli seyleri tutman gerekli
0
Traveller
(13.09.17)
Son 2-3 aydir kullanmadigin her seyi at. Yaz sezonu esyalarini ayirmis llursun. 1 yil biyunca her sezon somu yap bence bu isi.
0
kuehles blondes
(13.09.17)
İnternette deneyenlerin, uygulayanların paylaşımları var epeyce. Çoğu ingilizce, dilin varsa bakmak faydalı olur.

Liste yapmadan alışverişe çıkmamak, gerekmeyen hiç bir şeyi almamakla başlanıyor olması lazım.
Ben şimdiye dek "lazım olursa"cı olduğum için daha fazla bişe demiyeyim. Yeni yeni o yola giriyorum, cevaplar bana da lazım olacak yani.
kolay gelsin, güzel karar.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(13.09.17)
the Minimalist diye bir ikili var, onların websitelerinden başlayabilirsiniz.
James Wallman'ın kitabı - Stuffocation ve Marie Kondo'nun The Life Changing Magic of Tidying Up kitabı ise takip eden okumalar olabilir. Veya Dominique Loreau'nın Simplicite kitabını da deneyebilirsiniz de bana biraz sinir bozucu gelmişti, onu da söylemek isterim.

Ekstreme bazı yöntemler var: mesela, eviniz uygunsa sahip olduğunuz her şeyi (her şeyi!) tek bir odada toplamak ve sadece bir şeye ihtiyacınız olduğunda girip oradan almak. Bu egzersizi bir ay devam ettiriyorsunuz ve bir ayın sonunda girip almadığınız her şeyi elden çıkarıyorsunuz. Dönemsel şeyler (kaban, çizme gibi) dahil edilmeyebilir. Bu kadar geniş kapsamlı yapamazsanız, örneğin giysilerinizden başlayabilirsiniz. Bütün giysilerinizi tek bir yerde tutup sadece ihtiyac duyduklarınızı alıp geri kalanı elden çıkarmak gibi. Ne kadar büyük başlamak istediğinize bağlı yani. Mutfak eşyalarından da başlayabilirsiniz.

Sonra organizasyon gerekiyor; "bir gün lazım olur" diye elinizde tuttuğunuz şeyler eğer sentimental şeylerse tavsiye edilen fotoğraflarını çekip kendisini atmanız. Çocuğunuzun ilkokulda çizdiği bir resim mesela. Ya da üç yıl önce New York gezinizde aldığınız bir süs vs. Bu uzun zaman alan organizasyondan sonra kitapçık, telefon numaraları vs gibi şeyler online olarak geçirilebiliyor. (Bir tamirci broşürü, kahve makinasının kullanma kılavuzu vs)

Organizasyon için her şeyin bir yeri olması gerekiyor. İdeal olanı kullanılanın hemen yerine kaldırılması, ama öyle bir lüksünüz yoksa, bir kutu/yer atayıp, kullandığınız ıvır zıvırları orada biriktirip gün sonunda yatmadan önce evi dolaşıp kutudaki şeyleri olması gereken yere koyabilirsiniz.

Alışveriş listesi yapmak, gardrobunuzu eşleştirmek (hep benzer veya uyumlu renklerde giyinmek gibi) tarzı şeyler de işinizi kolaylaştıracak. Dönemsel olarak kiralayabileceğiniz şeyleri elde tutup tutmamaya karar verebilirsiniz. Mesela, her iki üç yılda bir ancak kullandığınız bir kayak takımı varsa gerçekten evinizde olması gerekli mi, gibi.

Atmayı öğrenmek ve nesnelerle gereksiz duygusal bağlar kurmamaya çalışmak önemli. Yani, işlevsel ve ruhunuzu besleyen, gerçekten sevdiğiniz nesnelere sahip olmak... Onu da yavaş yavaş öğreniyorsunuz.
0
sopiro
(13.09.17)
beni bu konuda en çok zorlayan şeylerden biri şu oluyor: tamam gereksizleri ayırdık atacağız ama nereye atacağız? çünkü çöpe atmak çok israf ve yazık günah gibi geliyor.

yaşadığın yerin belediyesiyle konuşup kıyafet, kitap, mobilya gibi şeyleri alıp almadıklarını sorabilirsin. kadıköy belediyesi ne versen alıyor mesela sağolsun ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor. atılacak elektronik şeyleri de uygun bir şekilde atıyorlar.

mobilyalarını sahibinden ve letgo'da da satabilirsin. satıp eline üç beş kuruş para geçince insan mutlu oluyor. bir de boşu boşuna mobilyanı taşımamış oluyorsun, gelen taşıyıp götürüyor. kıyafetler için ise aynı şeyi söyleyemem çünkü 2.el kıyafet siteleri bence pek iyi değil. koyduğun ürünler aylarca satılmayabiliyorlar. kıyafetleri direk ihtiyaç sahiplerine ulaştır bence.

kendi fikrim şu; kıyafet dolabını sadeleştirmek en zoru. kalan şeyler, ıvır zıvırlar, hatıralar, yazılar vs atması daha kolay şeyler çünkü bir işe yaramıyorlar. ama, "şu tişörtü de aldığımdan beri hiç giymedim gerçi de belki giyerim" düşüncesiyle başa çıkmak çok zor.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(13.09.17)
Yakında ben de temizliğe girişeceğim o yüzden takipteyim.
0
curukturpkokusu
(13.09.17)
ben en çok anıları atma fikrinde zorlanıyordum. fotoğraflarını çekmek güzel fikirmiş.
yalnız fotoğraflanmayacak olanlar da var, kasetler, flopy disketler, hard diskler.. müzelik oldular artık, 30 yıllık mazisi olan şeyler. 80 mb hard disk var nasıl atayım ben onu. daktilomu verdim hala zaman zaman pişmanlık duyuyorum.

bir de arada derede kullandığımız şeyler var. kiralanacak şeyler de değiller. mesela uyku tulumu, çadır, kar botları vs. kiralanmaz ki bunlar.

kıyafet en kolayı, onu denedim. bu yazı çok az kıyafetle geçirdim, valla mis gibi oldu. meğer ne gereksizmiş boş yere ağırlık yapıyormuşum kendime. şimdi giymediğim her şeyi verebilirim veya atarım.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(13.09.17)
Kullanmadığım her elektroniği sattım ben ama keşke yedek olarak bir telefon tutsaydım.

Daha etiketini çıkarmadığım ayakkabılar kıyafetler vardı. Belediye eğer çok fazla eşya varsa kapına gelip alıyor. Yıkayıp ütüleyip verdik. Yanında dolap, elektrikli soba falan da verdik kapıdan aldılar.

@kuehles blondes gibi her sezon ayırıyorum kıyafetleri daha kolay oluyor.

En önemlisi bir şeyler alma kısmı. Benim kriterim şu ana kadar bunsuz idare edebildim mi, sonrasında idare edebilir miyim diye kendime sorup çoğu şeyi bırakıyorum.

Ben hatıralara pek önem verip saklamam. Hepsi kafamda işte. Çöpe fırlatmanın hazzı daha güzel.
0
jazzabel
(13.09.17)
3 yil once bir arkadasimin yeni tasindigim evime gelip salonda soyle bir tur atip bir kac parca esyayi ativermesiyle baslayan seruven bu ve harika gidiyor. o gun cok guzel tatli tatli ikna etti beni.
-jimicikcim, bak bu ne?
-rafta duran kirik bir mumluk
-atalim bunu tatlim, kirik bu. zaten yakmamissin hic.
-:(
-peki bu ne jimicim?
-anahtarlik
-peki, bu niye rafta? bir islevi varsa o islevine gore kullanalim.

hop, takiverdi kapiya bir anda. oyle oyle 10 dakikada salon ferahladi. sonra bi koyverdim, simdi dunya umrumda degil. gecen gun ask mektuplari buldum. hoop atttim gitti, eskiden olsa hayatta atmazdim. yazani da sonradan hatirladim bir de o derece manasiz. boyle seyler agirlik yapiyor insanda. evinizin bir kosesinde gormuyor olsaniz da, alakasiz bir insanin duygularini tasiyan seyler olmasin.

o esyaya bakarken ne hissediyorsunuz? bu bir kriter. guzel bir vazodur, pahalidir, ama bakinca uff bu ne be slk diyorsan hoop letgo! veya ver es dosta komsuya.

arkadasim demisti ki, yeniye yer acman lazim. eski giysiler mesela, ver gitsin. yeni bir sey al, yeni guzel duygularla. tabi bu alisveris manyagi olalim demek degil. abartmadan. ama giysi icin kriter su; dolaplardan tasmayacagiz. giysiler dolapta ferah ferah duracak. fazlalar paylasilacak. koltuklarin, yataklarin alti bos olacak. bkz. feng shui

bir de cok kiyamadiginiz seyleri baska bir esyaya donusturebilirsiniz. bkz. pinterest ve diy. gecen gun dart tahtasindan sehpa yaptim cok guzel oldu. ustune de cicek koydum miss.

disket var demis mesela filozof hanim, iki tanesini ayirin, bardak alti olsun onlar ve diger tum disketleri temsil ettiklerini dusunun :)

her gun bir birim ufalin. eve her gelisinizde herhangi bir fazlaliktan kurtulun, rutine donsun bu.

evinizde yuruyun arada. gozunuze neler batiyor? illa ki bir kac parca seye sinir oluyorsunuzdur, ilk onlardan baslayin. ve hacmi buyuklerden. mesela fazlalik masa, koltuk, tv gibi.

dusunun ki aksam deprem olcak, iki uc saat zamaniniz var, ne alirdiniz yaniniza evi terketmeden?

kirik esyalar, kurumus cicekler, yirtikli delikli seyler ilk kurtulacaklarimizdan olsun.
0
jimicik
(13.09.17)
@tig, linkteki yazıyı yazan melisa kardeş minimalizmi anlamamış.

minimalizm atmak, fazlalıklardan kurtulmak değil. hele tarihi geçmiş şeyleri bozuk, yırtık şeyleri atmak hiç değil. onlar zaten yapılagelen şeyler.
minimalizm bi yaşam tarzı yaşam felsefesi. gerekmeyen, olmasa da olurları hayatına almamak, varsa/olursa çıkarmak sana ağırlık yapan hayatı anlamlı yaşamana engel olan unsurlara vakit, emek, güç vs harcamak yerine, öz olana, fonksiyonel olana, hayatını anlamlandıracak olgulara vs. yönelmek.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(14.09.17)
(10)

İşin içime sinmemesi

dedi ayca
Bu kadar işsiz insan varken şımarıklık mı yapıyorum bilmiyorum ama, moda ve tekstil tasarım mezunuyum (daha yeni mezunum), bir tanıdıkla iş buldum iş tasarımla ilgili değil orada satış yapılacak firmalarla yazışma, fiyat belirleme, koleksiyon takibi yok işte mal gitti mi geldi mi diye kontrol etmece
Bu kadar işsiz insan varken şımarıklık mı yapıyorum bilmiyorum ama, moda ve tekstil tasarım mezunuyum (daha yeni mezunum), bir tanıdıkla iş buldum iş tasarımla ilgili değil orada satış yapılacak firmalarla yazışma, fiyat belirleme, koleksiyon takibi yok işte mal gitti mi geldi mi diye kontrol etmece falan yapacağım. Şimdi bunları yazmak bile tüylerimi diken diken ediyor inanılmaz derecede can sıkıcı buluyorum ama bu tanıdık olan kadın 20 sene boynerde çalışıp sonra kendi yerini açmış. Bu sebeple çok tanıdığı var. Bu aşamada tasarıma ihtiyacımız yok şu an zaten 2 tasarımcı dışardan çalışıyor ama ilerde bir firma ile birleşmeyi düşünüyoruz işte o zaman ne olur bilemiyoruz falan tadında konuştular.

İş benim için kabus gibi, günah kadar çirkin. Her sabah bunu kendime yaptığım için söverek gideceğim ama şu an için başka bir iş teklifi yok. Parası iyi olduğu için de madem öyle gireyim biraz da para biriktireyim diyorum. Yine bir tekstil firması olduğu için, işin iç işleyişini öğreneceğim ve tek umudum da kadının "ay ayça sen böyle harcanıyorsun seni tasarımcı yapalım ya da x firması tasarımcı arıyormuş senin referansın olayım" deme ihtimali.

Eğer olursaaa bir güüün bana başka kapılar açılır, çevre edinirim falan diye bu kadar nefret ettiğim bir işe girmek ne kadar mantıklı sizce? Herkes gir 5 6 ay çalış olmazsa çıkarsın ne var sanki falan diyor ama tanıdık falan da var ya aradasanki bileklerime beton döküp beni denize atmışlar gibi hissediyorum. Yardım edin :(
0
dedi ayca
(13.09.17)
para kazanmaya ne kadar ihtiyacın var? öncelikle bunu değerlendir. ardından da, işe belli bir deneme süreci ver ve o süreçte de sana geleceğe dair hiç imkan sunup sunamayacağına dair fikirlerin de netleşir.
0
i drive the hearse
(13.09.17)
Boşver canım, otur evde fasulye kır. Annenden babandan harçlık al, arkadaşların bir yere çağırınca "acaba pahalı mıdır?" diye düşün, hatta gitme. Hayalini kurduğun o kusursuz, mükemmel iş kapına gelir.
0
yirmisantim
(13.09.17)
başka bir teklif yoksa çalış tabii ki şimdilik. çalışırken iş aramayı engelleyen bir şey yok. tamamen alakasız bir şey de değil üstelik, kendi sektöründe bir şirket. tecrübe tecrübedir, illa sana ileride yarar sağlar.
0
king lizard
(13.09.17)
@yirmi santim +54215125125125
0
tosunpasa
(13.09.17)
simariklik yapiyosun, ayrica yirmisantim +1
0
evde liyakat kalmamis
(13.09.17)
Memlekette kaç kişi okuduğu mesleği yapabiliyor ki?
Artık şanslı gözüyle bakıyoruz bu insanlara. Hele ki okul biter bitmez istediğin gibi bir işe girme düşüncen, hayal gücü geniş bir arkadaşsın sanırım.

Özellikle şu içinde bulunduğumuz dönem iş seçmek için pek doğru bir dönem değil bence.
Bir süre idare edin aynı anda iş aramaya da devam edin tabii.

Ve olumsuz düşünme. Böyle düşünerek daha da yıpranıp işten soğursun.
Kendini motive et. Her yaptığı işin insana katkısı olur. Yaşadığın sıkıntılı zamanlar bile ileride bambaşka bir konuyla ilgili fikir verir.
Çalıştığın yerden ve her olaydan bir şeyler kapmaya bak.

Kolay gelsin, iyi şanslar.
0
mutekebbir
(13.09.17)
Size simarik diyebilecek son insanim. Benim de icimden cekip gitmek geliyor bazen ama benim tecrubem cok. Benden cok gencsiniz, ilk isiniz. Sonradan uzulmemek adina bir abla tavsiyesi, is bulmadan cikmayin. Zaman dogru zaman degil.
0
loveisallaround
(13.09.17)
Çalışırken tasarım da yapabilirsin istersen. İster bi firmayla anlaş ister yap yap biriktir. Mesai dışında sevdiğin bir uğraşın da olmuş olur.

Güzel sanatlar mezunu bi yakınım da aynı şekilde iş bulmuştu hiç kaçırmadı. Konumu gayet de iyi, tasarımcılardan daha iyi kazanıyor bildiğim kadarıyla. (O epey eskidi emekli bile olacak neredeyse) İşinden doyum olarak memnun.

Sektörün tozunu yutarsın, çevre edinir kendini tanıtırsın. Hiç kaçırma derim.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(13.09.17)
işi içine sinen insan %10 u geçmez, iş hayatına hoşgeldin, zamanla biraz daha alışılıyor, ama benim gibiysen her gün kafayı yersin.
0
brayn
(13.09.17)
Sen iyi biliyorsundur, benim en yakın arkadaşlarımdan biri tekstil öğretmeni, ben de onun arkadaşları ve öğrencileriyle ilgili anlattıklarından biliyorum; sizin sektör özellikle tasarımcıya çok acımasız. Yeni mezunları asgari ücretten deli gibi çalıştırıp, kısa vadede alacakları tasarım fikirlerini aldıktan sonra derhal şutluyorlarmış.

Dediğin gibi sektörün işleyişini içerden öğrenmen bakımından iyi bir işe benziyor bahsettiğin. Aracı olmasa, hiç deneyimin yokken belki bunu bile bulamayacaktın. Bence kahretmeden başla ve max fayda sağlamaya çalış. Ama beton meton diyip de 3 gün sonra bırakacak gibiysen ne adamları oyala, ne de başkasının önünü kapat derim.
0
manuel mandalina
(13.09.17)
(4)

Kemik metastazı (Mesane kanseri)

djarwi
Hastaya mesane kanseri teşhisi kondu. Ameliyatla kanser hücreleri temizlendi. İğne tedavisi gördü; süre gittikçe seyrekleştirildi. Birkaç ay sonra yapılan kontrolde mesanenin temiz olduğu; ama omurganın 4. kemiğinde metastaz tespit edildi. 6 ay süreceği söylenen, 2 hafta aralıklarla kemoterapiye baş
Hastaya mesane kanseri teşhisi kondu.
Ameliyatla kanser hücreleri temizlendi.
İğne tedavisi gördü; süre gittikçe seyrekleştirildi.
Birkaç ay sonra yapılan kontrolde mesanenin temiz olduğu; ama omurganın 4. kemiğinde metastaz tespit edildi.
6 ay süreceği söylenen, 2 hafta aralıklarla kemoterapiye başlandı.
3. aydaki kontrolde yayılma olmadığı tespit edildi. İyi haberdi.
Yaklaşık 2 hafta sonra şişlik olan bacağın şiddetli ağrılarından dolayı mr istendi ve bacaktaki kemiğe de kanser sıçramış olduğu öğrenildi.
10 gün süreceği söylenen ışın tedavisine başlandı, kemoterapi durduruldu.

Kemiğe sıçradığı için umut kesilmeli mi bu durumda? Benzer tecrübeye sahip olan ya da konuyla ilgili bilgisi olup yorum yapabilecek olan var mı?
0
djarwi
(13.09.17)
Kemiğe sıçradığı bir senaryo ne yazık ki ben yaşadım ve sonu güzel olmadı. Kemiğe sıçramasının kötüye işaret olduğu doğru ama umut kesilmeli veya kesilmemeli kısmını bilemiyorum. Tek bildiğim hem hastanın hem de yakınlarının psikolojisini çok zorlayacak bir süreç olduğu.
Umarım hastanız iyileşir. Çok geçmiş olsun.
0
cay koy geliyorum
(13.09.17)
umut tabiiki kesilmemeli. temizlenip kurtulabilir, zorlu bir süreç ama neden olmasın ? evrelemede kemiğe sıçrayınca ne diyorlar
0
oscar
(13.09.17)
illa kötü sonuçlanacak diye bir kural yok, umudunuzu kaybetmeyin.
çok geçmiş olsun.
0
seyduna6687
(13.09.17)
Doktorlar umudunu kesmediyse siz de kesmeyin. Kemik metastazı yakınım oldu, tedaviye bile almamışlardı.

Çok geçmiş olsun. Atlatması, gelmiş ama geçip gitmiş olması dileğimle.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(13.09.17)
(2)

su kaçağı tespiti

la mort heureuse
merhaba, komşumuzun banyosunda havalandırmadan su akıyor ama tesisatçı hiçbir şey bulamadı. eski bir ev olduğu için de havalandırma kısmını kırmak gerekiyor diyor. kırmadan aletle bulma konusunda da bu borularda işe yaramaz diyor. bu konuda deneyimi olan var mı acaba?
merhaba, komşumuzun banyosunda havalandırmadan su akıyor ama tesisatçı hiçbir şey bulamadı. eski bir ev olduğu için de havalandırma kısmını kırmak gerekiyor diyor. kırmadan aletle bulma konusunda da bu borularda işe yaramaz diyor. bu konuda deneyimi olan var mı acaba?
0
la mort heureuse
(12.09.17)
Klozetin kenarlarına da baktınız mı? Yerdeki ya da arkasındaki silikonlar adam gibi yapılmadıysa oralardan da su sızar. Ve başka tesisatciya da göster. Kırınca hasar ve pislik çok oluyor. En son olmadı artık kırımla.
0
dickens
(13.09.17)
su kaçağı varsa tesisata bakılır havalandırmayı niye kırıyormuş anlamadım. su kim bilir nerelerden dolaşıp oraya geliyor , her yeri mi kıracak.
eski tip plastik olmayan borularda da cihazla buluyorlardı. cihazlar farklı farklı çalışıyor, termal, sese duyarlı vs. acaba başka bi tesisatçıya mı göstersen.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(13.09.17)
(32)

200.000 kredi çektim, teselliye ihtiyacım var

işimdeyim gücümdeyim
Yaptım.360 binlik ev için 200 bin kredi çektim.Bende 55 vardı, 70 de kayınvalideden borç aldım.Altınları da bozdurunca fit oluyor.10 sene. Aylık 2.850.yaptım lan. artık bir evim var. terasım var lan daha ne olsun?ev sahibi derdi yok, eve eşya almıyım derdi yok.oh be.soru da şu olsun:sizce iyi mi yap
Yaptım.
360 binlik ev için 200 bin kredi çektim.
Bende 55 vardı, 70 de kayınvalideden borç aldım.
Altınları da bozdurunca fit oluyor.

10 sene. Aylık 2.850.
yaptım lan. artık bir evim var. terasım var lan daha ne olsun?
ev sahibi derdi yok, eve eşya almıyım derdi yok.

oh be.

soru da şu olsun:
sizce iyi mi yaptım kötü mü?
0
işimdeyim gücümdeyim
(11.09.17)
bi kurban da kesin.
Hak Taala ödeme kolaylığı versin.
0
kullanıcı adı
(11.09.17)
güle güle oturun :)

eve aylık 6000-7000 gidiyorsa iyi yapmışsın.
0
washe
(11.09.17)
Hayırlısı olsun. Güle güle otur. Bence iyi yapmışsın.
0
himmet dayi
(11.09.17)
valla kusura bakma keriz gibi hareket etmişsin diyenler elbet olacaktır ama ev lan bu...

ben de aynı şeyi mayısta yaptım...içim rahat...

tek kötü yanı, hayatın boyunca eşekler gibi çalışacağın gerçeği artık yazılı olarak tescilli durumda.

hayırlı olsun
0
gkhT
(11.09.17)
İyi yaptın hayırlı olsun. Terasında bi bira ısmarla kendine benden ;)
0
amonaki
(11.09.17)
hayırlısı. ödeme kolaylığı versin allah.
0
sutlu nescafe
(11.09.17)
hayırlı olsun. maalesef bu dünya düzeninde ev büyük ihtiyaç. başka bir dünyada yaşamış olsaydık ulan o paraya gez toz ye yaşa derdim. ama öyle değil.

güle güle otur. alınmış alınmıştır. ödenir bi bakmışsın bitivermiş.
0
eeb
(11.09.17)
hayırlı uğurlu olsun. yapmasaydınız enayi derdim. umarım erken bitirme şansınız olur.
0
golgi aygıtı
(11.09.17)
helal olsun gönlüne yattıysa daha ne olsun
0
basond
(11.09.17)
Allah ödeme kolaylığı versin, güle güle otur.
Ama bir ticaret adamı kafasıyla söylüyorum, eve yatırım yapılmaz.
360 bin lira ile ticaret yapsan evi iki senede alırdın büyük ihtimal.
0
etna
(11.09.17)
Biz de son dönemde bu işlere fazlaca kafa yorduğumuzdan hemen baktım, 200 bin kredi için bankaya 342 bin ödeyeceksin, faiz oranı yine iyiymiş, hangi banka?

İyi mi, kötü mu olduğunu zaman gösterecek. Umarım ev de en az faiz oranında değerlenir.

Çok da düşünmemek lazım tabii, en azından kendi eviniz olacak, güle güle oturun:)
0
peggy
(11.09.17)
alınmışın kötüsü olmaz derler, iyi yapmışsın.

tek kötü yanı vade uzun. TRdeki faizlerle en fazla 5-6 sene konut kredisi kullanılmalı aşırı faiz ödememek için. ben 5 sene çekmiştim bitirmeme az kaldı. yani zaman geçiyor..
0
nuisance
(11.09.17)
Hayırlı olsun ama ne bileyim ya bana bu ev alma işi falan çok kasıntı çok saçma geliyor. Aylık o kadar ödeyebiliyor ya da o kadar kredi alabiliyor olsam, alacağım kredinin 10/1 kısmı ile işler yapıp evin parasını çıkartırdım 2-3 yılda. 10 yıl bağlanmışsınız aç kurtlara.
0
içe doğru kaslı olan çocuk
(11.09.17)
Hayırlı olsun. Bence iyi yapmışsın. 10 sene sonra kira kaç para olacak Allah bilir. Ama sen fiks 2.850 ödeyeceksin yıllar sonra da. Biraz zorlanırsın belki, olsun ayda 10 kere dışarı çıkacağına 5 kere çık. İnsanın kendi evi gibisi yok.
0
hrvl
(11.09.17)
çok iyi yapmışsın. gençliğini eve gömmüşsün diyenlere aldırma. kendim gibi düşünüyorum. 38 yaşındayım, evliyim, çocuğum var, zamanında gezdim, tozdum, yedim, içtim, eğlendim. gençliğimi yedim. ama evim yok. 1000 liralık evden daha yeni taşındım, şimdi 1500 lira kira veriyorum. 10 yılda enflasyonu, kira zammını hiç koymasam bile 120 ayda 180.000 lira kira vereceğim. sen evin anaparası üstüne 142.000 lira faiz ödeyeceksin ve bu artmayacak.

keşke her ay 2850 ödeyecek gücüm olsa, o kadar verecek peşinatım olsa hiç durmam ben de çeker ev alırım.

güle güle sağlıkla huzurla otur.
0
kibritsuyu
(11.09.17)
Sen ölmüşsün ağlayanın yok. Ölümüne kredi ağbi bu nedir allasen? Allah yardımcın olsun diycem de... neyse.
0
[GODDARD]
(11.09.17)
Hic de olumune degil. 10 sene ne ki? Baktigin zaman 2010 bile daha cok yakinken neredeyse 7 sene gecmis uzerinden. Baktin olmuyo sikintidasin yapamiyosun satarsin kapatirsin. Ev fiyatlari hep artiyo zaten. Cok bi zararin olmaz. Yapmasan yari kira bile odesen 20 sene sonra elinde bisey olmayacakti. Bakma sen burdaki genclik heveslilerine imkanlari olsa hepsi yapar.
0
c1b2k3
(11.09.17)
220 bin de ben çektim. ilk ödemesi 22 sinde. sonumuz hayrolsun. en güzelini yaptın. babam yapamadı benim yaptığımı. baba evi nedir bilmiyorum. ama kardeşim ya da olursa çocuğumun güvencesi olacak. ev önemli ev. istanbulda yaşamak kolay değil ev olmadan. 10 sene uzun ama şartlar böyle. hayırlı uğurlu olsun güle güle oturun.
0
hemsta
(11.09.17)
Kredi aylığı kadar kira istiyolar artık iyi yapmışsın öde öde elde var sıfır dıyecegıne bir süre sonra kurus odemeden kafan rahat oturabileceğin bir evin olacak. Güle güle oturun huzurunuz bol olsun
0
hernezıkkımsa
(11.09.17)
E olan oldu artık. Hayırlı olsun. Ev evdir sonuçta.
0
d max
(11.09.17)
Güle güle oturun, tabii ki iyi yapmışsınız. Son krediyi ödeyip de eve geldiğinizde anahtarı çevirirken yaşayacağınız mutluluğu 10 yıllarca hatırlayacaksınız:)
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(11.09.17)
banka için evet mantıksız da bireyler için mantıklı bir hareket bir adet ev sahibi olmak. yani bu böyle rahatlık konfordan da bağımsız olarak direkt ekonomik olarak böyle, uzun vadede sen avantajlısın hem maddi hem manevi olarak.

edit: ha tabii rahat rahat ödeyebilecek, hayat kalitenden ödün vermeyeceksen.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(11.09.17)
360binlik ev bence cok guzel. 10 senen 360binlik eve deger abi. 360bin oha kesin luks.
0
charlotte blanc
(11.09.17)
akıllı ol ticaret yap :D
0
sorunvar
(11.09.17)
yatırımın geri dönüşü açısından felaket bir yatırım bana kalırsa. sadece kredidin faizine vereceğin para düzgün değerlendirilse, ciddi kar getirir ev falan bahane. kısacası birkaç yıl sadece banka için çalışacaksın muhtemelen.
0
christopher nolan
(11.09.17)
kimsede dememiş, ev senin değil bankanın diye.

geçmiş olsun. kanımca kötü bir karar. hayırlı olsun.
0
mahone
(11.09.17)
Ev değil de teras şart hacı. Teraslıysa iyi yapmışın. Hayırlı olsun.
0
erci
(12.09.17)
Bence iyi yapmışsın. Kendi evinde oturmak çok başka. Biz 20 sene kirada gezdikten sonra kendi evimizi aldık. Kiracılık çok kötü bir şey. Hayırlı olsun. Güle güle oturun.
0
Lim5
(12.09.17)
karşılığı olan borç iyi borçtur. borcun varsa karşılığında evin var. kira vermeyeceksin aga. ağız kokusu çekmeyeceksin. zaten 2-3 seneye kiralar olacak 3bin lira. senin ev kendini amorti edecek. en güzelini yapmışsın
0
achatla
(12.09.17)
iyi bişey ev. ama ben yapamam. 10 sene o kadar da uzun değil. ama ben yapamam:D ama muhtemelen de ben pişman olacağım sen olmıcaksın:)
0
klar
(12.09.17)
iyi yapmışsın
0
hebanon
(12.09.17)
belli ki terasi cok seviyorsun, o zaman daha ne olsun. 10 sene cok degil. 30 senelik mortgagelar falan da var sonucta.

aldigin maasa gore degisir iyi yapip yapmadigin.
0
baldur2
(12.09.17)
(6)

Klişe sorularda bugün

denef
ne izleyeyim? izlediklerim şöyle;game of thronesbreaking badromespartacusHIMYMsex and the citythe tudorsblack mirrorfringe
ne izleyeyim?

izlediklerim şöyle;

game of thrones
breaking bad
rome
spartacus
HIMYM
sex and the city
the tudors
black mirror
fringe
0
denef
(10.09.17)
Friends
0
turuncu sufle
(10.09.17)
Yeter knk birazda yaşa çok izlemişin
0
Tears of Devil
(10.09.17)
@tears,abartmayayım diye yazmadıklarım da var lost falan :/
0
🌸denef
(10.09.17)
mad men
0
keep out
(10.09.17)
The wire
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(10.09.17)
person of interest

30 yıllık hayatımda en keyif aldığım diziydi. bana göre got'u falan katlar. ilk sezona dayanmak lazım ama.
0
ya ben lan neyse
(10.09.17)
(7)

Rakı yapan var mı?

Cursed Chico
ARkadaşlar geçen rakı yaptı. 30 40 liraya mal oldu. Her şey yasalmış da. O kadar yasal ki bir zincir kahvecide yaptılar :Dsuyu koyunca beyazlaşmıyordu ama tadı çok benziyordu. Biraz daha yumuşaktı. Onun dışında aynıydı her şey bence.Yapmak için Etil alkol aldılar. Etil akol da zaten tekelde satılıyo
ARkadaşlar geçen rakı yaptı. 30 40 liraya mal oldu.

Her şey yasalmış da. O kadar yasal ki bir zincir kahvecide yaptılar :D

suyu koyunca beyazlaşmıyordu ama tadı çok benziyordu. Biraz daha yumuşaktı. Onun dışında aynıydı her şey bence.


Yapmak için Etil alkol aldılar. Etil akol da zaten tekelde satılıyor.

Sonra internette baktım bayağı yapan var.

Etil alkol 25 lira filandı. Anason aroması 5-6 lira.

70lik de 10o liraya yakın


Devletin el atmaması garip geldi sadece.
0
Cursed Chico
(09.09.17)
arkadaşlar benzer şekilde likör yapıyor.
0
herhaltibiliyoring
(09.09.17)
Devlet el atacak o ise şimdiden ısmarlama haber yapmaya başladılar
0
alp9900
(09.09.17)
Etil alkolün vergisi yükseltilir olur biter. Fazla dillendirmeyin böyle şeyleri. Haber yapılsın geçsin gitsin. Konuşuldukça dikkat çekiyor.
0
sutlu nescafe
(09.09.17)
evde distile içki üretmek yasak. dizin yaptığınız tam olarak içki bile değil sıkıntı yok. ancak benim yaptığım beyazlıyordu, bir yerde bir hata var.
0
ozman
(09.09.17)
Riskli bir iş. Sahte rakı içipte ölen, kör olan insanlar var. Ters bir şey yaparsanız, ölebilirsiniz veya kör kalabilirsiniz.

Dikkatli olmakta, iyi araştırıp yapmakta fayda var...


.
0
kartallar yuksek ucar
(09.09.17)
Zaten sürekli gözümde ağrı vardı içerken :D pskolojik herhalde
0
🌸Cursed Chico
(09.09.17)
Rakı öyle yapılmaz, damıtılarak yapılıyor. Çok meşagatli bir iş, öyle kahve zincirinde yapılacak iş değil. O yapılan olsa olsa rakı kokulu etil alkol olmuştur.
Beyazlamamasının nedeni alkol oranının yüksek olması. 40 derecenin altına düştüğü zaman beyazlar.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(09.09.17)
(20)

bu parayla bir buçuk gün nasıl idare edilir?

renksizbukalemun
arkadaşlar şu an nakit olarak bir lira elli beş kuruş, bir kredi kartında 97 kuruş, banka kartımda 6,42 tl var. bu parayla pazar ikiye kadar idare etmeliyim. en iyi nasıl degerlendirebilirim? makarna iptal, oçak yok.ailenden arkadaştan iste de demeyin lütfen. aglayaçagım biraz açıklı bir durum :Dmes
arkadaşlar şu an nakit olarak bir lira elli beş kuruş, bir kredi kartında 97 kuruş, banka kartımda 6,42 tl var. bu parayla pazar ikiye kadar idare etmeliyim. en iyi nasıl degerlendirebilirim?

makarna iptal, oçak yok.

ailenden arkadaştan iste de demeyin lütfen. aglayaçagım biraz açıklı bir durum :D

mesela hangi bisküvileri alayım :(
0
renksizbukalemun
(09.09.17)
cumartesi sabah - yakınlardaki esnaf lokantasında mercimek çorba + yarım ekmek (2-2,5 tl)
cumartesi akşam - esnaf lokantasında pilav üzeri nohut (4-4,5 tl)
pazar sabah - esnaf lokantasında ezogelin çorba + yarım ekmek (2-2,5 tl)
0
mr.goodcat
(09.09.17)
ya nerde 2 liraya çorba var? bilmiyorum.
0
🌸renksizbukalemun
(09.09.17)
Noodle al cabuk corba al sıcak suya kat ye ekmekle birlikte.
0
hernezıkkımsa
(09.09.17)
bu çabuk çorba aklıma gelmemişti bir lira falandır herhalde?? olabilir.
0
🌸renksizbukalemun
(09.09.17)
hesap numaranı özelden sal hacı. bi bakalım bahtına kaç lira düşer. ama hsonu eft olmaz. havale olabilir mi bilmem. olursa ziraat benim banka.
0
fempusay
(09.09.17)
Yok sag ol:) bu şekilde idare etmeyi düşünüyorum
0
🌸renksizbukalemun
(09.09.17)
salça ekmek ye korkma ölmezsin
0
oscar
(09.09.17)
Gurur yapma hesap numaranı ver de para göndereyim. İnsanız sonuçta benzer şeyleri yaşadık.
0
isott
(09.09.17)
Oglum salca yok yok :) ekmek çorba şu an kafama yatanlar
0
🌸renksizbukalemun
(09.09.17)
Para kabul etmiyrsan,istanbuldaysan yarin atla otobuse bizim eve git.valide seni catlayana kadar doyurur.,yedirir,icirir.ya da yemek sepetinden sana gelecek sekilde siparis verilebilir,
0
duptıs
(09.09.17)
bi paket krem peynir al, migros'un kendi markası ya da a101 bim şok hepsinde en fazla 2.5-3 lira. 2-3 ekmek al (erkek olduğunu varsayıyorum, kızsan 1 tane yeter de artar bile bence) 2-3 lira da o. domatesin kilosu en fazla 1 lira, git yarım kilo domates al. kalan parayla da bi paket gong al. acıktıkça doyurur bence bunlar seni. bi günden bir şey olmaz :)

ne güzel insanlar var ya bu arada, içim açıldı gece gece <3
0
ma ya
(09.09.17)
Hacu abi semt neresi?
0
Tears of Devil
(09.09.17)
salça 2 tl nası yok. git salça al işte
0
oscar
(09.09.17)
şok'ta kiloluk petibörler var tempo marka. 2.5 lira mı neydi.

bana sorarsan 1 kutu haşlanmış bezelye konservesi al 400 gramı 2,25 lira. bi kutu da mısır. karıştırıp kaşıkla bunları daha faydalı.

kolay gelsin..
0
kaichi
(09.09.17)
biz de gördük bu günleri ağlayacak bir durum yok :)

bime gidiyorsun büyük salamların en ucuzundan alıyorsun.
2 tane de ekmek. ikiye bölüyorsun 4 parça ekmek.
sabah yarım akşam yarım.
sonra ki gün de sabah yarım akşam yarım. idare edicen.

baktın olmuyor ıban yolla özelden 10 tl atayım devam et :)) fazlasını yollarsam sistem bozuluyor ondan 10 tl :)
0
Caaannn
(09.09.17)
bim'den çiğköfte alıyordum ben, 2'li ufak dürüm ve soslu olan. 1,45'ti sanırım. küçük ayran da 30-40 kuruş gibiydi.

normalde yüzüne bakmadığım bim ürünleri hayatımı kurtardı! son dip yaptığım günlerdi, 3 kitabı sahafa götürüp 10 tlye satmış, 2 gün geçinmiştim o parayla. en son da 1,5 tl ile bir günü kapamıştım. o para da evdeki 6 bira şişesinden gelmişti.

şimdi yarım yamalak, saçmasapan da olsa bir işim var. 7 günde 350 tl almam gerekirken, 125 tl aldım sadece. nasıl idare ediyorum ben de bilmiyorum.

3 günde 3 tl ile geçinmişliğim var. tütün hariç, o da toplan 5 tl tutuyor, kağıdı ve filtresi ile 3 gün gidiyor.

Allah kimseyi o kadar düşürmesin.

çok zor be... duyurudan bir arkadaş, seni unutmadım... az kaldı inşallah... umuyorum, diliyorum. yoksa iki güne fena durumlar.
0
runagain
(09.09.17)
Şu saate kadar yataktan cikmayarak önemli bi etabi tamamladim :)
0
🌸renksizbukalemun
(09.09.17)
kredi kartlarında 3 veya 5 liranın altında olunca provizyon almadan işlem yapılıyor sanıyorum. ödeme yaparken önce kredi kartını dene olmazsa banka kartını verirsin.

askıda ekmek olan fırınlar oluyor. belki yakınlarında vardır diye hatırlatayım dedim.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(09.09.17)
İzmirdeysen gel ben sana yemek ısmarlarım.
0
teknikekip
(09.09.17)
Yardımcı olmaya çalışanlara teşekkürler :) aslinda psikolojik durumu olmasa gayet yasanabilirmis. Tüketim alışkanlıklarımi gözden gecirmemi sağladı bu süreç.
0
🌸renksizbukalemun
(11.09.17)
(7)

Meme kanseri - hastayı ve yakınlarını neler bekliyor?

nıç
Annem biyopsi sonucuna göre bir memesinin alınmasına karar verildiğini söyledi. Kötü huylu mu yani tümörler dedim evet dedi. Sorularıma ondan tam istediğim cevapları alamadığım için, buradan size de soruyorum.bir kaç tümör varmış ve takibinde diğer meme de kontrol edilecekmiş. yayılmasın diye memeyi
Annem biyopsi sonucuna göre bir memesinin alınmasına karar verildiğini söyledi. Kötü huylu mu yani tümörler dedim evet dedi. Sorularıma ondan tam istediğim cevapları alamadığım için, buradan size de soruyorum.

bir kaç tümör varmış ve takibinde diğer meme de kontrol edilecekmiş. yayılmasın diye memeyi alacaklarmış, bu her seferinde böyle mi oluyor annemin durumu mu farklı?
biyopsi sonucundan önce doktor zaten %70 kötü görüyorum tümörleri demişti.
başka şehirde yaşıyorlar, istanbul'a gelecekler. iyi bir doktor arıyorlar kendi çevreleri sayesinde.
kendisi 57 yaşında.

süreç şimdi nasıl olacak? ameliyat öncesi ve sonrası bizi neler bekliyor?

+ geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkürler. umarım.
0
nıç
(08.09.17)
doktor yada sağlıkçı değilim ama geçmiş olsun. Umarım en kısa sürede iyileşir.. Nefret ediyorum şu kanser bokundan!!!
0
silah taciri
(08.09.17)
gecmiş olsun. muhtelemen amelayitın arkasından kemoterapi bekliyor.
0
all girls dream
(08.09.17)
Gelmiş ama geçip gitmiş olsun öncelikle.

Anneni ve sizi zorlayacak bir süreçe giriyorsunuz. Süreç başlangıcında bilmeniz gereken en önemli biligi; hepsi geçecek merak etmeyin.
eksisozluk.com

Şimdi yapacağınız tek şey iyi bi doktor bulup dediklerini harfiyen yerine getirmek olmalı. Ameliyat sonrası tedavi süreçlerinde yemek yiyor olması iyidir. Israr etme, bak yemezsen şu olur bu olur şeklinde değil de bıkmadan yorulmadan yiyebileceği şeyler yapın, ortamlar yaratmaya çalışın.

Çevrede hastanede filan kendi hastalık hikayelerini anlatmaya bayılan tipler var, olumsuz konuşan, mızmız davranan, şunu kaybettik bunu kaybettik diyenlerden uzak tutmaya çalışın. Yakınlarınızdan ne diyeceğini, nasıl davranacağını bilemeyen kişiler, uzak duranlar olacaktır, hoşgörün.
Olumsuz haber taber ne varsa hayatınızdan uzaklaştırmaya bakın. Her daim pozitif olun.

Sizin ama esas olarak annenin tutumu hastalıkla mücadelede baş aktör olacak. Annen bunu yenmeye karar verdiyse yenecektir korkma.

Ameliyat ve tedavi sürecinden sonrası için bazı önerilerim daha olacak. Şimdi onlar için erken, zamanı gelince hatırlatrsan ikinci aşama hakkında konuşuruz.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(08.09.17)
Allah yardım etsin. En kısa sürede atlatırsınız inşallah.
0
komando kani var bende
(08.09.17)
Çok geçmiş olsun, zor bir süreç ama bitiyor merak etmeyin. Meme kanserli hastalarla çalıştığımdan biraz bildiklerimi aktarayim. İsterseniz mesaj da yazabilirsiniz. Önce meme be koltuk altı lenf nodları alınacak. Ameliyattan yaklaşık 1 ay sonra kemoterapi başlayacak. 21 günde 1 alınan 2 ilaç 4 kür verilecek. Burada verilen ilaçlar saçları döker. Sonrasında biyopsi sonucunda belirtilen her2 durumu pozitifse taxan ve herceptin alacak. Taxan kemoterapötiktir bulantı, saç dökülmesi, güçsüzlük gibi yan etkiler devam eder. Herceptin biyolojik bir molekül, alerji ve kalp yetmezliği gibi yan etkileri olabiliyor ama bu yan etkiler verilen ilaçlar ve 3 ayda bir kardiyolog kontrolü ile takip edilir. Kalp yetmezliği olsa bile geri dönüşümlüdür ilaca ara verince düzelir. Bunları alırken radyoterapi de başlayacak. Radyoterapi hafif cilt yanıklarına sebep olabilir. Bir noktaya gelince kemoterapi ve radyoterapi bitecek herceptin devam ederken de aromataz inhibitörü dediğimiz bir ilaç eklenecek. Bu ilacı 5 yıl kullanacak.
Önemli olan şeyler beslenme, kemoterapi öncesi ve sonrasında alınması gereken ilaçların doğru şekilde alınması. Kemoterapilerden 2 gün sonra nötropeni oluştu mu diye bir kontrol kan tahlili yapılması. Kalabalıktan, yorucu işlerden kaçınması. Dağınık yazdım kusura bakmayın, mobilden gerçekten zor oluyor. Umutsuz olmayın, tanıdığım hastaların çoğu 1 yıl sonra normal yaşantılarına döndüler. Bir de kendini çok dinlemesin, tanıdığım hastalar arasında ne kadar sıkıntılı memnuniyetsiz tip varsa hepsinde tüm yan etkiler görüldü. Pozitif bakan, ben bunların üstesinden gelirim, diyerek umutlu olan hastalar ise çok rahat atlattılar.bu gerçekten önemli. Meme kanseri gerçekten tedavi edilebilen bir hastalık, inşallah siz de fayda görenlerden olursunuz.
0
curukturpkokusu
(08.09.17)
merhaba öncelikle geçmiş olsun. benzer aşamaları biz de yaşadık zorlu ama umarım iyi sonuclanacak bir süreç olacaktır. hangi aşamada olursa olsun teşhis edilmiş ve tedaviye başlıyorsunuz. oyle bakın olaya.

bizim yaşadığımız süreç ameliyat , kemoterapi ardından radyoterapi ile sonlandı. bir çok yer gezdik ve annemin içine sinen kişinin operasyonu yapmasını tercih ettik. Haydarpaşa Numune 'de tedsvi oldu. Operasyonu Meryem GünayGürleyik yaptı. sonraki aşamayı ise Bala Başak Öven Ustaalioğlu takip etti (kemoterapi ve radyoterapi) sıra bulmakta sorun olabiliyor . Ama sıra ayarlandıktan sonra bir şekilde çözülüyor. Tabii devlet hastanesi olduğunu unutmayın kalabalık oluyor.

Devlet Hastanesine dair çekincelerimiz oldu ama bir çok konustuğumuz doktor aynı tedavilerin uygulanacağını , ekstra çok fark olmayacağını söyledi.
0
kullanıcı adını aktif edemeyen insan
(11.09.17)
Onkoloji doktoru tavsiyeniz var mı?
0
🌸nıç
(26.09.17)
(13)

Hayattan öğrendiğiniz en değerli ders

binder dandet
Bir anketimsi ile daha karşınızdayız.4s kuralı şu hayatın pi'sidir, özüdür benim icin.
Bir anketimsi ile daha karşınızdayız.

4s kuralı şu hayatın pi'sidir, özüdür benim icin.
0
binder dandet
(08.09.17)
gördüğünün yarısına inan duyduğunun hiçbirine.
0
secrexv2
(08.09.17)
Valla tam onu (4s) yazmaya gelmiştim ben de sen yazmışın. Üstüne tanımam, her daim geçerlidir.
0
Fusha
(08.09.17)
Yapmadığın şeyler için pişman olmaktansa yap ve hayallerini gerçekleştir.
Sevdiğin işi yap yaptığın işe tutkuyla bağlan motivasyona ihtiyacın kalmasın
0
kararsızataletfilozofu
(08.09.17)
İnsanları fiziksel özelliklerine göre değerlendirmemek.
0
diffarentiationation
(08.09.17)
Önyargılı olmak kendimize koyduğumuz en büyük engel
0
purplee
(08.09.17)
secrex+1
sonrasında asla geleceğe dair net plan yapma
0
basond
(08.09.17)
insanları iplemezsek daha mutlu olacağımız. çoğu kişiye değer vermemek lazım. değer verenler sizi bulur sadece onlara değer verin..
0
blame
(08.09.17)
sikine takma (değmeyecek şeyleri).
0
Kamyoncunun vitesi
(08.09.17)
bağlanmayacaksın öyle körü körüne...devamını biliyorsun. doğru bu.
0
AlsterWasser
(08.09.17)
Yok ki
0
balpolen
(08.09.17)
Kimseye hak ettiğinden fazla değer verme.

Kaybettiklerini unut, aksi halde kaybetmeye devam ediyorsun.
0
runagain
(08.09.17)
Hayatta her şey tercihten ibarettir. Yani müdahale imkanımızın olduğu her şey.
0
yaren
(08.09.17)
En değerli hangisi seçmek zor, değerli olanlardan ilk aklıma geleni yazayım:

Nasıl düşünüyorsan öyle varsın.

Mesela bu soruya verilen cevapların bir kısmı olumlu bir kısmı olumsuz nitelikte. Size garanti ederim ki 10 yıl sonra bu başlık altına gelip sonuçlarımızı yazabilirsek düşünceler aynı kalmak ve samimi olmaları koşuluyla vardığımız nokta yazdığımız yani düşündüğümüz yer olacak.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(08.09.17)
(3)

Bu gemi hangi yöne gidiyor?

ismayil
Fotoğraf 8 temmuz günü kilitbahir tarafından çekilmiştir. Şahit olan 3 kişi geminin ege yönüne gittiğini söylüyor. Karşı taraf ise bu geminin köprüsü marmara tarafına bakıyor, diğer yöne gitmesi imkansız diyor ve 8 temmuz'da i ternetten baktıgında tekirdağ limanında bir adet msc gemisi oldugunu soy
Fotoğraf 8 temmuz günü kilitbahir tarafından çekilmiştir. Şahit olan 3 kişi geminin ege yönüne gittiğini söylüyor. Karşı taraf ise bu geminin köprüsü marmara tarafına bakıyor, diğer yöne gitmesi imkansız diyor ve 8 temmuz'da i ternetten baktıgında tekirdağ limanında bir adet msc gemisi oldugunu soyluyor. Kafayı yemek üzereyiz, bir yardım edin?

Not: geminin adını hatirlamiyoruz.
0
ismayil
(06.09.17)
Egeye gidiyor
0
durbikonusucaz
(06.09.17)
Teşekkürler. Msc kalina'ymış. Bacasından ve gemi fotolarından yararlandık.
0
🌸ismayil
(06.09.17)
iki msc gemisi aynı bölgede seferde de olabilir.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(06.09.17)
(4)

Aylık ortalama ödenen vergi tutarı

orijinal nick bulamadim
Benim soru biraz armut piş ağzıma düş gibisinden olacak ama işi bilen birileri hesaplasa konu ülkede gündem olsa ne güzel olurdu. Geçenlerde TV'de bir programa denk geldim. Abi diyordu ki insanımız maaşını brüt alsa daha sonra vergisini kendi ödese, her türlü alışverişte çıplak fiyatı görüp vergisin
Benim soru biraz armut piş ağzıma düş gibisinden olacak ama işi bilen birileri hesaplasa konu ülkede gündem olsa ne güzel olurdu. Geçenlerde TV'de bir programa denk geldim. Abi diyordu ki insanımız maaşını brüt alsa daha sonra vergisini kendi ödese, her türlü alışverişte çıplak fiyatı görüp vergisini kasada ödese hiçbir iktidarın 2 aydan fazla ömrü olmazdı.
Konuya hakim olan biri yapsa hatta şu süper demokratik ortamda (!) gazetenin birinde araştırma yazısı olarak yayınlansa ne muhteşem olurdu. Alt ve orta düzey gelir grubu için ayrı ayrı hesaplanabilirdi. Siz ne diyorsunuz bu konuda? Misal yılda 25-30 bin lira net maaş alan biri devlete kabaca kaç lira vergi ödüyordur?

Edit: Düşündüm de bunu ilk yapması gereken muhalefet değil mi?
0
orijinal nick bulamadim
(06.09.17)
Bir işçinin patrona maliyeti aşağı yukarı net maaşının iki katıdır. 3000 lira alan bir işçi için bir 3000 de vergi ve sgk ya gider. 1000 lirası sgk 2000 lirası vergiler (gelir ver. Stopaj vs.)

Amerikada brüt ödeniyor ve pay checkten kesiliyor bildiğim kadarıyla
0
neysene
(06.09.17)
3000 netin ortalama maliyeti 5150 tl yapar. Ben de beyana göre olsun isterdim fakat bizim kadar katakulliyi sevenin bol olduğu bir ülkede 2 aya iflas eder maliye. Zaten küçük esnaf ve yerli şirketler kaçırabildiği kadar vergi kaçırıyor bir de maaşlılar kaçırsa kaos olur.

Bu linkten hesaplama yapabilirsin ödenen vergi ve SGK primleri için.

net-brut.com
0
kumulatifvergimatrahi
(06.09.17)
sadece maaş ile alakalı sormadım. markette, bakkalda, tekelde, yakıtta, araç alımında, düzenli faturalarda ödenen vergiler de can alıcı. bunlar ile alakalı bir liste çıkarılabilir. özellikle muhalefet bunu kullanabilir.
0
🌸orijinal nick bulamadim
(06.09.17)
Ben de sormuştum aynı şeyi, @screamshot cevaplamış, cevabı buraya alıyorum güncellenmiş olsun:

"asgari ücretli bir adam yıllık brüt 14418 kazanır. bunun 4123 lirasını gelir vergisi ve sgk primi (işçi payı) olarak öder, 1081 lira da asgari geçim indirimi alır. eline net 11376 lira geçer. net ödediği vergi 3042 lira olur.

işveren, o işçi için 3244 lira sgk primi ve işsizlik primi öder. yıllık işveren maliyeti 14418 + 3244 = 17662 lira

yani işçi 11376 lira, devlet 6286 lira net kazanır.

kâr hesabı tamamen ayrı. kurumlar vergisine tabi bir işletme net olarak yüzde 20 öder. yani 2000 lira. gelir sahibi gerçek kişi ise kademelere göre 15-20-27-35 oranında vergi öder. bu durumda kurumlar vergisi daha avantajlı gibi değil mi? değil. çünkü kurumlar vergisi tüzel kişinin vergisidir. bu kâr gerçek kişilere, yani ortaklara aktarmak için de ayrıca bir %15 gelir stopajı ödenmelidir. Yani şirket ortakları her zaman %20 + %15 = %32 oranında vergi öder.

şirketler ayrıca gelirler ve giderler farkı üzerinden KDV öder. burada işçi masrafları (maaş, stopaj) dahil değildir, yani brüt satış gelirleri üzerinden hesaplanır. 10 bin lira kâr etmiş bir işletme belki 1 milyon liralık brüt kâr elde etmiş olabilir. bu durumda bu brüt kârın %18 i kadar da vergi öder.

fiili örneklerle konuşalım, benim şirketimden geçen sene devlet 212 bin lira kaldırdı. 6 çalışan net 236 bin lira, şirket ise hemen hemen sıfır.

üstelik bu vergilendirilmiş gelirin harcanması esnasında alınan vergileri de hesaba katarsak kümesteki tavuklar olduğumuzu görürüz."

Harcarken kdv, kira stopajı, ötv vs, vs. adı altında vergiler ödüyoruz. yiyecek, giyecek, elektrik, su... hepsine ayrıca vergi ödüyoruz.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(06.09.17)
(3)

Kemik suyu 101

manuel mandalina
https://i.hizliresim.com/BAV18L.jpgBunu kaynattık da, üzerinde gördüğünüz köpük gibi şey de içiliyor mu? Amaç kırık tedavisi.Ek soru; kediye de verilebilir mi?
i.hizliresim.com
Bunu kaynattık da, üzerinde gördüğünüz köpük gibi şey de içiliyor mu? Amaç kırık tedavisi.
Ek soru; kediye de verilebilir mi?
0
manuel mandalina
(06.09.17)
Kef'i attım. Kediye sudan vereyim mi demiştim ama kemikler bayaa etliymiş, ondan verdim.
Teşekkürler <3
0
🌸manuel mandalina
(06.09.17)
Geç kalmışım ama yazayım bi dahakine faydası olur.

Kef kaynama sırasında oluşan köpüğe deniyor, oluştukça delikli kepçeyle toplanıp atılır.
Sen foroğrafı et suyu pişip soğuduktan sonra çekmişsin. üstüne yağ toplanmış. yani attığın kısımda etin yağı ve iliği vardı. O kısmı istersen yine delikli kepçeyle alıp yemeklerde pilavda kullanabilirsin. Lezzet verir ve zararlı yağlardan değil, ninelerimizin annelerimizin kullandığı hayvansal yağ.

Kırık tedavisi için kemik suyunun etkisi yok deniyor şimdilerde. Biz yapardık, çocuklarımızı da kemik suyuyla büyüttük. Kırık tedavisi, raşitizm, çocuk gelişimi için takviye amaçlı yaptığımızda kalsiyum çözünüp suya geçsin diye pişerken içine limon sıkardık.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(06.09.17)
@hayat, düdüklüde yaptık, dolayısıyla açtığımızda kef tabaka halinde toplanmıştı. İliği gittiyse kötü olmuş :/
0
🌸manuel mandalina
(06.09.17)
(3)

bizim buzdolabi bozulmus

brad pitt
1 haftadir ev bostu. Geldim sogutmuyor. Normal kat oda sicakliginda. Buz kismi da normal sogukluga kadar inmis. Cozulmus yani her sey.Arcelik call center i aradim. Servis yonlendirecklermis. Ama hani sadece bugun gelecekler mi dedim. Yarin calisiyorum bugun gelmek zorunda her sey bozuluyo demedim ac
1 haftadir ev bostu. Geldim sogutmuyor. Normal kat oda sicakliginda. Buz kismi da normal sogukluga kadar inmis. Cozulmus yani her sey.

Arcelik call center i aradim. Servis yonlendirecklermis. Ama hani sadece bugun gelecekler mi dedim. Yarin calisiyorum bugun gelmek zorunda her sey bozuluyo demedim acikcasi. Bi daha aramali miyim bugun icin zorlamak adina. Ne dersiniz.

Bi de ben kasar salam almistim simdi disarda duruyolar onlar. Ne kadar durabilirler. Sicak sonucta hava istanbulda.

Tsk.
0
brad pitt
(06.09.17)
çok duramazlar, gün içerisinde tüketmeye çalış. servisi de bir daha ara, annemi hastaneye götürücem bana tam saatini söyleyebilir misiniz çok zor durumda kaldım filan uydur bir şeyler.
0
evde liyakat kalmamis
(06.09.17)
Bozulacak olanları servis gelene kadar ya komşuya rica et dolaba koysun olmuyorsa en azından buz kısmında tut, dışardan serindir. paynir ha deyince bozulmaz da salam hemen bozulur çok durmaz.
salamı yeni mi aldın, yeni almadıysan tüketmeden önce kontrol et iyice. üzeri kaygan kaygan olduysa, bozulmuşur yeme. bir hafta yokmuşsun dolap ne zaman bozuldu bilmiyorsun, şüphelendiklerini direkt at hiç riske girme.
buzluktakileri de yeniden dondurma, pişir ve tüket.

servise bir haftadır evde olmadığını , dolabın ne zamandır çalışmadığını bilemediğini, dolaptakilerin artık dayanacak güçlerinin kalmadığını anlat. öncelik tanırlar muhtemelen.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(06.09.17)
Motor bozulmus geldiler. 400 tl. Icindeki her sey bozulmus. Bi de eve girmeden ayiptir solemesi 100 tl.alisveris yapmistim. Keske yaksaymisim parayi. Onlar da gitti. Ustune ustluk en asagi cuma aksam gelebilirlermis.
0
🌸brad pitt
(06.09.17)
(5)

"Spor yap" tafyasına soruyorum: hangi sporu yapayım?

nıç
Kısa boylu ve zayıfım. Hafif basenim var ve pek sıkı değilim. Spor yaparsam hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyi geleceğini düşünüyorum ben de sizin gibi. Ama hangi sporu yapmalıyım? Yüzmeye gideyim diyordum ama sıkılaşmaya yaramaz uzun vadede dediler. Pilatese mi gitsem, sıkıcı mı? Birkaç kez salo
Kısa boylu ve zayıfım. Hafif basenim var ve pek sıkı değilim. Spor yaparsam hem fiziksel hem de ruhsal olarak iyi geleceğini düşünüyorum ben de sizin gibi.
Ama hangi sporu yapmalıyım?

Yüzmeye gideyim diyordum ama sıkılaşmaya yaramaz uzun vadede dediler.

Pilatese mi gitsem, sıkıcı mı?

Birkaç kez salona yazıldım sürdürülebilir olmadı.

Boy 160 kilo 46 cinsiyet kadın yer istanbul
0
nıç
(05.09.17)
Sıkılaşmak içinse yoga ve body. Performans için ise kick box olabilir.
0
filipis
(05.09.17)
apla sen önce biraz kilo al.

yüzme, tenis gibi sporların marjinal faydası fitness'tan daha düşük. yani disiplinli şekilde hiit, squat gibi işleri yaparsanız, aynı sürede yüzerek elde edeceğiniz verimden daha fazlasını elde edersiniz. tv'de gördüğümüz yüzücülerin o vücut için yine ciddi şekilde ağırlık çalıştığını da unutmayın. salonu sürdürülebilir yapacak bir yol bulun bence.
0
illusive88
(05.09.17)
Squat.
0
secrexv2
(05.09.17)
yürüyüş yap. hem fiziksel hem ruhsal olarak iyi gelir.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(05.09.17)
Pilates?
0
🌸nıç
(05.09.17)
(11)

Paça çorbası 101

manuel mandalina
Hiç yemedim, birazdan yiyeceğim mecburiyetten. İçinde parça var mı bunun, varsa onları yiyo muyuz? Kokusunu bastırmak için sirke, limon falan ekleniyor sanırım, hangisi daha lezzetli olur?
Hiç yemedim, birazdan yiyeceğim mecburiyetten. İçinde parça var mı bunun, varsa onları yiyo muyuz? Kokusunu bastırmak için sirke, limon falan ekleniyor sanırım, hangisi daha lezzetli olur?
0
manuel mandalina
(05.09.17)
kokusu? kokusu mistir. içinde paçadan çıkan etler vardır ama çoğu yer artık paçadan değil normal etten yapıyor. parçaları tabi ki yiyorsun.

ağız tadına göre değişir ben sirkeli-sarımsaklı karışımdan da limon da ekliyorum.

ben paçayı beyinli seviyorum.
0
Apocalypse
(05.09.17)
Sirke limon sarımsak tuz karabiber ekle damak damak tadına göre. çok güzel olur.
0
veritaslibertas
(05.09.17)
sirke sarımsak yakışır.
soğutmadan sıcak sıcak yemeye bak, soğudukça jel kıvamı almaya başlar.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(05.09.17)
içinde ne varsa yenir. sirke limon sarımsak üçlüsü + pulbiber muhteşem bir kombo olabilir.
0
qobel
(05.09.17)
Cesaretlendim, teşekkürler :D
0
🌸manuel mandalina
(05.09.17)
Paca yapan yerde iskembe de vardir bence iskembe gom.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(05.09.17)
yersen kelle paca ye. ayak paca cok kokar. cok asiri besleyicidir.
0
alperz
(05.09.17)
@pro, kırığa iyi gelme muhabbeti nedeniyle yiyeceğim.
0
🌸manuel mandalina
(05.09.17)
ha bir de terbiyelisinden ye. hirlarin yaptigi gibi salcali falan olmaz paca.
0
alperz
(05.09.17)
kelle paça- üff olsa da içsek
0
füt
(05.09.17)
i.hizliresim.com
Yedim! Amca "ilk defa yiyorsan sevmeyebilirsin, kelle ye istersen" dedi ama amaca yönelik paça istedim ben yine. Sirke yoktu ortada, sarımsak, pul biber ve kekik koydum içine. Amcanın önerisi üzerine o jöle gibi yerlerini emikledim, bu kısım dışında suyu gayet lezzetli aslında. Korktuğum gibi değilmiş gerçekten, teşekkür ederim^^
0
🌸manuel mandalina
(05.09.17)
(8)

Gecenin 4'ü mü sabahın 4'ü mü?

diffarentiationation
"Saat 4'te şalgam mı içilir?" diye soracaksınız mesela, hangisi doğru?Gecenin 3:59'unda mı deriz yine aynı şekilde?Akşamın ifadesi saat kaçta başlar? Akşamın 10'unda olur mu? Gece ne zaman başlar peki?
"Saat 4'te şalgam mı içilir?" diye soracaksınız mesela, hangisi doğru?
Gecenin 3:59'unda mı deriz yine aynı şekilde?
Akşamın ifadesi saat kaçta başlar? Akşamın 10'unda olur mu? Gece ne zaman başlar peki?
0
diffarentiationation
(05.09.17)
ben sabahın 4 ü diyorum
0
basond
(05.09.17)
sabahin dordu daha mantikli.
aksam 5-6dan sonra baslar.
0
baldur2
(05.09.17)
mantıklı olan sabahın 4ü demek
ama ben gecenin 4 ü diyorum
0
regardless of what they say
(05.09.17)
Sabah.
0
i m cool with that
(05.09.17)
Sabah dogru olani, hatta 2 icin de sabahin 2si diyoruz.
0
Traveller
(05.09.17)
Sabahın 4'ü doğru. Gün ışımaya hazırlanıyorr 4 suları. 4:45 ezan.
3:00 dahil gece diyorum ben. Gecenin 3'ünde, gecenin üçbuçuğunda, 3:59 günlük dilde pek yer bulmaz, sabahın 4'ü olur artık o.
Gecenin bi yarısında 24 - 1 suları, gecenin bu vakti 2:00 den sonra, akşamın bu vaktinde duruma göre 9:00 sonrası veya 10:30 sonrası, akşam görüşürüz gibi durumlar için 08:00 civarları ve sonrası
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(05.09.17)
ben 3'e kadar gecenin 2si, 3ü, 3ten sonra sabahın 4ü, 5i diye gidiyorum.
0
aquarium
(05.09.17)
henüz hiç yatmadıysak gecenin dördü.
uyuyup uyandıysak sabahın dördü:)
mide fonsiyonları açısından düşündüm.

ama bir de güneşin doğuşu referans alınabilir, herhalde gecenin 4ü oluyor bu durumda.
0
red g
(05.09.17)
(3)

Açık öğretiömden ne okumalı

Cursed Chico
işletme felsefe?
işletme felsefe?
0
Cursed Chico
(05.09.17)
Amacına göre değişir. Merak ve keyif içinse felsefe. İş bulmada kolaylıksa işletme.
0
yaren
(05.09.17)
Sosyoloji nasıl?
0
🌸Cursed Chico
(05.09.17)
İşyeri açmayı düşünüyorsan işletme çok işine yarar. Sosyoloji de iyidir, artıları katkıları olur.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(05.09.17)
(8)

Halı yıkama - koku

pln
Dün halı yıkandı, çok eski bir halı, tozlar geçsin diye mecbur yikkattim ama koku bu sefer çok fena. Kurusun diye akşam balkon kapısı açık yattım hatta ama pek işe yaramamış sanırım:( sabretsem geçer mi? Ne yapayım??? Kurutma makinesi falan yok kendim de kurutamıyorum. Geçer mi bu? Ne yapayım ya? :(
Dün halı yıkandı, çok eski bir halı, tozlar geçsin diye mecbur yikkattim ama koku bu sefer çok fena. Kurusun diye akşam balkon kapısı açık yattım hatta ama pek işe yaramamış sanırım:( sabretsem geçer mi? Ne yapayım??? Kurutma makinesi falan yok kendim de kurutamıyorum.
Geçer mi bu? Ne yapayım ya? :(
0
pln
(04.09.17)
yıkattın da kurumadan mı getirdiler?
geçer tabi ama
0
sagin
(04.09.17)
Duvardan duvara maalesef. Çok da nemli burası, küf falan olusmaz umarım.
0
🌸pln
(05.09.17)
O kiri iyi temizlenmemiş. Üstünde kuruyunca da koku yapmış. Tekrar yıkatmanız gerek. O koku geçmez.
0
empty man
(05.09.17)
Yapmayın :(
0
🌸pln
(05.09.17)
Geçiyor. Bana da öyle yapmışlardı. Çıkışınca da normalinin bu olduğunu, her zaman hafif nemli getirdiklerini söylediler.
0
fallopian
(05.09.17)
Tam kuruyunca geçer diye tahmin ediyorum. Geçmezse bir sprey şişesine çamaşır yumuşatıcısı-su karışımı yapıp halıya sıkın. Kokuyu hafifletir/etkisini bastırır.
0
neysene
(05.09.17)
vantilatör varsa halıya doğru ayarlayıp çalıştır, kurumasına çok yardımcı olur.

edit: kuruduktan sonra koku geçmezse boraks soda gibi antibakteriyel ürünlerden yararlanabilirsin. kokuyu yapan nemli ortamda üreyen organizmalardır onlarla mücadele etmek gerekir.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(05.09.17)
kuruyunca geçer ama biraz sürer tam kurumadan sermemek gerekli
0
basond
(05.09.17)
(9)

troller ile ilgili psikolojik bir soru

Sour
neden trollük yaptıklarıyla ilgili bir yazı gördüm de aklıma geldi. şimdi psikolojide saldırganlığı bir şekilde boşalttığınızda (mesela trollük yaparak) öfkenizin, düşmanlığınızın, saldırganlığınızın dinmesi gerekmiyor mu? evet. fakat trollerin bu davranışı daha da arttırdığı belirtiliyor. sizce bu
neden trollük yaptıklarıyla ilgili bir yazı gördüm de aklıma geldi. şimdi psikolojide saldırganlığı bir şekilde boşalttığınızda (mesela trollük yaparak) öfkenizin, düşmanlığınızın, saldırganlığınızın dinmesi gerekmiyor mu? evet. fakat trollerin bu davranışı daha da arttırdığı belirtiliyor. sizce bu nası açıklanır? psikogolar veya bilenler varsa açıklayabilir mi? hatta kaynak bile önerebilirsiniz.
0
Sour
(04.09.17)
Aslında bir çok araştırma öfkeli olduğumuz zamanlarda şiddetle bastırdığımızı sanmamızın yanlışlığından bahsediyor. Yani birine sinirlenip duvara yumruk atmanız aslında o duyguyu bastırmıyor, şeklini değiştiriyor sadece. Okuduğum farklı farklı bir çok kitapta bu durumdan bahsediyorlardı. Yani, dışarıdan gelen yorum ve tepkilerden bağımsız olarak kendi kendilerini besliyor olmaları da bir ihtimal.
0
sopiro
(04.09.17)
şiddet sarmalina girdikten sonra cikis yok. fast food tüketmek gibi düşün, saldırganlik duygusunu o an için fiziksel, sözel, ya da sembolik bir sekilde gideriyor, ama hemen ardindan daha büyük bir boşluk duygusu oluşuyor. şiddet uygulayan kişi, şiddet sonrasi yaşadıgı pismanligi justify etmek icin bir neden bulmak zorunda, rasyonel ya da irrasyonel olarak, bir açıklama yaptiktan sonra o açıklamaya inaniyor ve her saldirganligi sonrasi bu inanç pekişiyor.

benim kaynaklar toplumsal cinsiyet ve saldırganlik/şiddet üzerine oldugu icin dogrudan trollük icin kaynak öneremeyecegim ama bence temelde aynı saikten ilerliyor.
0
eriksatie
(04.09.17)
Bazı insanların troll olmak dışında seçeneği yoktur. Ciddi olmak isteseler kimse tarafından ciddiye alınmazlar. O öfke aslında onların bu hayata karşı isyanını ifade ediyor. İsyan bitmedikçe öfke de bitmez.
0
dissendium
(04.09.17)
Der meister'la anlasamadigim 1000 tane konu olsa da troll oldugunu dusunmuyorum. Actigi konular genelde hayatina nasil vermesi gerektigi seklinde. 23 yasinda universiteye baslayacak, gidecegi ulkede ic savas cikti - yani onu anlayabiliyorum. Elbette "beni seviyor musunuz?" diye duyuru actigi da olmustu ama bir iki kereden bence sorun cikmaz. Ama son gunlerdeki troll'luk duyuruyu kullanilamaz hale getirdi. Islevsizlestik kisaca.

Aslinda vegas da tam troll degil gunde 2 tane konu aciyor ama cok sikinti yok. Arada gelip "muzumu kutuphaneye mi saklayayim?" diye soru acan kucuk troller oldugu gibi, ayda bir gelip sadece "su kadina 10 uzerinden kac verirsiniz" diye soranlar da var ve profiline baktigimda tek duyurusu bu olabiliyor. Bir de "sizce su nasil deyip?" kendi gibi dusunmeyenlere tik vermeyip eski duyuru masturbayonu yapanlar var. Onlar da kucuk troller.

Buraya siklikla troller gelir. S..z88, c...ist... gibi onlarcasi var ama bir sure sonra gidiyorlar, ancak bugunlerde olan biraz fazla oldu. 10 duyurunun 5'ini onlar kapladigi icin insanlar tepki gostermeye basladi.
0
Traveller
(04.09.17)
sözlükte birisi var biliyorsundur belki, adam psikolog ama eskiden trollük yapıyordu. sonra ifşa oldu falan. ben asıl açıklamayı ondan bekledim ama bir şey yazmadı bunun hakkında.
0
uyusam iyi olur
(04.09.17)
trollüğü direkt saldırganlık öfkeyle filan açıklayamayız bence, ancak alt kümeler olabilir. temelde ilgi çekmeyi amaçlayan bir durum olduğu için davranışın artmasını normal karşılıyorum. hiçbir bilimsel dayanağı yok, varsa da ben bilmiyorum. bu şekilde gözlemliyorum. don't feed the troll.
0
evde liyakat kalmamis
(04.09.17)
Bu kadar basit değil bence.

Trol -> Anormal -> Demek ki sağlıksız bir psikolojik durumu var -> Demek ki bu sağlıksızlığa sebep olan bir duygu durumu var şeklinde fikir yürütmek büyük bir atlama değil mi?

Karakter olarak anormal gösterilenin hasta (yani sebebi, semptomu, tedavi edilebilirliği olan) olması bir gereklilik değil bence. Belki de farklı bir çeşit karakterdir sadece?
0
Adramelekhh
(04.09.17)
bence tekrarların beslenmeyle alakası var. yani diyelim ilk eylem şiddet boşalımı ile başlasın, sonrakiler aldığı tepkilere bağlı olarak devam edebilir. zira o noktada trol olmaktan başka bir mekanizma bana göre devreye giriyor: önemsenmek. bu sefer övgü veya yergi olarak kendini tatmin etmeye dönüyor iş. her alınan karşılık da pekiştireç olarak trol davranışını besleyip geliştiriyor.
0
fempusay
(04.09.17)
Boşalttığı/yaşadığı duygu durumunu tekrar yaşamak istiyor ve öncesinde tecrübe etttiği yoldan duyguyu tekrar ve tekrar edinmeye çalışıyor. tekrarın nedeni bu.

not:
psikoloji eğitimi almadım, konunun uzmanı gelir "yanlış biliyorsun" derse şapkamı çıkarıp dediklerini dinlemekten memnunluk duyarım :)
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(04.09.17)
(6)

Favladiginiz entryi şukuluyor musunuz?

fakyoras
Selam,Şukulamanin ekşicesi aklima gelmedi :( Begendiginiz entryi +liyor musunuz? Yoksa sadece favlara mi atiyorsunuz?Dun bi entrym 100kusur favlanmis ama karma sadece 1 oynamis :D 60i çaylak desek kalan 40tan biri mi oylamis sadece demek bu? ( dun hic - almadigimi farzedersek)Tesekkurler,
Selam,

Şukulamanin ekşicesi aklima gelmedi :(

Begendiginiz entryi +liyor musunuz? Yoksa sadece favlara mi atiyorsunuz?

Dun bi entrym 100kusur favlanmis ama karma sadece 1 oynamis :D 60i çaylak desek kalan 40tan biri mi oylamis sadece demek bu? ( dun hic - almadigimi farzedersek)

Tesekkurler,
0
fakyoras
(04.09.17)
şukulamanın ekşicesi de şululamak galiba?!

çaylak oyları etkilemiyor, belki onun da etkisiyle öyle olmuş olabilir.

ben çok çok beğenirsem, ya şurda dursun sonra da bakayım dersem -ki henüz hiç baktığım olmadı- sadece onları fav'a atarım, beğendiklerimi de şukularım.
0
mehmed resad
(04.09.17)
Eskiler + oy verir, sonra tekrar bakarım derse fava atar. Yeniler favlar başka bişe yapmaz. Oy vermeyi bilmiyorlar twitter'dan dolayı sanırım
0
hasmetizm 2046
(04.09.17)
@hasmetizm ben de normalde oyle yapiyorum, demek yenilermis beni sasirtan :D
0
🌸fakyoras
(04.09.17)
Şuku ekşi tabiri zaten.
Beğendiklerimi şukularım, sonra gerekecekse favlarım, "sonra okuyayım ben bunu" dediklerimin şukusunu sonraya bırakırım.

Karma direkt sana verilen oylara bağlı olmuyor sözlüğün genelindeki oylamaya bağlı oluyor. Aylarca yazmadığım halde haftanın dikkat çekeni olmadığı durumlarda bile karma değişiyor veya tam tersi durumlarda sabit kalabiliyor. Hatta karmam düşünce "gündeme bi bakayım güzel şeyler yazılmış olabilir" dediğim bile oldu benim.

edit: evet, bos gezenin bos ustası'nın dediği gibi şuku değil şukela ekşi terimi. şuku sonradan söylenmeye başlandı demek inciden gelmiş.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(04.09.17)
Okuyup beğendiysem;
Önce favori sonra beğeni.
Uzunsa okuyacak zamanım yoksa;
Önce favori. Güzelse beğeni, güzel değilse favoriden çıkarma.
0
mutekebbir
(04.09.17)
Şükela onun orijinali. İnci sözlükte şuku oldu. Yeniler pek bilmez.
Ben şukularım veya eksilerim ama eğer tekrar okunacak veya efsane bir entry ise favlarım oyladıktan sonra.
0
bos gezenin bos ustasi
(04.09.17)
(16)

Evlenip ayrılmak mı hiç evlenmemiş olmak mı?

binder dandet
Biliyorsunuz boşanmalar çok fazlalaştı artık.iki sorum var,a. Evlenmemiş bir kişi '' zaten evlenen çoğu kişi boşanıyor , ya ben de boşansaydım? '' argumanına sığınarak içini rahatlatmakta haklı mı?b. hangisini tercih ederdiniz? evlenip ayrılmak mı? müzmin bekarlık mı?Teşekkür eder saygılarımı sunarı
Biliyorsunuz boşanmalar çok fazlalaştı artık.

iki sorum var,

a. Evlenmemiş bir kişi '' zaten evlenen çoğu kişi boşanıyor , ya ben de boşansaydım? '' argumanına sığınarak içini rahatlatmakta haklı mı?

b. hangisini tercih ederdiniz? evlenip ayrılmak mı? müzmin bekarlık mı?

Teşekkür eder saygılarımı sunarım.
0
binder dandet
(04.09.17)
sevdiğin kişiyle evlenip, işler sarpa sarınca ayrılmak.

evlilik şart değil bu arada. öyle kutsal bir şey de değil.

biriyle birlikte yaşıyorsun işte, sadece birkaç imza bir de saçma sapan bir tören yapılıyor.

bunaltıcı bir yalnızlık olmadıktan sonra her türlüsü gider.
0
rahip janick
(04.09.17)
Tamamen haksız olur. Boşananlara değil, boşanma sebeplerine bakması lazım önce o kişinin.
0
1adam
(04.09.17)
evlenmek için evlenmemek, tercih bu. Büyük laf etmiyim ama Evlilik zor, ben bu insanla yaşarım, evliliği göze alırım dediğim istediğim kişiyle olmadıkça evlenmeden de olmaz kafasıyla yuva kurmadım kurmam.
0
mslny
(04.09.17)
Hayatımda hiç evlenmemiş olmayı tercih ederim ama boşanmaktan çok evlilik fikriyle ilgili benim bu tercihim. Boşanmanın bir sorun olduğunu düşünmemden değil yani.
0
ms brownstone
(04.09.17)
hayat dediğimiz şey deneyimden ibaret. yalnızlığı deneyimlemek zor değil hepimiz hayatımızın büyük kısmında hissediyoruz, ucunda boşanmakta olsa evlenmek ve deneyimlemek daha mantıklı.
0
hopp
(04.09.17)
Kotu bir evliliktense bekar kalmak daha iyi
0
Traveller
(04.09.17)
boşanmak öcü değil ki? yani evlenenlerin çoğu boşanıyor nasıl bir kendini rahatlatmadır... arabaya binen insanların bi kısmı kaza yapıyor. saçını kestirenlerin bi kısmı pişman oluyor. yaşayan herkes ölüyor. ne bileyim, bana en az bunları düşünmek kadar anlamsız geldi evlenenlerin çoğu zaten boşanıyor diyerek kendini rahatlatmak.

sevdiğim biri ile evleneceksem, bi şekilde malum olsa da ayrılacağımı bilsem mesela, yine de evlenirim. yani burada neden evlendiğin önemli. boşanmak bunda bi etken olmamalı bence. seveceğim biri olmazsa zaten müzmin bekar olurum. he o durumda da tüh lan niye evlenmedim birini bula da evleneydim demem herhalde. evlenecek kadar seveceğim birine denk gelmedim diye üzülürüm.

boşanmak üzerinden evlilik olayını kritik etmek çok saçma bence.
0
cilgin korsan ces
(04.09.17)
tanıdığım birkaç kişi severek evlendi ve boşandı kısa sürede. aileme onları örnek gösteriyorum.

evlenip ayrılmaktansa hiç evlenmemeyi tercih ederim. 1,5 yıllık sevgililiği 4 yılı aşan sürede halâ atlatamamışken, evlenip boşansam ne halt ederim bilmiyorum.
0
runagain
(04.09.17)
alternatifi birlikte yaşamaktır bence. evlenmeden yürüyüp yürümeyeceğini de denemiş olursunuz hem. bence çoğu çift bunu yapmadığı için boşanıyor. çünkü 2 senelik sevgilimle birlikte yaşamaya başlayınca hiç bilmediğim yönlerini görüp şok olmuştum iyi de kötü de. yani birinin ev halini bilmeden onu tanıyamıyorsunuz. ama işte bu ülkede birlikte yaşamak da cesaret ve anlayışlı aileler ister.
0
su nanesi
(04.09.17)
a. karşısına hayatı birlikte yaşamak istediği biri çıkmadıysa haklı. Yok, "evlenen boşanıyor" diye evliliğe/ birlikteliğie kapılarını kapatıyorsa kendine haksızlık ediyordur.
b. hayatı paylaşmak isteyeceğin , çocuklarımın babası/annesi olmasını isteyeceğin biriyle tanışana kadar bekarlık, evllenince de yanılmışsan yanıldığını anlayana kadar evlilik, yanılmamışsan mezara kadar evlilik.

Seçenekler arasında evlenip ayrılmak var da evlenip hayatı biriyle paylaşmak niye yok. Boşanma oranlarının artması evlenen herkesin boşandığı anlamına gelmiyor. Sürdürenler de var.
0
hayat aklini konusacak bir filozof uret
(04.09.17)
Hiç evlenmemiş olmak.

Boşanmak kişinin hayatından maddi manevi pek çok şey götürüyor. Birlikte yapılan borçlar, malların bölüşülmesinde çıkan tartışmalar, yaşanan onca sinir harbi, duygusal çöküntü... Ortada çocuk varsa daha da fena. Onun velayeti, bakımı cart curt. Düşündükçe afakan bastı inan ki. Müzmin bekarlık her halükarda daha tercih edilesi. En azından kafa rahat, derdin tasan tek kişilik, iki kişilik değil.

(Bu arada bahsettiklerim "sırf evlenmiş olmak için evlenme" ile ilgili. Hayatını paylaşabileceğin, aşık olduğun biri karşına çıkarsa evlilik tabii ki güzeldir. Sonunda boşanma riski var, o yüzden evlenmemeli dedim gibi bir algı oluşmasın.)
0
i m cool with that
(04.09.17)
Hiç bir şeyi yaşamamış olmaktansa yaşayıp vazgeçmeyi tercih ederim.
0
bugunolmadiamayarinkesinolacak
(04.09.17)
her ikiside herkeste farklı farklı sonuçlar doğurabilir. kimi insan boşanınca oh be nefes aldım der, kimi insan için çok ciddi bir travmaya dönüşebilir. aynı şekilde bazı insanlar yalnızlıktan, bağımsızlıktan beslenir. aile, çoluk çocuk gibi kavramlara kutsallık yüklemez veya bunu hayatında bir olmazsa olmaz konu gibi görmez. kimi insan için aile kurmak en önemli konulardan biridir.

demem o ki, kişisine göre değişir bu olaylar. insan hayatında ki kişiyle paylaşımlarına, kendi duygularına, beklentilerine ve arzuladığı hayat şekline göre karar vermeli. şerh koyulamaz böyle şeylere veya böyleyken böyle kesin diye formüle de edilemez.
0
Phoebe
(04.09.17)
Çok seviyorsam evlenirim. İlerde boşanacak mıyız ki pff diye bırakmam. Anlaşamazsak boşanırız napalım.

Ama sırf çocuk yapmak için mantık evliliği yapıp sonra zaten boşarım diye plan yapanlar var bu olmaz.
0
jazzabel
(04.09.17)
a) evlenmemiş bir kişi neden herhangi bir konuda içini rahatlatmaya ihtiyaç duyuyor, anlamadım. pekala iyi bir evlilikle mutlu olabileceğini de düşünebilir mesela. kişi evlenmeyi ya da evlenmemeyi sorun olarak görmemeli, kendisiyle barışık olmalı. bu konuda herhangi bir argümana sığınmak zorunda hissetmek bence sorun. hoş değil. insan evlenmek isteyip evlenemeyebilir, bunun için burukluk yaşaması normaldir ama böyle argümanlara gerek yok yani. yaşamaya devam etmek lazım. biraz züğürt tesellisi oluyor bu düşünce ve bence sağlıksız.

b. ben mutlu olmayı tercih ederim, hangisi beni daha mutlu edecekse o olsun. "e hangisi eder onu soruyoz işte amk" diyebilirsin ama bunun cevabını vermek bence mümkün değil. evliliğimin yürümediğini anlayıp karşı tarafla anlaşarak güzelce boşanmak, müzmin ve mutsuz bekar olmaktan iyidir mesela... öte yandan çok severken eşim tarafından terk edilirsem muhtemelen kafayı yerim, e bu durumda müzmin bekar olmak çok daha cazip gelir kulağa. duruma bağlı, ilişkiye bağlı. bu işler argümanla, net sınırlarla yürümez bence. ha seni hangisi daha çok acıtır diye düşünüyorsun dersen, muhtemelen evlenip ayrılmak daha çok yakar canımı. bekarlığa, yalnızlığa vs. zaten alışığım. bir insan için "yalnız" kalmak çok da alışılamaz, katlanılamaz bir şey değil. kendinden başka kimseden sorumlu olmadığın için bazı şeyleri modifiye edebiliyorsun hayatında. öyle ya da böyle yürüyorsun. ama hayatını paylaştığın insanı kaybetmek çok ağır bir şey olmalı. beni zihinsel olarak bitirirdi diye düşünüyorum.
0
der meister
(04.09.17)
a hiç evlenmemiş olmak
0
twelfth
(05.09.17)
Download on the App Store Get it on Google Play
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.